GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:21
Tarih:21.11.2019

ENSAR AYTEKİN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 48'inci maddesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tekliften de görüldüğü üzere, AKP genel olarak bütçedeki açığın finansman yolunu aramaktadır. Burada gereksiz harcamaları engellemek yerine halkı cezalandırmaktadır.

2019 bütçesi görüşülürken 80 milyar açık öngörülmüş ancak bu tutar yıl bitmeden Temmuz 2019'da aşılmıştır. AKP bütçedeki bu açığı halka yüklemek istiyor. Bunu yaparken de akıl almaz yollara başvuruyor.

Bu maddede ilgililere yapılan yersiz SGK ödemelerinin kişilerden tazmini amaçlanmaktadır. Böyle bir madde gelince herhâlde yüz binlerce insana yanlış ödeme yapıldığını falan düşünüyorsunuz. Oysa sadece 800 kişiye böyle bir ödeme yapıldığı ve bunun toplam bedelinin de 35 milyon 745 bin TL olduğu tespit edilmiştir. El insaf! Bunun için kanun düzenlemeye ihtiyaç yok. SGK'deki memurun yanlış yaptığı ve işi savsaklayarak tahsilatını zamanında yapamadığı bir iş için kanun çıkarıyorsunuz. Zaten Anayasa Mahkemesi 2017/118 sayılı Karar'la bu yersiz ödemelerin tahsil edileceğine hükmetmişken yapılamayan tahsilatın kanunla tahsil edileceğini bekliyoruz ki buna da pes! Buradaki işlem 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kanunu'nun 71'inci maddesi ile bu çerçevede çıkarılan yönetmeliğe göre kamu görevlilerinin sorumluluklarının ihmalinin göz ardı edilmemesi üzerinden de yapılabilirdi.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifi üzerine özel bir değerlendirme de yapmak gerekiyor. Ali Şeriati şöyle der: "Din paraya bağımlı olduğu sürece onu kimse tanımaz. Kurucusu para olan bir din, yine o paranın koruyucusu olmak zorundadır." AKP'nin para aşkını cümle cihan biliyor. En son, devleti ve milleti aşağılayan mektubu yazan adam "mal varlığı" deyince mecburen geri adım atıldı. Şimdi bu teklifle birlikte, Ali Şeriati'nin söylediği cümlenin sonundaki yeşil sermayeyi koruyuculuğa soyunuluyor. Bu teklifle, daha evvel Erdoğan'ın "Paranızı verirken bana mı sordunuz?" diye geçiştirdiği ve AKP'nin finansal arkabahçelerinden olan KOMBASSAN, yeni adıyla Bera Holding ve benzerleri için açılan davaların düşürülmesi amaçlanmaktadır. Bu şirketler bu düzenlemeyle alacaklılara ortaklık verecek, bunun sonucunda da binlerce dava düşecektir. Oysa vatandaşlar ortaklık değil, paralarını geri istiyor.

Bera Holding üzerinden bir kurtarma operasyonu ve borsa manipülasyonu yapılmaktadır ki bu durum Bera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Alaboyun tarafından komisyon toplantısında da "Hissemizin Komisyonda görüşüleceği haberi duyulunca hisselerimiz borsanın değer kaybetmesine rağmen yüzde 1 yükselmiştir." diye ifade buyurulmuştur. Kim bu Alaboyun? Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı. KOMBASSAN'daki görevine seçimden üç hafta sonra getirilmiş, sonra yüce Rabb'im verdikçe vermiş, bundan sekiz hafta sonra da Enerji Bakanlığına buyur edilmiş. Yani manipülasyon suçunun işlendiği açıktır.

Bu teklifte mağdurlar yok, şirketler var. KOMBASSAN'da milleti dolandıran kim? Haşim Bayram. Nasıl yaptılar peki? Almanya'da bir camide yapılan toplantıda, tezgâhın ortağı olan Ayasofya Camisi Derneği Başkanı Hüseyin Işık namaza yönelen cemaate sesleniyor: "Şimdi ben bir teklifte bulunacağım. Şimdi namaza durmayacağız. Bu mesele şu anda namazdan daha önemli. Namazı biraz geciktirsek de olabilir. Şimdi biz hepimiz, başta ben olmak üzere sıraya geçeceğiz. Oradan hepimiz ismimizi yazdıracağız ve ondan sonra da dönüp gelip namazı kılacağız." Bunu ne için söylüyor arkadaşlar? "Almanya'da çalışan yurttaşlarımıza ailelerimizle izleyebileceğimiz bir televizyon kanalı kuracağız." diyerek. Yani para toplamak için Allah'ın farz kıldığı namaz için "Sonra kılarız, bu iş daha önemli." diyebiliyor.

Peki, parayı nasıl topluyorlardı? Bu paraların nasıl toplandığına dair bir örnek de İsviçre'den. Şeytanın aklına gelmez. Adam hayvanın budunu oymuş, muşambanın içine sokmuş üst üste frankları, sonra buda yerleştirmiş 700 bin frank. Ondan sonra tıkaç yapmış etten derin dondurucuya atıvermiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENSAR AYTEKİN (Devamla) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun toparlayın.

ENSAR AYTEKİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, siyasal İslam'ın temel düsturu inanç sömürüsüdür. Bugün nasıl Rabia işaretiyle sömürü yapılıyorsa bu şirketler aracılığıyla da aynısı yapıldı. 28 Şubat sürecinde insanlar tepki olsun diye bu kâr sistemine parasını yatırdı, 2002'de henüz üç aylık bir parti olan AKP seçim kararı alınan Eylül 2002'den Kasım 2002'ye kadar bütün ilçelerde örgütlenmelerini tamamladı, il, ilçe binalarını, reklam çalışmalarını yaptı. Yani bu kadar işi yapacak parayı nereden buldu? Acaba bu paranın içinde bugünkü teklifte kurtarmaya çalıştıkları şirketlerden aldıkları bağışlar da var mıydı, yoksa o gün de "Paraları verirken bana mı sordunuz?" diye deniliyor muydu? İşte bu teklifle bu şirketlere olan borç ödenmek istenmektedir. Hâlbuki mağdurların beklediği ortaklık değil, paralarını geri almalarıdır. Yüksek mahkemelerden gelen mahkûmiyet kararlarıyla sıkışan şirketleri kurtarmak AKP'nin bu kanundaki tek amacıdır. Bu kurtarış sonrası şirketler nasıl ve hangi yollarla teşekkür edecekler, bekleyip göreceğiz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)