| Konu: | Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 20 |
| Tarih: | 20.11.2019 |
CHP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki bu kanun teklifi neden Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmiştir? Yani iktidar partisi böyle bir teklifi verme ihtiyacını nereden duymuştur? Bunun gerekçesi açıktır, metni baştan sona okuduğumuzda hemen tespit ederiz. Ekonomiyi yönetememişlerdir ve bir krize sokmuşlardır, bütçe dengelerini altüst etmişlerdir, bütçe dikiş tutmaz hâle gelince bir kurtuluş çaresi bulmak maksadıyla bu kanun teklifi Meclise gelmiştir.
Peki, bütçe açıkları artan, ayyuka çıkan bu kanun teklifiyle ne yapacaklar? İsmine baktığınız zaman 3 yeni vergi geliyor, vergi kanunlarında bazı değişiklikler yapılıyor ve bir ek gelir temin etme maksadı varmış gibi gözüküyor. Yani dijital hizmet vergisi, konaklama vergisi veya değerli konut vergisiyle veya diğer vergi yasalarındaki düzenlemelerle bütçe açıklarını kapatmaya çalıştıkları izlenimi veriliyor. Ama gerçekte durum bu değildir. Bu teklif doğrudan doğruya cambaza bak teklifidir. Vergileri gösteriyorlar ama asıl maksatları o değil. 47'nci maddeye bakıyoruz, 47'nci maddeyle bir borçlanma yetkisi veriliyor.
Komisyonda sorduk, dedik ki: Bu vergi düzenlemeleriyle kaç liralık bir vergi geliri elde edeceksiniz? Cevap olarak denildi ki: "İşte 6-7 milyar." Peki, 47'nci maddede ne diyor? Hükûmete 70 milyar borçlanma yetkisi veriyor. Yani birçok maddesi var bu teklifin, çoğunluğu vergilerle ilgili, bir maddesi de borçlanmayla ilgili. Bütün vergi maddelerinden toplam yıllık 6-7 milyar lira gelir elde edecekseniz, bir maddeyle de 70 milyar lira borçlanacaksanız bu teklifin maksadı nedir, amacı nedir? Çok net, bu bir vergi paketi değildir, bu doğrudan doğruya borçlanma paketidir.
Bakın, 2019 yılı bütçesinde 80 milyar liralık bir açık öngörülmüştü, şimdi açığın 125 milyara çıkacağını söylüyorlar. Yine, aynı şekilde, borçlanma olarak bir 80 milyar liralık borçlanma yetkisi vardı; Cumhurbaşkanının ve ilgili bakanının yüzde 5'erden üzerine yeni ilave, ek borçlanma yetkisi vardır; toplam 90 milyar lira borçlanacak bu Hükûmet, şu ana kadar yasal sınırını aşmıştır ve 90 milyar lirayı aşmıştır. Bu kanunla getirilen 70 milyar liralık ilave borçlanmayla yıl sonuna kadar 160 milyar lira borçlanacağını ilan ediyor. Bu ne demektir? Demek ki bütçeniz 125 milyar liralık açıkla da kalmayacak; bütçeyi patlatmışsınız, gelir gider dengesini bozmuşsunuz; yağmalamaktan, lüksten, israftan, talandan bütçe dikiş tutmaz hâle gelmiş. Bir taraftan da vatandaş inim inim inliyor; çiftçi perişan, esnaf perişan; işsizlik patlamış, cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizliği var ama Hükûmet, saray sefada, keyfinde; borç üstüne borç almak suretiyle bu ihtişamı devam ettirmek istiyor. Bunun sürdürülebilirliği yoktur değerli arkadaşlar. Açıkça buraya bir borçlanma kanunu getirseniz bu daha dürüstçe bir davranış olurdu ama vergi paketi gelmişçesine bir tavır sergilemek yanlıştır, hem Parlamentoyu yanıltma niyetidir hem de vatandaşlarımızı yanıltma niyetidir. Bu bir vergi paketi olmaktan öte bir borçlanma paketidir.
Bakın, ekonomiyi öylesine tahrip etmiş bir Hükûmet, bir iktidar var ki sadece 2019 yılına ilave borçlanma talep ederek 2019'u bile düzeltemediler. Hazinenin kârına el koydular, o yetmedi yedek akçelerine el koydular, buna rağmen "Bütçe açığı yıl sonu itibarıyla 125 milyar lira olacak." diyorlar. 2020 bütçesi şu anda Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşuluyor, görüşmeler devam ediyor. 2020 yılı için daha büyük bütçe açığı var, daha büyük bir delik var ve de daha büyük borçlanma ihtiyacı var.
