GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:98
Tarih:04.07.2019

CHP GRUBU ADINA ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli üyeler; öncelikle hepinizi saygıyla selamlarım.

Bu Parlamentoda bazı kanunlar vardır ki partiler üstü olarak algılanır ve tüm siyasi partiler o kanunlara destek verirler, bunların başında da spor gelir. Ben bu Parlamentoda birçok spor yasasının çıkmasına şahit oldum. Karşısında durduğumuz kanunların -2010, 2011, 2012 civarında- yanlış olduklarını söylediklerimizi tekrar, ne yazık ki, buraya getirdik, adına "şike" dediler, başka şey dediler ama o kanunlara öncülük edenler bugün hapishanelerdeler. Eğer bizi dinleselerdi o dönemin yöneticileri, o kanunların ne kadar yanlış olduğunu, bir tezgâh olduğunu, Ergenekon'a ne kadar çok benzediğini çok iyi anlarlardı.

Bir başka nokta: Ben sporu 4 ayakta değerlendiririm değerli arkadaşlar. Sporun sağlıklı yaşam boyutu önemlidir. İkincisi, tribün ve seyir bölümü vardır. Üçüncüsü, saha ve müsabaka boyutu vardır. Dördüncüsünde de sporun ekonomisi vardır. Baktığımızda, 4 alanı ele aldığımızda, en masumu seyir kısmıdır.

Sporun ekonomisi konusunda maşallah ha bire transfer ediyoruz, ediyoruz ama doğru dürüst biz transfer edemiyoruz. Dünyada Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden sonra en çok yabancı sporcuyu barındıran ülke bizim ülkemiz. Avrupa'da, yaşları dolmuş ve "Artık gideyim Türkiye'de de biraz para kazanayım." diyen herkesi kulüp yöneticileri alıyor, bir yılda da şampiyon olabilir miyim amacıyla onları buralara dolduruyor ama öyle miydi değerli arkadaşlar? AK PARTİ 2002'nin sonunda iktidara geldiğinde, Türkiye, sıralamada 8'inciydi, dünyada, 8'inciydi. Türk Millî Futbol Takımı dünyada sıralamada 3'üncüydü, dünya 3'üncüsü bir Millî Takım vardı. Onun bir değerli sporcusu burada, kendisine teşekkür ediyorum. Ve o dünya 3'üncüsü olan Türk Millî Takımı dünyaya ihracat yaptı, sporcu ihracatı yaptı. İşte, Alpay kardeşimiz İngiltere'ye gitti, Barcelona'ya ilk defa bir Türk gönderdik, Rüştü Reçber'i gönderdik. Yani sporu doğru kurgularsanız sporda başarı kaçınılmaz.

Peki, diğer alanlara baktığınızda, sağlıklı yaşam boyutuna baktığınızda spor, hak ettiği yerde mi? Hayır. Çocukken parklara gideriz, yaşlanınca dede olarak torunlarımızı alır gene parklara götürürüz. Park kalmadı, yeşil alan kalmadı. Neden? Çünkü şehir rantı, o yeşilliği yuttu arkadaşlar; biz de o yeşil alanları, spor alanlarını koruyamadık. Umut ediyorum ki bundan sonra Sayın Bakan öyle bir kanun getirir ve o kanun diğer bakanlıklarla, Çevre Bakanlığıyla eş güdümlü olur; bizim o yeşil alanları korumamız için il müdürlüklerimizden öneri alırlar, il müdürlüklerimiz imar konusunda öneri verir.

