| Konu: | Cumhurbaşkanlığının, Birleşmiş Milletlerin Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde icra ettiği harekât ve misyonlar kapsamında hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tespit edilmek üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına gönderilmesi ve Cumhurbaşkanınca verilecek izin ve belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin son olarak 2/10/2018 tarihli ve 1198 sayılı Kararı'yla uzatılan izin süresinin Anayasa'nın 92'nci maddesi uyarınca 31/10/2019 tarihinden itibaren bir yıl uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/879) münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 08.10.2019 |
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce, biraz önce yapılan kimi tartışmalarla ilgili de değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. Ben peşin bir şey söyleyeyim: Yani bu milliyetçiliğin kaşınmasını doğru bulmam. Bir ülkede milliyetçiliği kaşımak, ülkede birliği değil, fitneyi, fesadı geliştirir. Sayın Cumhurbaşkanı "AK PARTİ'de fitne, fesat gelişti." diye bir tespitte bulundu ama o fesat, AK PARTİ'yle sınırlı kalsın, ülkeye yansımasın diye düşünüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Şunun için bunu söylüyorum değerli arkadaşlar: Burada bir sayın milletvekiline "Türk milletinin milletvekili" derseniz eyvallah ama tecrübeli de bir siyasetçi, genç, dinamik bir siyasetçi olarak Sayın Turan'ın burada bu kürsüde "Türk milletvekilleri" ifadesi doğru değildir.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - "Türkiye milletvekilleri..."
ENGİN ALTAY (Devamla) - Demedin, aç tutanağa bak.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Anayasal açıdan hiçbir mahzuru yok.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Türk milletinin milletvekili olur. Adam "Ben Kürt'üm." diyorsa ne yapacaksın?
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - PYD vekili olmayan demektir.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - "Türk milleti" o anlamda değildir.
ENGİN ALTAY (Devamla) - "Millet" dese eyvallah Levent Bey.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Anayasal.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ya "Türk milletvekili" diye bir şey olmaz, burada bunu söyleyemez. Adam ben "Kürt'üm." diyor ne yapacağız şimdi? Atacak mıyız Meclisten?
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Niye atalım canım, ne alakası var?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Geç.
Bu, bir.
IŞİD'e destek meselesi... Şimdi, bu söz bana ait değil, sizin geçmiş dönem hükûmetlerinizde, şurada oturan, hükûmette oturan bir sayın bakana ait.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kadınlar da var, kadınlar; "adam" demeyin.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Hadi bakalım, cevap ver, kürsü böyle bir şey.
ENGİN ALTAY (Devamla) - O, zor iş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kadınlar da var burada, "adam" demeyin, yeter artık!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Nereden çıktı "adam" işi?
BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu Meclis kürsüsünde artık "adam" lafını kullanmayın; kadınlar var, kadınlar.
ENGİN ALTAY (Devamla) - "Kadın" da deriz, "adam" da deriz, ne mahzuru var?
BAŞKAN - Sayın Altay, devam edin.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Evet, kınıyorum seni Sayın Başkan. Haydi bakalım!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Yani ben Tuğrul Türkeş için "adam" dedim, değil mi, öyle mi? Ne oldu, nasıl oldu bu iş?
İSMET YILMAZ (Sivas) - "Kadınlar var, 'adam' demeyin. 'Adam' erkekler için söyleniyor." diyor.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ya, neyse.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Engin Bey, "adam ve madam" diyeceksiniz.
BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen, bir sakin olalım.
Sayın Altay, devam edin siz.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, AK PARTİ hükûmetlerinin bir sayın bakanı, 19 Ocak 2014'te Adana'da durdurulan 7 tırdaki silahlar için diyor ki: "Vallahi de billahi de o silahlar Türkmenlere gitmiyordu, gitmiyordu." İşin içinde bilen biri olarak.
Bir: 27 Ağustos 2012, dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hurşit Güneş, Apaydın kampını görmek, incelemek istedi. Bir milletvekili bu topraklarda güya mülteci, sığınmacı, geçici sığınmacı -adına ne dersen de- göçmenlerin olduğu bir kampa girmek istedi, milletvekili insani olarak oraya bakmak istedi, sokulmadı. Ve oranın daha sonra uzaktan çekilmiş fotoğraflarında orada cihatçı teröristlerin Kaleşnikoflarla, muhtelif silahlarla fotoğrafları görüldü.