Değerli arkadaşlar, bakıyoruz rakamlara ne var diye. 2020 bütçesinde 140 milyar açık var. 140 milyar borç, faiz ödemesi var. 220 milyar SSK'nin açığına bütçeden transfer var. Her taraf açık, delik deşik; dört duvar yok, sadece sütunlar var. Böyle bir çatı olmaz, böyle bir konut olmaz, böyle bir ev olmaz.
Bu kriz niye çıktı ve ne krizidir bu kriz? Bir borçlanma krizidir. Peki, bu Hükûmet, bir yılı geçmiş olmasına rağmen 2018 Ağustosundan beri, şu borçlanma meselesini çözdü mü? Hayır. Her geçen gün borç yumağı sürekli büyümektedir, ülkeyi de Hükûmeti de sıkıştırmaktadır. Bakın, 2020 yılı için 352 milyar borç ödemesi var, iç ve dış borç anapara ve faiz ödemesi var. 140 milyar da bütçe açığı var 2020 yılında. Toplam 490 milyar borç çevirmeye ihtiyacı olan bir hükümetten bahsediyoruz. Bunun anlamı nedir? Bunun anlamı şudur: Toplam borç stokunun yüzde 40'ını bir senede çevirme ihtiyacına düşmüş, sıkıntısına düşmüş ama lüksünden, israfından, sarayın ihtişamından bir türlü vazgeçmek istemeyen bir Hükûmetten söz ediyorum. Bu doğru bir şey değil sayın arkadaşlar, değerli arkadaşlar. Getireceğiniz paketleri muhalefetle tartışın, talimat üzerine buraya kanun teklifi getirmeyin. Yanlış yapıyorsunuz, yanlış düzenlemeler yapıyorsunuz.
Bakın, dijital hizmet vergisi. "Uluslararası birtakım kuruluşları vergilendireceğiz." diyorlar. Vergi alamayacakları için de bir madde koymuşlar. Diyorlar ki: "Eğer kendilerinden vergiyi alamazsak Türkiye'deki irtibatlarından vergiyi alacağız, ondan da vergiyi alamazsak erişimi engelleyeceğiz." Türkiye'deki sosyal medyayı engellemek için getirdikleri teklifi, buraya vergi teklifi diye getiriyorlar, uluslararası birtakım şirketleri vergilendirme diye getiriyorlar. Onun için bu, tam bir cambaza bak teklifidir.
Şimdi, değerli konut vergisi. Önümüzdeki maddelerde bunları işleyeceğiz. Yani bir düzenleme bu kadar korkunç olamaz, bu kadar yanlışları içermez. Değerli arkadaşlar, tamam, değerli konutlar vergilendirilsin. Ama nasıl bir vergilendirme getirmişler? Matrah karmaşası var. Bir taraftan "bina değeri üzerinden" bir taraftan "Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün belirlediği değer üzerinden vergi alınır." deniliyor. Yani bir karar verin hangi değer üzerinden vergi alınacağına. İki kavramı bir arada niye sıkıştırıyorsunuz?
Aynı şekilde konuda bir karmaşa var. Konu karmaşasına bakıyorsunuz, bir kişinin meskeni varsa, değeri 5 milyon liradan yukarıysa bu değerli konut vergisine tabi ama bir kişinin bir iş yeri var da değeri 10 milyon liraysa değerli konut vergisine tabi değil veya bir kişinin her biri 4 milyon değerinde 100 tane konutu varsa, toplam değeri 400 milyonsa yine bu vergiye tabi değil.
Değerli arkadaşlar, böyle düzenleme yapılmaz. Bu yanlış bir düzenleme. Mükellef karmaşası var. 5 kişi 5 milyonluk bir konuta ortaksa, kişi başı 1 milyon düştüğü hâlde değerli konut vergisi var ama bir kişi 4 milyon 900 bin lira değerinde bir konuta sahipse vergiye tabi değil. Bunun neresinde adalet var Allah aşkına? Bu nasıl düzenlemedir? İnsan oturur üzerinde çalışır, mesai yapar, emir eri gibi kendisine verilen paketleri buraya "tekliftir" diye sunmaz bari. Meclise saygılı olmak gerekir. Milletvekillerine saygılı olmak gerekir. Gerekçeleri düzgünce ortaya koymak gerekir ve maddeleri de düzgün, kanun tekniğine, hukuk tekniğine, Anayasa'nın 73'üncü maddesindeki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - ...vergi adaletiyle ilgili düzenlemeye uygun olarak getirirsiniz, verirsiniz ve biz de burada bunu tartışırız, konuşuruz ve gerekirse yasalaştırırız. Ama bu usulden vazgeçmediğiniz sürece, bu rastgele kanun teklifleriyle Meclisi boğma adetinizden, alışkanlıklarınızdan vazgeçmediğiniz sürece Meclise de kötülük yapmaya devam edersiniz, Türk milletine de kötülük yapmaya devam edersiniz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)