Şimdi, bu 4 ayaklı konuya baktığımızda, en masum olan taraf, seyir kısmı. Seyir kısmında -elinizi vicdanınıza koyun- Türkiye'de kaç tane olay oldu? Münferiden bir iki. Statlarda olay var mı? Ben görmüyorum. Gerçekten Türk halkına, izleyiciye çok teşekkür ediyorum; bizim, siyasiler olarak birbirimize yaptığımızın yüzde 1'ini yapmıyorlar. Zaten Türk halkının sağduyusu gerçekten bizden, Türk siyasetçilerinden çok daha ileri, bunu söylemiş olayım. Ama eğer siz statlara giden seyircilerin kendilerini ifade etme marşlarından, bundan rahatsız oluyorsanız ya bunlar barışçı şeyler. Maça giderken hep beraber toplanırlar, "İzmir'in dağlarında çiçekler açar." derler; bu, rahatsız etmemeli. İzmir'in dağları nedir? İzmir, Türkiye'nin bağımsızlık mührünün vurulduğu, Türkiye'nin emperyalizmden korunarak, düşmanın kovularak denize döküldüğü yerdir. "Mustafa Kemal'in askerleriyiz." dememizden rahatsız olmamalıyız. O zaman Nene Hatunlar, Karayılanlar, Sütçü İmamlar, Mustafa Kemal'le beraber bağımsızlık mücadelesi verdiler ve biz de bundan gurur duyuyoruz. En son slogan da: "Her şey çok güzel olacak." Bundan da rahatsız olmamamız lazım. Yani, ne olacaktı? "Her şey kötü olacak." mı denseydi? Hatta Sayın Cumhurbaşkanı "Daha güzel olacak." dedi. Her şeyin güzel olmasından çok memnunuz ve bu nokta, bizi hiçbir zaman rahatsız etmiyor.

"Bu kanun nereden çıktı?" derseniz arkadaşlar, bu kanun, "spor alanı" tanımının "müsabaka seyir alanı" olarak değiştirilmesinden sonra çıktı. Bu öncelik miydi? Bu, öncelik değildi. Hazırlayan 2 değerli bakanım karşımda oturuyor. Bakın, dopingle ilgili yaptığınız başarıya çok teşekkür ediyorum. Başarı varsa söyleriz. Dopingde aldığınız o mesafeden dolayı her 2 bakanı da -karşımda- kutluyorum ama bu öncelik değil, Türk sporunun çok daha büyük öncelikleri var arkadaşlar. Türk sporunun kulüpleri uluslararası alanda başarı kaydetmiyor. Siz dünya 3'üncüsü bir takım aldınız, dünyada elemelerini geçemeyen bir Millî Takım var, 50'nci sıraya düşmüş bir Türk Millî Takım'ı var. Peki, nasıl bunu ayağa kaldıracağız? E, kaldıramıyoruz. Sebebi ne? Sebebi, Türkiye'yi yabancı cenneti yaptınız. Arkadaşlar, Türkiye'nin büyük kulüplerinde 14 yabancı olursa nasıl Türk sporcusu başarılı olur, takıma giremiyorsa? Bu sene şampiyon olan takım 11 yabancıyla sahaya çıkıyor. "Efendim, futbol özerk, karışamayız." Ee, borçlar 10 trilyona gelince sizin kapınıza dayanıyorlar. Olur mu öyle şey. Ben 40 milyon gencimin kaderini bir kanuna mı teslim edeceğim? Anayasa değişecekse getirin buraya, değiştirelim ama Futbol Federasyonuna ihale ederek bunun içinden çıkamayız arkadaşlar. Türk futbolu elemeleri geçemiyor. Türkiye şu anda elemeleri geçti zor topal ilk süreçte, onu da Saffet Bey söyledi; o da yurt dışındaki gurbetçi vatandaşlarımızdan. Şimdi, gurbetçi vatandaşlarımız olmasaydı biz belki onu da geçemezdik.

Değerli arkadaşlarım, 2002'de 65 milyon 600 bin nüfusumuz var, 848 bin lisanslı sporcumuz var. Doğrudur, bunu başarıyla söylüyorsunuz, katılıyorum: 2019'da 82 milyon nüfus var, lisanslı sporcu sayısı 6 milyon 775. Şimdi, bu oranla başarının da yukarıya çıkması gerekmez mi? E, başarı çıkmıyor. 2004'te yani Demokratik Sol Partinin bıraktığı dönemde 11 tane madalya var, 2008'de 6 taneye düşüyor, 2012'de 2 taneye düşüyor, 2016'da da 8'e düşmüş, daha doping var mı yok mu belli değil.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (İstanbul) - Ama yani...

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) - Sevgili Bakanım, burada.