Şimdi, yanlıştan dönmek güzel bir şey. Ben Adalet ve Kalkınma Partisinin yani AK PARTİ'nin geçmişte "öfkeli çocuklar" diye nitelendirdiği, "Allah, kurşununu azaltmasın IŞİD" diye "tweet"ler atan AK PARTİ'li il genel meclis üyelerinin olduğu bir coğrafyada bir siyasi tablodan geliyorsunuz.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Kim bunlar ya? Nereden çıkartıyorsunuz? Yapmayın öyle şeyler, yapmayın.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bunu kabul edeceksiniz. Bunu kabul etmezseniz olmaz. Milletin hafızası o kadar külüstür değil, hiçbir şeyi unutmaz. Bir de bunu söylememiz lazım.
Bugün bir şeye daha üzüldüm, ben Dışişleri Bakanını severim. Kamuflaj elbisesiyle poz vermiş. Kamuflaj elbisesiyle poz verilebilir cepheden, buna itiraz etmem ama keşke Dışişleri Bakanı kamuflaj elbisesi giyip poz vermeden önce şu Trump'a hak ettiği dilde bir cevap vereydi, çok daha iyi olurdu. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Hak ettiği dilde cevap verdi.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ve gene bu Sayın Dışişleri Bakanımız poz vermek yerine, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelip siz saygıdeğer milletvekillerine bir bilgi verseydi, çok daha şık bir davranış olurdu.
Sonra, Sayın Turan bu tezkere için biraz önce şöyle bir söz söyledi: "Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak kaydıyla..." Şimdi, biraz sonra konuşacağım MINUSCA ve MINUSMA'yı. Ya, Allah'tan kork, kuldan utan; bu tezkere, Suriye'nin toprak bütünlüğünü âdeta bir korsan devlet misali "Şurasına üniversite kurarım, burasına şu bandı çekerim." tezkeresidir. Bir şey söyleyeyim...
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - O zaman "evet" demeyin ya "evet" demeyin o zaman.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Levent Bey, bir dur ya, sen Grup Başkan Vekilisin.
Evet verdik, niye verdik biliyor musunuz?
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - "Hayır" de o zaman.
BAŞKAN - Sayın Bülbül, lütfen...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ne diyeceğimi sana söylemem Levent Bey, haddini bil! (CHP sıralarından alkışlar) Haddini bil! Haddini bil!
BAŞKAN - Sayın Altay, lütfen...
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Ya "hayır" deyin o zaman. Ben haddimi bilirim. "Hayır" deyin o zaman.
BAŞKAN - Sayın Bülbül...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Olgunlaş artık biraz.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Hem işgalden bahsediyorsunuz hem "evet" veriyorsunuz. Bırakın bu oyunları.
BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen, bu üslup yakışmıyor grup başkan vekillerimize.
Sayın Altay, lütfen, Genel Kurula hitap edin.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Keşke İdlib'de 9 numaralı gözetleme karakolundaki, gözetleme noktasındaki Mehmetçiğimizin can güvenliğini sağlamış olabileydiniz de biz durumu yeniden değerlendireydik. Bugün İdlib'deki 12 gözetleme noktasındaki Mehmetçiklerimizin bir kısmına, İdlib'in güneyindeki gözetleme noktalarındaki Mehmetçiğimize biz direkt ulaşamıyoruz, biliyor musunuz bunu? Rusya'nın ya da merkezî yönetimin oluru ve icazeti olmadan ulaşamıyoruz. Mehmetçiği bataklığa sokmuşsunuz, şimdi bu tezkere gelmiş, biz "hayır" diyeceğiz, değil mi? Böyle bir şey olabilir mi?
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Çok yazık, çok.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bizim bugün Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tezkereye "evet" dememiz, sizin -sizi tenzih ediyorum- sarayın, yürütmenin bugüne kadarki Suriye politikalarını desteklediğimiz anlamını asla taşımaz. Baştan beri söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz ve burada Cumhuriyet Halk Partisi olarak başından beri, 2011'den beri çok samimi, çok yapıcı, çok kıymetli uyarı ve desteklerimiz oldu size, "Şuraya dikkat edin." dedik. Zamanım yeterse göstereceğim, geçen tezkerede benim yaptığım konuşma var, Ünal Bey'in yaptığı konuşma var, geriye dönük Faruk Bey'in, Osman Bey'in yaptığı konuşmalar var, Oğuz Bey'in yaptığı konuşmalar var. Taradım, Allah var, gerçekten, ülkenin, devletin, milletin bekasına yönelik samimi uyarı ve katkılarda bulunmuşuz.
