GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'ne ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:22
Tarih:26.11.2019

LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda burada, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle gündem dışı konuşma yapıyorum.

Ama çok uzakta değil, belki bir arka sokakta ya da herhangi bir şehirde veya köyde kadınlar şiddet görmeye devam ediyor; bazen babalarından, bazen ağabeyden, bazen eşten, bazen sevgiliden, nişanlıdan ya da herhangi birisinden. Daha dün, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde bir kadın Eskişehir'de toprağa verildi. Ayşe Tuba Arslan, korunma talebine rağmen, eski eşi tarafından satırla yaralandı, kırk dört gün boyunca hayata tutunmaya çalıştı ama olmadı.

Mecliste bizler, öncelikle bu sorunlara eğilmeliyiz, asıl sorumluluğumuzun bu olduğunu unutmamalıyız. Bu, partilerüstü bir konudur. Unutmayınız ki İstanbul Sözleşmesi bir kazanımdır, uygulanmalıdır ve arkasında kesinlikle duruyoruz.

Değerli vekiller, eminim sizlere de çığlıklarını duyurmak isteyen kadınlar ulaşıyordur. Bu konuda söylenecek çok şey var ancak rakamlar vermeye, istatistiklerden bahsetmeye gerek olmadığını düşünerek bana gelen bir mektuptan belli bir kısmını, gerçek yaşamdan bir kesit olarak buraya getirmenin anlamlı olduğunu düşündüğüm için burada paylaşmak istiyorum.

Değerli vekiller, bir kadının haykırışı şöyle: "Lale abla, Vekilim, biz babamızdan daha 3-4 yaşından itibaren dayak yemeye başladık. Kız kardeşimi 6 yaşında otlağa hayvanların yanına gönderdi babam. Hiç unutmam, bir gün hayvanlardan biri otlaktan kaçıp evimizin ahırına gelmiş. Babam 'Otlaktan neden eve döndü bu inek?' diye 6 yaşındaki kardeşime elindeki küreği fırlattı, kafası yarıldı kardeşimin. Annem çığlıklar içinde başındaki eşarbı saracaktı ki babam annemi de dövdü, kardeşimi ise ahıra gönderdi. Babam evden çıkana kadar annem kardeşimin yanına gidemedi, sonra aldı bezi kardeşime koştu. Köyde doktor da yoktu, olsaydı babam bizi zaten göndermezdi. Babamdan hayvanlar için ya da bakkaldan geç geldik diye her konuda hep dayak yerdik. Kablo, sopa, ne bulsa döverdi babam bizi. Okul zamanı geldi. Öğretmen ve muhtar babama 'Kızlarını okula yazdıracaksın.' dediği için babam bizi okula yazdırmıştı. Biz her sabah okula giderken annem bizi giydirirken babam anneme de tekme atar, öğretmenlere de hep küfür ederdi. Annem çok çaresizdi 'Baban bizi evden atarsa ne yaparız?' sözüyle büyüdük biz hep. Ailesi fakirdi annemin, cebinde 10 liradan fazla parası hiç olmadı. Evlenirken anneme 'Bu evden gelinlikle çıktın, ancak kefenle dönersin.' demişler. 2 kız kardeşiz, ikimiz de çok çalışkandık, ortaokulu bitirdik. Annemin babama 'Kızlar okumaya devam etmek istiyor.' dediği gün, babam inşaat demiriyle annemi dövdü. Öğretmenlerimiz geldi eve 'Bu kızları biz okutalım.' dediler. Kapıyı onlara açtığım için ben de dayak yedim. Babama şiddet eğilimi olduğu için tedavi olması gerektiğini söyledi öğretmenim ancak kapıyı vuran babam, bizi yine dövdü. Evlenme çağımız gelince beni ilk isteyene verdiler. Ben şanslıyım, eşim iyi birisi. 2 çocuğum var. Eşim küçük yaştayken annesi babası ölmüş ve garip büyümüş. Ben iyiyim, kıt kanaat geçiniyoruz işte ama kız kardeşim acı çekmeye devam ediyor. Küçüktü kız kardeşim, amcam ve babam karar verdi, amcamın oğluyla evlensin istediler. Kardeşim okumak istediğini babaanneme söylemişti, babaannem babam ve amcama 'Bu kız daha küçük, evermeyin.' dedi. Babam gitti, dedeme dedi ki 'Annem ne karışıyor baba? Biz ne karar verdiysek o.' Dedem 'Karışma sen!' diye ayağa kalktı, babaannemi itti, yaşlı kadının ayak bileği kırıldı. Babam, sonuçta döve döve kardeşimi yeğeniyle evlendirdi. 2 de ağabeyimiz var bizim. Birisi hep kurtardı bizi dayaktan. Babama karşı gelirdi 'Yapma baba!' diye. Ama diğer ağabeyim "Biz erkeğiz, karı gibi davranmasana!' derdi diğer ağabeyime. Kız kardeşim amca oğlumuzla evlendikten sonra çalışmaya başladı çünkü eşi işsizdi. Bir gün kardeşim açmadı telefonunu, aradım, üç gün ulaşamadım, sonra duydum ki eşi dövmüş, yengemiz yani kardeşimin kayınvalidesi elinden parasını istemiş, kardeşim parayı vermeyince de kocası dövmüş, kardeşim intihara teşebbüs etmiş; çok şükür kurtulmuş. Ben geç duydum. Kardeşim eşinden, evinden kaçtı, sığınmaevine gitti sonrasında, kaçmasına çığlıklarını duyan komşuları yardım etmiş."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LALE KARABIYIK (Devamla) - Süre rica edebilir miyim çok kısa, bitiyor.

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Karabıyık.

LALE KARABIYIK (Devamla) - Teşekkür ederim.

"Ancak nasıl oldu, bilmiyorum, ağabeyim ve babam gidip almışlar. Kardeşimi tekrar telefonla aradığımda babamların yanındaydı. Ancak büyük ağabeyim dövüyormuş bu defa da sürekli 'Kocaya gittin, geri geldin.' diye. Abla, benim elimden bir şey gelmiyor, ne olur kardeşime yardım edin, kardeşimin yaşadıkları ölüp gittikten sonra duyulmasın, bize yardım edin."

Değerli vekiller, bu mektup yaşamın içinden bir kesit. Bu nedenle, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi partiler üstü bir konu olarak görelim ve kadına karşı şiddete, kadın cinayetlerine de "Dur" diyelim.

Teşekkürler Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)