GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:94
Tarih:26.06.2019

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Malum, 31 Martta bir seçim oldu, her türlü tehdide, her türlü haksızlığa, hukuksuzluğa rağmen İstanbul ittifakının adayı Ekrem İmamoğlu seçimi kazandı. Ancak bunu içinize sindiremediniz, Anadolu Ajansının yaptığı rezillikler yetmedi, en son 6 Mayıs YSK darbesiyle seçimin iptal edilmesine karar verildi; yeniden yapılan seçimlerde Ekrem İmamoğlu 806 bin oy farkıyla seçimi kazandı. Şimdi, yeni bir darbeyle karşı karşıyayız; daha önce hiçbir darbecinin aklına gelmeyen, Kenan Evren'in, Pinochet'in aklına gelmeyen bir darbeyi yapmaya çalışıyorsunuz.

AKP grubuna seslenmek istiyorum: Arkadaşlar, sizde hiç vicdan yok mu, bunu yapanlara karşı hiç "Bu, doğru değildir." demiyor musunuz? Bunun adı "yerel darbe"dir. Bakın arkadaşlar, daha önce Van'ın Tuşpa'sında darbe yaptınız, kayyum atadınız tekrar; yine, Diyarbakır'ın Bağlar'ında aynı şeyi yaptınız. Şimdi, İstanbullular bir yetki vermiş, demişler ki: "Ekrem İmamoğlu, al bu belediyeyi, beş yıl boyunca yönet." Siz diyorsunuz ki: "Olmaz. Belediyenin bir kısmını yönet, bir kısmını yönetme." Bakın, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütçesinin neredeyse yüzde 75'i şirketlere ait. "Bunu yapamazsın." diyorsunuz. Ya, böyle vicdansızlık, böyle haksızlık olur mu? İnsan bunu getirirken biraz yüzü kızarır, biraz utanır yani. İnanamıyorum, hakikaten inanamıyorum; siz Kenan Evren'e, Pinochet'e rahmet okutuyorsunuz. 15 Temmuz darbecileri ne yapmak istiyordu? Seçilenlerin yetkisini almak istiyordu. E, bununla ne farkı var? Arkadaşlar, böyle bir şey olmaz! Bakın, 12 Eylülde darbeye direndik, 15 Temmuzda darbeye direndik; bugün de darbeye direneceğiz. Anlamıyorum, bu şirketlerde ne var acaba, bu şirketlerde doyamadığınız ne var? Ne diyor? "Savurganlığa son vereceğim. Hiçbir vakfa, hiçbir kişiye, hiçbir müteahhide İstanbul'u peşkeş çektirmeyeceğim." diyor. (CHP sıralarından alkışlar) Ama maalesef gözünüz doymamış. Bu, kabul edilemez bir şey arkadaşlar, demokrasi tarihine geçecek bir şey; lütfen biraz yüzünüz kızarsın.

Değerli arkadaşlar, tabii "Cumhurbaşkanlığı sistemi" dediğiniz ama bizim ismine "tek adamlık sistemi" dediğimiz sistem birinci yılını doldurdu. Şimdi size eğer bu mikrofondan duyulursa bir konuşma dinleteceğim. Bakın bakalım ne demiş? Alkışlayan sizsiniz.

(Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, ne diyor? Faiz ne olmuş? 24'ünden sonra faiz yüzde 30'u bulmuş, dolar 6 TL'ye dayanmış, işsizlik yüzde 14 olmuş.

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) - Çok seviniyorsun herhâlde, yüzünden gülücük eksik olmuyor.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Patates, soğan, patlıcan -bugün gazeteler yazıyor- terör örgütü olmuş, "bostan" diye bir terör örgütü icat etmişsiniz; tanzim satışlarda kuyruklar oluşmuş; tarım, hayvancılık batmış; gençler iş bulamıyor yani uçacaktık, sayenizde çakıldık. Tek adamlığın dış politikada, ekonomide, hukuk düzeninde yaptığı tahribatları biliyoruz. Tek adamlığın çalışma yaşamına getirdiklerini görseniz tam bir açlık değerli arkadaşlar.

Bakın, Türkiye tarihinin en yüksek işsizliğini yaşıyoruz. Kayıtlı işsiz sayımız 4 milyon 500 bine dayandı, geniş tanımlı işsiz sayımız 8,5 milyon. 8,5 milyonun ne anlama geldiğini anlatmak için size bir çarpıcı örnek vereyim: Sizin çok sevdiğiniz Katar nüfusunun tam 3 katı kayıtsız işsizimiz var.

Değerli arkadaşlar, bir başka deyimle geçen yıldan bu yana, tam bir yılda, tek adamlık sisteminde Kayseri nüfusu kadar işsizimiz oluşmuş, Kayseri nüfusu kadar.

Söz verilip de unutulan diğer bir mesele var, o da 3600. Onu da sizin reisten dinleteyim yine, bakın orada ne diyor, bir dinleyin. Ben demiyorum.

(Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)

(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ya, alkışlayın, alkışlayın. Şimdi alkışlıyorsanız hodri meydan!

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Biz gereğini yaparız ama ya.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Yiğitseniz hep beraber önergeyi verelim; yiğitseniz, sözünüzün eriyseniz, reise biraz saygınız varsa hodri meydan, gelin 3600'ü çıkaralım!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - İcap ediyorsa biz gereğini yaparız.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, öğretmeni, hemşiresini, memurunu, polisini seçim meydanlarında kandırmak kolay, onları kullanmak kolay ama bu yaptığınız ne vicdana sığar ne siyasi ahlaka sığar.

Bizim gündeme getirdiğimiz bir başka mesele de -bayramda 30 cezaevini milletvekili arkadaşlarımız ziyaret etti- infaz koruma memurları. Bu infaz koruma memurları âdeta üvey evlat, deyim yerindeyse köle gibi çalıştırılıyor. Bu insanlara da mutlaka 3600 ek gösterge verilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Hani diyor ya "Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar." Eğer birazcık sözünüzün eriyseniz, eğer reise biraz saygınız varsa, eğer seçmene biraz saygınız varsa hodri meydan, 3600'ü getirin! Polise, öğretmene, infaz koruma memurlarına, din görevlilerine, hemşirelere, idare memurlarına gelin 3600 verelim. İnsanların duygusuyla oynamaktan vazgeçin; eğer yetkiniz varsa, eğer gücünüz varsa, eğer biraz yiğitseniz hodri meydan diyoruz! (CHP sıralarından alkışlar)