Değerli arkadaşlar, bir gerçek var, sizin bir ön yargıyla, Cumhuriyet Halk Partisinden gelen her samimi, yapıcı teklife peşin bir ret kafanız, ret mantığınız var. Böyle olduğunuz için, ön yargılı olduğunuz için, her şeyi kendisi çok bildiğini zannettiği için de hata üstüne hata yapılıyor. Onun için de eskiden, bundan on sene öncesine kadar Türkiye tehdit edilmezdi, bundan on sene öncesine kadar Türkiye kandırılamazdı, bundan on sene öncesine kadar Türkiye kullanılamazdı; şimdi bunlar yapılıyor. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - İnönü'ye Johnson mektubunun geldiğini unutma Başkan!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Sen İnönü'nün Johnson'a verdiği cevabı oku önce.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Okudum, okudum.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Oku! Yaa, öyle değil o işler.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Johnson mektubunu unutma.
BAŞKAN - Sayın Özkaya, lütfen, rica ediyorum...
ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, bu, MINUSMA ve MINUSCA önemli -buna da "evet" diyeceğiz- biri Mali'de, biri Orta Afrika'da çok boyutlu entegre istikrar misyonu oluşturuyor. Bir soru soracağım Sayın Genel Kurula: MINUSMA kapsamında Mali'de ne kadar askerimiz ya da polisimiz var, bilen var mı? Var mı, Allah için?
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - 1 polisimiz var, ihtiyaca göre değişecek; 1 veya 2.
ENGİN ALTAY (Devamla) - 2, doğru; e, bunu sen de bil, sen de bil.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Bileceğiz tabii.
ENGİN ALTAY (Devamla) - 2 polisimiz var, 2; bütün hikâye bu.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Bizi temsilen orada, Türk milletini temsilen orada.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bir şey demedik. Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın her yerinde barışa hizmet noktasında görev almalı, buna bir itirazımız yok; ezilen halkların, diktatörler tarafından ya da başka devletler tarafından ezilen halkların yanında olmalı. Buna kim itiraz ediyor? Ama mesela Mali'de...
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Bir Türk dünyaya bedel.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Eyvallah.
Mali'de şu oluyor: Mesela Mali'de nüfusun yarısı Müslüman, yarısı Hristiyan. Orta Afrika'da durum farklı. Yani Türkiye'nin Mali'ye bakışı ile Orta Afrika'ya bakışı bile farklı ve burada Tuareg Ulusal Azavad Kurtuluş Ordusu var, Orta Afrika ülkelerince tanınmamış. Bunun üzerine El Kaide bağlantılı bir örgüt Mali'nin kuzeyinde şeriat yönetimi ilan etmiş ve Tuaregleri de dışlamış.
Şimdi bakın, çelişki nerede biliyor musunuz? Çelişki şurada: Ta Afrika'ya barış için, huzur için polis, asker gönderiyoruz, terörden Afrika'yı arındırmaya uğraşıyoruz; Çad'a -Çad da bir Afrika ülkesi- "El Kaide ile terör aynı şey değildir." diyen birini büyükelçi yapıyorsunuz. "El Kaide ile terör aynı şey değil." diyen biri Çad Büyükelçimiz. Yeni alındıysa bilmem, açın, bakın. Şimdi, ne oluyor? IŞİD ile de El Kaide aynı yani "El Kaide" demek bana göre "IŞİD" demek. Siz "IŞİD ile terör aynı şey değildir." diyen birini Çad'a büyükelçi yaparsanız, hani, siz HDP'yi hep PKK'yla ilişkilendiriyorsunuz ya, bizim de sizi IŞİD'le ilişkilendirmemiz için bize bir dayanak vermiş, bir done vermiş olursunuz. Maalesef tablo bu.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Çok ayıp ya.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Şimdi, bakın, Avrupa Birliği de, Avrupa Birliği ülkeleri de bu MINUSMA ve MINUSCA projesine sonradan dâhil oldu "Avrupa Birliği Orta Afrika Barış Gücü" diye ayrı bir isimle. Ne zaman dâhil oldular, Avrupa Birliği oraya nasıl daldı, biliyor musunuz? Bütün uluslararası meşruiyet şartları yerine geldikten sonra daldı. Biz "Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye'nin sınırında Türkiye'ye dışarıdan gelecek her türlü tehdide karşı tedbir, tertibat almasın." dedik mi? Biraz önce de "evet" dedik ama siz arkanıza... Benim buradaki bütün "siz"lerim yürütmeyle ilgilidir, sizlerle ilgili değildir. Buradaki kastettiğim "yürütme" "saray", adına ne derseniz deyin, arkasına hiçbir uluslararası meşruiyet almadan... Bunun iki yolu var: Bir, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı lazım; iki, ve/veya, ya/ya da Suriye merkezî yönetiminin sizi davet etmesi lazım. İkisi de elinizde yok, ikisi de elinizde yok. Kaldı ki bildiğim kadarıyla uluslararası hukuktan kaynaklı olarak 15 kilometre -ki bugün teyit de ettim- derinliğinde de sıcak takip hakkınız var Türkiye'ye yönelik terör tehdidine karşı. Şimdi, bu tezkere ne? Ucu açık, çok açık, kontrolü mümkün değil.