Bu yasayla ilgili söyleyeceğimiz çok şey var. Biyometrik veriler, ya, Türkiye daha buna hazır değil. Türkiye'nin biyometri konusunda atması gereken adımlar var, ileride ihtiyaç olabilir ama bugün, bu, ihtiyaç değil. Bugün daha ihtiyacımız olan maddelere gelirseniz biz size destek veririz çünkü sporu her zaman biz partilerüstü görmüşüzdür.

Kanun teklifinin içerisinde 3-4 tane çapanoğlu var; bir tanesi Passolig'dir, bir tanesi biyometrik verilerin kopyalanmasıdır, bir de deplasmanlarda seyir alanlarıdır. Şimdi, seyir alanları eskiden, eski kanunda "spor alanı" tanımı olduğu için statla sınırlıydı ama siz seyir alanını genişlettiniz, o, stadın üstüne çıktı. Bir takım İstanbul'dan Ankara'ya kadar gelirse, o seyir alanının tüm yaptırımları o otobüsün içinde geçerli, taraftar otobüsünün içinde geçerli. Yani eğer vatandaş orada durup bir yerde yemek yese, bir duble de alkol alsa hemen ceza geliyor. Umut ediyorum düzeltmişsinizdir. Seyir alanı çok genişledi arkadaşlar, seyir alanını daraltmamız lazım. İnşallah daraltırsınız çünkü daha önceki kanundaki o spor alanlarındaki tüm maddeler buraya taşınmış durumda. Bunu hepimiz görüyoruz yani yoksa gelin, burada beraber bakalım.

Kulüplerin başarısızlıklarının bir başka boyutu da arkadaşlar, federasyonlar. Federasyonlar başarısız. Niye başarısız federasyonlar? Eskiden başarılıydı da niye şimdi başarısız? Çünkü değerli dostlar, her yerde olduğu gibi siyaseti spora bulaştırdınız. Artık doğru dürüst seçimler olmuyor. Eskiden Başbakanlık koridorları vardı bu işi tayin eden, şimdi sarayın koridorları var. En son Futbol Federasyonu yönetimi değişti, hangi listeler yarıştı? Hangi listelerde projeler kamuoyuyla paylaşıldı? Paylaşılmadı. Peki, ne oldu? Atamalı bir federasyon oldu. Türkiye'nin en büyük Federasyonunda, en çok profesyonel üyesi olan, lisansı olan Federasyonda atama böyle olursa başarı gelir mi? Voleybolda da aynı. Siz teslim aldığınızda Filenin Sultanları vardı, başarılıydı, müthiş, gurur duyuyorduk Filenin Sultanlarıyla. Nerede Filenin Sultanları?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) - Çin'de şu anda, finallerde.

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) - 12 Dev Adam vardı.

Sevgili Bakanım, ben dersimi çalıştım, bakın, bu siyahlar başarısız olduğunuz yıllar, ben bunun fotokopisini size verebilirim. Sporda geriye gidiş var. Yabancı sayısını mutlaka ve mutlaka kısıtlamanız lazım. "Yaptı, yanına kâr kaldı." olmamalı. Türk evlatlarımızı sahalardan çekip onların yerine büyük paralarla bu insanları transfer eder koyarsak Türk gençlerimiz yer bulamaz. Galatasaray şampiyon oldu, 11 kişiyle sahaya çıktı; 11'in içinde Türk yoktu. Onun için başarıyı böyle beklememek lazım.

Kulüpler borç batağına girmiş durumda, yumurta kapıya geldi; şu andaki borç 10 milyar 434 milyon. Değerli arkadaşlarım, peki, bu kulüp başkanlarına hiç mi bir yaptırım olmayacak? Eskiden kulüp başkanı olanlar ceplerinden biraz finansman desteği yaparlardı ama şimdikiler öyle mi? Gelip kulüp üstünden kendisini tanıtıyor, işlerini büyütüyor ve ondan sonra borcu kulübün sırtına bırakıp, yıkıp gidiyor. Bu, yanlış. Getirin buraya bir kanun, biz de size destek verelim. Yöneticilik yapacaksa adam gibi yapacak, o borcun hiç olmazsa -Saffet Bey'in teklifinin daha da altında- yüzde 5'ine müteselsil kefil olsun. Kulüp başkanları geliyor, hava atmasını biliyor "Ben kulüp başkanıyım." diye, istediğini açıyor, işini büyütüyor, tanıtıyor, maşallah forsundan geçilmiyor ama kulübü borç batağına bırakıp gidiyor. Eğer biz bunu getirirsek, kulüplerle ilgili bu kanunu, onlar kendilerine çekidüzen verirler. Bunun başarılı olmuş örnekleri var. Nur içinde yatsın, Allah rahmet eylesin, İlhan Cavcav'ı bilirsiniz. Gençlerbirliği gibi bir takımı vardı, kasasında parası vardı, dünyanın en başarılı sporcularını gider, toplar, getirirdi ve onlarla da sonuç alırdı, Süper Lig'de de sürekli kalırdı.

