| Konu: | Vefat eden Bağımsız Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı, eski Dışişleri Bakanı Mümtaz Soysal'a Allah'tan rahmet dilediğine, devlette, siyasette ve toplumsal yaşamda tefessüh süreci yaşandığına, Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde konuşma yapan Sağlık Bakanının salondaki bürokratlar tarafından alkışlanması olayının tekerrür etmemesi adına gerekli uyarıların yapılmasını talep ettiklerine, 10 Kasım Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 81'inci yıl dönümü vesilesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı konuşmaya ve Anıtkabir'deki devlet töreni sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a iltifat sloganları atılmasına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 16 |
| Tarih: | 12.11.2019 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Diğer mevkidaşlarımın da bahsettiği gibi, biz de Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu olarak, devlet, siyaset ve hukuk insanı, mümtaz şahsiyet Mümtaz Soysal'ı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Merhuma Allah'ımdan rahmet diliyorum, milletimize başsağlığı diliyorum.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; eskiden devletin bir adabı vardı, eskiden devlette, kamuda liyakat vardı, eskiden gelenek ve görenekler vardı. Türkiye'de gerçekten hem devlette hem siyasette hem toplumsal yaşamda bir tefessüh süreci yaşıyoruz, bir çürüme süreci yaşıyoruz. Buna çok üzülüyorum.
Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığımızın bütçesi görüşülüyor. Sayın Sağlık Bakanı bir konuşma yapıyor ve salondaki bürokratlar, Sayın Bakanın konuşması tamamlandıktan sonra, sanki bir stadyumdaymış, bir gazinoda güzel şarkı söylemiş bir sanatçıyı, bir tiyatroda muhteşem bir oyun sergilemiş bir oyuncuyu alkışlar gibi Sayın Bakanı alkışlıyorlar. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ilk defa yaşanan bir kepazeliktir. Bu konuda en azından bundan sonra bu tür olaylara meydan verilmemesi noktasında yüce Başkanlığınızı ve bütçe nedeniyle Meclise gelen bakanlara, Başkanlığınız aracılığıyla, bundan sonra bunun tekerrür etmemesi adına gerekli uyarıların yapılmasını Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak talep etmekteyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Benzer olaylarla tekrar karşılaşırsak, biz orada gerekirse Meclisin şan ve şerefini korumak adına müdahale de ederiz. Meclis, her şeyin ve herkesin üstündedir. Meclise gelen bürokratın, bakanını ne kadar severse sevsin, bakanı ne kadar iyi bir konuşma yapmış olursa olsun -o ayrıca tartışılır- böyle bir tezahürat ve alkışlama hakkı yoktur, olamaz.
Tabii, biraz önce söyledim: Eskiden var olan bir sürü güzelliği kaybettik. Sayın Başkan, bu millet öyle bir millet idi ki -ki hâlâ milletimiz öyle- arabamızla mezarlığın kenarından geçerken arabada, radyoda bir müzik çalarsa onu kapatırdık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - "Mezarlığın yanından geçiyoruz, bir saygımız olsun." diye düşünürdük. Ama şimdi, maalesef, kabir başında, mezar başında, bindirilmiş kıtaların Anıtkabir meydanında slogan atmaları; Türkiye Cumhuriyeti'nin kurtarıcı ve kurucusunu anarken ondan bahsetmeyip mevcut Cumhurbaşkanına iltifat sloganları atmaları da bugün Plan ve Bütçede yaşanan kadar nezaketsiz ve edepsiz bir olaydır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bağlayalım lütfen.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Burada, tabii, asıl merak edilmesi gereken şudur: O esnada, devlet töreninin yapılacağı esnada orada bulunması gerekenler belliyken; sembolik olarak okullar, devlet erkânı ve askerî mensuplar, yüksek yargı mensupları orada olması gerekirken, kabri ziyaret etme gereği duymayan, Erdoğan lehine dakikalarca tezahürat sloganı atıp orayı terk edenlerin; milletvekillerimiz Anıtkabir'e arabalarıyla sokulmamışken, milletvekillerimiz 2 kilometre yürürken -yürürler, 200 kilometre de yürürler ama- ilgisiz birçok bürokratın arabasıyla girdiği yere Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arabayla sokulmuyorken kimi holiganların oraya kim tarafından, nasıl sokulduğunun hesabını da ya Anıtkabir Komutanlığı ya Millî Savunma Bakanlığı bu aziz millete ve yüce Meclise vermek zorundadır.
Sayın Başkan, Cumhurbaşkanımızın 10 Kasımlarda Atatürk'e yönelik geriye dönük de yüksek reflekslerini bilirdik. Son zamanlarda da Sayın Cumhurbaşkanının Atatürk'e olan sevgisi, şükran ve minnet duygusu sanıyorum herkes gibi, millet gibi, 82 milyon gibi oluyor diye de bir umudumuz artmıştı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bitiriyorum.
Ama huylu huyundan vazgeçmiyor. Sayın Cumhurbaşkanı, gene bu 10 Kasım günü Osmanlı'yı önceleyen, Atatürk'ün eleştirilebileceği bir tartışma zeminine kendisi de birinci eleştiriyi yaparak bir altyapı oluşturacak konuşma yaptı.
Sayın Başkan, hiç şüphesiz, tarih de tarihî şahsiyetler de eleştirilir, ben eleştirilmez demiyorum ama siz 10 Kasımda bunu yaparsanız, toplumu Osmanlıcı-cumhuriyetçi seçeneklerine zorlarsanız, bir, bu yakışık almaz; ikincisi, niyetinizin fitne fesat ve nifak olduğunu herkes görür. Bu yüzdendir ki bu 10 Kasım, bundan öncekilere göre, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e karşı, 82 milyon, Türkiye'nin 780.500 kilometrekaresinin her metrekaresinde dokuzu beş geçe Ata'ya saygısını göstermiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım, bağlayalım sözlerimizi.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ben, Cumhurbaşkanının 10 Kasımdaki "Mustafa Kemal Atatürk'ün yanlış yapmış olabileceği" sözünün topluma fitne fesat ve nifak tohumu ekmekten başka hiçbir işe yaramayacağını düşünüyorum, partimizin de kanaati böyledir. Bundan büyük üzüntü duyduğumu, bunun Cumhurbaşkanımıza yakışmadığını bu vesileyle Genel Kurulda beyan etmiş olalım istedim.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)