Bakın, yıllar önce, 2014'tü, biz sizin bir tezkerenizi reddettik. Niye reddettik, biliyor musunuz? 2014 tezkerenizi, Irak ve Suriye tezkerenizi reddettik. Sonradan bu konuda da bize çok çamur atmaya kalktınız da tutmadı. Bu tezkerede, Cumhuriyet Halk Partisinin 2014'te reddettiği tezkerede -bugün danışmanıma tekrar kelime kelime saydırdım- tam 10 defa, İsmet abi...
İSMET UÇMA (İstanbul) - Dinliyorum.
ENGİN ALTAY (Devamla) - ...tam 10 defa "Suriye merkezî yönetimi" "Esad rejimi" gibi ifadeler geçiyor. Bu tezkere, Suriye Hükûmetine, merkezî yönetimine bir savaş tezkeresi gibi yazılmıştı. "Zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir." anlayışını savunmaya da sürdürmeye de devam edeceğiz. Bu kadar basit. (CHP sıralarından alkışlar)
Hata yaptınız, kandırıldınız ve Türkiye'yi zora soktunuz ama burada bir siyasi nemalanma muradında değiliz, sırtımızı da dönmedik, dönmüyoruz, dönmeyeceğiz. Bu ülke hepimizin; hepimizin derken AK PARTİ'li, CHP'li, MHP'li, İYİ PARTİ'li değil, HDP'lilerin de ülkesi.
İSMET YILMAZ (Sivas) - 82 milyonun.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Farklılıklar olabilir, yanlış düşünceler de olabilir ama biz et tırnağız, Türkiye'de kimsenin kimseyi ayrıştırma haddi ve lüksü yok. Trump'ın Türkiye'ye yaptığı hadsizliğe karşı, edepsizliğe karşı biz, burada, 5 grup hep birlikte, çıkıp gerekirse ortak basın açıklamasını, 5 partinin 5 grup başkan vekili, yan yana gelip yapabilmeliydik. (CHP sıralarından alkışlar) Böyle bir çağrı yaptınız da kayıtsız mı kaldık? Yok.
Sizin Amerika politikanız Trump gibi, dengesiz. Trump dengesiz, sizin, sizin derken Türkiye'nin -üzülerek söylüyorum- Amerika politikası da dengesiz. Amerika'nın iç dinamikleri farklı. Trump'a şimdi Cumhuriyetçiler basınç yapıyor. Trump yarın bambaşka bir şey söylerse şaşırmayın ama ertesi gün, yarından sonra daha başka bir şey söylerse de şaşırmayın. O zaman ne olması lazım? Sayın Erdoğan başta olmak üzere, Türkiye'nin bu konuda bir tane oturmuş dili olması lazım, omurgalı bir dili olması lazım. Hep söylerim, biz kendi aramızda sert münakaşalar yapalım, yapmalıyız, sert münakaşa yapmazsak işimizi yapmıyoruz demektir; bununla birlikte müzakere de yapalım, yapıyoruz da zaten, Doğan Bey işin tadını biraz kaçırıyor o noktada ama yapıyoruz.