Şimdi, tabii, bunlarla da bitmiyor yani sporun derdi bu kadar değil ki derdi bir hayli fazla. Gençlik sorunu var. Gençlikle ilgili, baktığımda, değerli arkadaşlarım, sentetik uyuşturucu kullanma yaşı 14'e düşmüş, yüzde 18 artış var. Şu anda, tahminlere göre milyonun üstünde genç bu uyuşturucuyu kullanıyor çünkü 5 lira. Yani biz gençlerimizi spora adapte edemediğimiz zaman gençler buralara gidiyor. Biz gençlerimizi spor alanlarından çektiğimizde ya uyuşturucuya ya alkole ya terörün kucağına düşüyor çünkü bizim müthiş bir genç nüfusumuz var. Rakamlara baktığımda da yaklaşık 40 milyona yakın bir genç nüfus bizim elimizde. Baktığımızda, toplam 41 milyon 139 bin gencimiz şu anda spor yapma çağında veya içinde ama biz bunların -sizin rakamlarınıza göre- sadece 6 milyonunu lisanslı yapmışız. Onların da ne kadarı başarılı, tartışılır, çoğunun da yaş haddi geçmiş.

Önerilerimiz var, 14 maddelik bir öneri var. Sürem de doldu. Bu önerileri istiyorsanız, ben Sayın Genel Müdürü de gördüm burada az önce, ona da verebilirim, kanun teklifini hazırlayan siz değerli bakanlarıma da verebilirim. Sizi muhatap alıyorum, sebebi şu: Değerli bakanlarım, siz ikiniz bu kanunu hazırlayan, görevden yeni gelmiş kişilersiniz. Bu kanun Türkiye'nin önceliği değil, bu kanunun sıralamada önde olmaması lazım. Bir an evvel Türk sporunu ayağa kaldırabilmek için büyük bir spor şûrası yapılmalı, herkesin görüşü alınmalı, herkesin o görüşü ile Parlamentoda bulunan 600 milletvekilinin katkısıyla buraya Türk sporunu ayağa kaldıracak bir formülle çıkmalıyız. Yoksa atletizmdeki devşirmelerimizle yoksa basketteki o büyük kulüplerimizin 5 yabancıyla sahaya çıkmasıyla, şampiyon olmuş kulübümüzün 11 yabancıyla sahaya çıkmasıyla biz başarı elde edemeyiz. Bizim, Türk insanının spora, futbola karşı yatkınlığı var, birçok branşa karşı. Bizim gurbetçi çocuklarımız şu anda Millî Takım'ımızın omurgasını sağlıyor. Demek ki başarabiliriz. Dünya 3'üncüsü olmuşsa bu arkadaşlarımız, gene olabiliriz ama sporu siyasetten uzaklaştıralım, federasyonlara siyaset gölgesi düşürmeyelim, federasyonların seçimlerini objektif yapalım. Amatör branşlara biraz daha katkı vermemiz lazım. Şu anda 6 bin tane amatör kulüp 10 delegeyle temsil ediliyor, 18 tane kulüp 120 delegeyle temsil ediliyor. Yani o kadar kulübe baktığınızda, temsil sayısında da müthiş bir uçurum var.

Bu kanunun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Tabii ki şiddete karşıyız, tabii ki şiddetle ilgili statlardaki huzursuzluğun olmamasından yanayız. Sizi bu kanun teklifinin bazı maddelerinde de destekleyeceğiz, diğerlerini de gelince göreceğiz, önergelerimiz olacak. Umut ediyorum, bu kanun ülkemize hayırlı uğurlu olur. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)