| Konu: | AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 16 |
| Tarih: | 12.11.2019 |
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Turan "Siz isteseniz de istemeseniz de Türkiye büyüyor." derken yani bir komedi filmi seyrediyorum zannettim. Hep söylediğim bir şey var, Sayın Mevkidaşım, bu millet hâliyle ve aklıyla alay edilmesinden hoşlanmaz. Onun içindir ki size son, yenilenen 23 Haziran seçimlerinde bu konuda gerekli uyarı ve ikazı yaptı. "Türkiye büyümeye devam ediyor, Türkiye'yi büyütüyoruz." diyen Sayın Turan'a verilecek en güzel cevap, aslında biraz önce okunan AK PARTİ grup önerisiyle gelen 128 sıra sayılı Kanun Teklifi'niz.
Sayın milletvekilleri, bugüne kadar bu Mecliste genel olarak vergi afları geldi, kamunun alacaklarının affıyla, tenkisatıyla ilgili teklifler geldi; çok uzun bir aradan sonra bu geldi. AK PARTİ grup önerisiyle yarın görüşmelerine başlanması önerilerin bu teklif, Adalet ve Kalkınma Partisinin iflas belgesidir; partinin derken AK PARTİ'nin yönettiği Türkiye Cumhuriyeti devletinin iflas belgesidir. Bu teklif, yarın görüşmelerine başlanacak bu teklif -arkadaşlarımız üzerinde konuşurken ayrıntıları anlatacak hem Meclisimize hem milletimize- sıfırı tükettiğinizin belgesidir. Bu, devletin kasasını tamtakır yaptığınızın tek belgesidir.
Şimdi, bu vakıf işine de gireceğim ama zaman olacak mı olmayacak mı bilemiyorum, Başkanın toleransından biz de istifade etmeyi umuyoruz.
BAŞKAN - Siz devam edin Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bir şeyi söyleyeyim: İlk defa vergiyle ilgili milletin sırtına ek yük getiriyorsunuz uzun zaman sonra. Niye bu oldu? Şunun için oldu, bir küçük hafıza tazelemesi yapmamız lazım: 14 Nisan 2001 krizinden sonra dönemin Başbakan Yardımcısı Kemal Derviş'in uygulamaya koyduğu bir ilaç vardı, bir reçete vardı, acı bir ilaçtı; milletçe bunun bedelini ödedik ama Türkiye o krizi bununla aştı. Allah var, 3 Kasım 2002'de iktidar olan AK PARTİ 2007'ye kadar da Kemal Derviş'in reçetesinin virgülüne dokunmadan bunu uyguladı ve bu, Türkiye'nin iktisadi olarak bir toparlanma dönemidir. Fakat siz, AK PARTİ olarak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Milletvekillerini tenzih ediyorum, o gün görev yapanları da tenzih ediyorum; AK PARTİ'nin tepe yöneticileri 2007'den sonra mutasyon geçirdi, başkalaştı, değişime uğradı, bağrından çıktıkları milletten koptular, sosyal yaşantılarıyla, ekonomik yaşantılarıyla, kültürel yaşantılarıyla başka bir hâl aldılar, bu arada da bir şey yaptılar; devleti bir cemaate teslim ettiler. O kadar uçtular ki o kadar güç ve kibir içine girdiler ki devleti de bir cemaate teslim etmekte bir mahzur görmediler.
Şimdi, Bülent Turan burada diyor ya "Vakıflara laf etmek doğru değil." FETÖ'nün bir sürü vakfı vardı, laf etmeyelim mi onlara şimdi, bunları masumlaştıralım mı? Sizin beslediğiniz, sizin büyüttüğünüz, devleti teslim edecek kadar büyüttüğünüz cemaatler vakıflar yoluyla yürüdü, devletin kozmik odasına girdi; 252 şehidimizin canına mal oldu. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi diyorsunuz ki: "Vakıflara laf etmeyelim."
Ben bir şeyi garipsiyorum: Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer fakat sizin, maşallah, bu 15 Temmuz darbesinden dolayı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Altay.
Bir dakika daha süre veriyorum.
ENGİN ALTAY (Devamla) - ...sütten ağzınız yanmamış belli ki. Sebepsiz, "Allah'ın bir lütfu." da dediniz bunun için. Ayıp, günah!
Şimdi, dün bir vakfa, bir cemaate teslim ettiğiniz devletin hâli ortadayken bugün, ileride onlardan daha beter olacak kimi cemaatlerin kurduğu vakıflara devletin, hazinenin yerini yurdunu, arazisini, binasını, mülkünü, menkulünü, gayrimenkulünü peşkeş çekmek akla zarardır, 15 Temmuzdan ders almadığınızı gösterir.
Ayrıca, "15 Temmuz" demişken toplanan 309 milyon lira para nerede? Vicdan sahibi bir milletvekili arıyorum burada. 15 Temmuz şehitleri için toplanan o günkü 309 milyon, bugünkü 600 milyon lira para nerede? (CHP sıralarından alkışlar) Siz yediniz demem, diyemem.
GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) - Kedi yedi, kedi!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu para nerede kardeşim? Şehitlerin sırtından, kemiklerinin, mezarlarının üstünden siyaset yapmak marifet değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bağlayın Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bitiriyorum.
Ayrıca, bir ayıbın altına daha imza atıyorsunuz. FETÖ'yü 4 kategoriye böldünüz, 4 tip FETÖ'cü var: Bunların sadece bir tipi cezaevinde, fakir fukara, yoksul olanlar cezaevinde. AK PARTİ tepesinde, yönetiminde akrabası olanlar dışarıda. Parası olanlar dışarıda ve ayrıcalıklı. Daha vahimi, işin özünü bilen, büyük sırlara sahip, konuştuğunda AK PARTİ'de deprem yaratacak insanlar da gene bu Hükûmet marifetiyle elini kolunu sallaya sallaya Türkiye'nin içinde ya da başka ülkelerde geziyor. Şurada şöyle bir başınızı öne eğin, gücünüz fakir fukaraya mı yetiyor? Fettah Tamince FETÖ'cü değilse ben FETÖ'cüyüm! (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY (Devamla) - Damatlar, kayınbiraderler, enişteler, siyasi nüfuz kullanılarak dışarıda olacak; hâkimler hukuk garabeti sayılabilecek kararlar yazacaklar ve bunlar FETÖ'cü değilse ben FETÖ'cüyüm! (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Adil Öksüz'ü kollayan, kaçıran, Adil Öksüz'ü kaçıranlara beraat kararı verenler vatanseverse, namusluysa ben vatansever değilim. Adil Öksüz FETÖ'cü değilse ihbar ediyorum savcılara kendimi, ben FETÖ'cüyüm. (CHP sıralarından alkışlar)
Ayıptır, günahtır! Bu ayıpla siz de yaşayamazsınız. Sizi biraz vicdana, biraz sağduyuya davet ediyorum.
Teşekkür ederim.