Peki, bayrak, devlet, vatan, Mehmetçik'imiz, insanımız, sivilimiz, Kürt'üyle Türk'üyle insanımız bizim için kıymetli ve hep kıymetli kalmalı. Bu operasyonun, Türkiye Fırat doğusunda bir başka ülkeyle, Fırat'ın batısında bir başka ülkeyle iş görür iken, iş birliği yapar iken sağlıklı bir sonuca evrilmesini sahiden bekliyor musunuz? 30 kilometre derinliğindeki bir bandın olabilirliğini... Türk Silahlı Kuvvetleri muktedirdir, bir şey söylemem ama çok kolay olmadığını... Ve çok büyük zayiata, kayba, bizi eleme kedere sevk edecek olayların yaşanmasına sebep olma ihtimali var. Vatan için hepimiz ölelim, hepimiz ölelim. Ama on bir senedir tezkere getiriyorsunuz, on bir senedir. Bak, şimdi, İdlib'in güneyinde 9 numaralı kuledeki askerlerimizin esenliği Türkiye Cumhuriyeti'nin kontrolünden çıktı. Hadi, gelin "Çıkmadı." deyin. Bu yanlış değil mi, bunu söylemeyelim mi? Bunu söyleyeceğiz, başka şeyler de söyleyeceğiz.
Her Kürt terörist değildir.
OYA ERONAT (Diyarbakır) - Değil, ben değilim.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Eyvallah, güzel.
Bizim sınırımızda, Suriye'nin kuzeyinde, bizim güneyimizde, Türkiye'nin güneydoğusunda yaşayan Kürtlerin binlerce akrabası var. Şu murat ediliyorsa yanlış: Buradan Kürtleri kaydıralım, burada küçük, butik bir Sünni devleti ya da burada butik bir El Kaide emirliği kuralım murat ediliyorsa bu yanlış. Şu da yanlış: Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması noktasında herkesin elli yıl önce oturduğu köye, nahiyeye, ilçeye yerleştirilmesi esas alınabilmeli; Türkiye de bu konuda ürkek olmamalı. Yani "Şöyle olursa ileride şöyle bir tehdit olur..." Buna gerek yok.
Ben PKK'yı ayrı tutuyorum, terör örgütüdür, şiddetle kınıyorum. Her vesileyle söylemişimdir, devlet PKK'yla katı, kesin, etkin bir şekilde mücadele etsin, hiçbir itirazımız olmaz.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - PYD de var.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Eyvallah.
Ama 6 milyon insanı siz kriminalize ederseniz, bunları terör örgütüyle bir ve eş tutarsanız Türkiye'yi asıl kafalarda bölersiniz.
İSMET YILMAZ (Sivas) - Yok, tutulmuyor.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ona "terörist" dersen tutmuş olursun. O terörist değil, olmaz öyle şey. (CHP sıralarından alkışlar)
Kafalarda bölünmüş bir Türkiye'nin coğrafi sınırlarının da değişmesini hiç kimse engelleyemez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Altay, tamamlayalım.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Başkanım, hazırladığımız metni kullanamadık bu durumda. (CHP sıralarından alkışlar)
Şunu söyleyip bitireyim: Şunu okumayacağım, "İdlib" diye not almışım. 2018'de Cumhuriyet Halk Partisi 7 maddelik bir çağrı yapmış sırf İdlib'le ilgili. Bunu biraz dikkate alsaydınız şu an yaşadığımız sorunların en fazla dörtte 1'ini yaşardık. Bölgedeki politikanız battıkça batıyor, bu da bizi üzüyor; onu söylüyoruz.
Şimdi, burada sabah Rusya'yla, akşam Amerika'yla iş tutarsanız -Rusya ve Amerika için Türk'ün de Kürt'ün de değeri ve kıymeti zaten yoktur, onlar için kıymetli olan çıkarlarıdır- hepimizi perişan ederler, bunu söylüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Türk'üyle Kürt'üyle bu millet, çok kıt kaynaklarla emperyalizme 1923'te şamar atmıştır. Şimdi bu kadar geliştik, bu kadar çağ atladık, helikopter yapıyoruz, tank yapıyoruz, bilmem ne yapıyoruz diye övünüyoruz ama şimdi sabah Rusya'dan, akşam Amerika'dan şamar yiyoruz. Bu ayıp da size, bize, Hükûmete, hepimize yeter diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)