GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:37
Tarih:18.12.2019

CHP GRUBU ADINA GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün bütçe yapıyoruz, yaklaşık sekiz dokuz günden beri bütçe yapıyoruz. Peki, biz bu bütçeyi niye yapıyoruz? Bütçeyi, devletin Anayasa'da sayılan görevlerini yerine getirmesi ve vatandaşlarımızın da Anayasa'daki haklarını elde etmesini sağlamak için yapıyoruz.

Peki, Anayasa'nın 5'inci maddesi ne diyor, iktidara hangi görevi veriyor? Diyor ki: Vatandaşların refah, huzur ve mutluluğunu sağlayacaksın; insanlarımızın maddi ve manevi varlığının geliştirilmesi için gerekli şartları hazırlayacaksın. Yani diyor ki: Halkçı bütçe yapacaksın. Biz "Halkçı bütçe yapılsın." dediğimiz zaman sosyete damat şöyle bir cevap veriyor: "Efendim, biz de halkçı bütçe yapıyoruz. Biz kamuda çalışan 3,5 milyon memura 333,9 milyar lira maaş ödüyoruz." Evet, sosyete damat saraydan çıkmadığı için halkı sadece 3,5 milyon kamu çalışanı olarak görüyor. İşte bu nedenle biz "halkçı bütçe" diyoruz.

Peki, bu bütçe Anayasa'daki halkçı bütçe zorunluluğunu yerine getiriyor mu? Buna "Evet." demeyi gerçekten çok isterdik ama maalesef öyle değil. Peki, bu bütçe nasıl bir bütçe? Bu bütçe vatandaşımızın geçmediği yol, köprü, tünel; gitmediği hastane, gitmediği havaalanı için 2020 yılında yaklaşık 19 milyar liranın üç beş yandaş şirkete, 500 milyon doların simitçi yandaşa verileceği rantçılık bütçesidir. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçe, halkın ödediği vergilerden 139 milyar liranın, hazineyi tam takır kuru bakır yaptıkları için faiz lobilerine teslim olup o faiz lobilerine ödeneceği ve aynı zamanda, vatandaşlarımızın ödediği her 100 lira verginin yaklaşık 18 lirasının işte o faiz lobisine ödeneceği, faizcilerin bütçesidir. Bu bütçe cumhuriyet tarihinde bir ilki gerçekleştirerek Borçlanma Genel Müdürlüğü adı altında modern Düyun-ı Umumiyeyi kurduğunuz, borçlanmayı 154,1 milyar dolara çıkartarak devleştirdiğiniz, nur topu gibi yeni faizlerin doğacağı borç bütçesidir. Bu bütçe yaklaşık 750 milyon lirayı, zaten yemyeşil olan, zaten milletin kullandığı alanları "millet bahçesi" adı altında betona çevireceğiniz ve ödeyeceğiniz, genç girişimciler ve gençlerimizin değil, İstanbul Finans Merkezi gibi rantçı bir anlayışı destekleyeceğiniz beton bütçesidir. Bu bütçe, 2 milyon 136 bin vatandaşımız asgari ücretin altında gelir elde etmekteyken, 8 milyon işsizimiz varken, icra dosya sayıları 20 milyonu aşmışken, hem örtülü ödeneği hem Maliye Bakanlığı ek ödeneğini de topladığımız zaman yaklaşık 17 milyar liranın, bu kaynağın saraya teslim edildiği saray bütçesidir. Bu bütçe, aynı zamanda tek adam rejiminin çöktüğünün ispatı olan iflas bütçesidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, peki, halkçı bir bütçe yapılabilir mi? Elbette ki mümkün. Nasıl yapacağız? 75 milyon lirayı bilim insanlarının tüm uyarılarına rağmen Kanal İstanbul gibi rant projelerine harcamazsak, yandaşın cebine dolar bazında ödenen o garanti ödemelerden vazgeçersek -daha bir sürü sıralayabiliriz- bunlardan vazgeçersek yapabiliriz. Ama en önemlisi nedir biliyor musunuz? En önemli yapmanız gereken, sosyete damadı hazinenin başından derhâl paketleyerek yapabiliriz. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, rant İstanbul -pardon, şimdi kızacaksınız, Kanal İstanbul diyelim sizin hatırınız için- hakkında yeri gelmişken, Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımız da buradayken ben iki hususu kendisinin bilgilerine, siz değerli milletvekillerimiz ve bizi izleyen vatandaşlarımızın bilgisine sunmak isterim. Sayın Bakan, az önce Kanal İstanbul'la 30 milyon metreküp su kaybı yaşanacağını söyledi. Evet, bunu söylemekte Sayın Bakan haklı. Neden biliyor musunuz? Çünkü Devlet Su İşlerinin daha önce 20 Nisan 2018'de ÇED dosyasına sunduğu bir görüş var. Bu görüşte diyor ki: "Terkos Gölü, Yıldız Dağı'ndan gelen, Sazlıdere Barajı'ndan temin edilen 427 milyon metreküp suyun elden çıkma ihtimali vardır." diyor. Bakan bunu niye bilmiyor? Çünkü Bakanlığa giden ÇED dosyasında Devlet Su İşlerinin bu görüşü yer almıyor. Sayın Bakan, sizi de kandırmışlar, "427 milyon." diyor Devlet Su İşleri. Peki biz bunu nereden öğrendik? Burada, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında gerçekleştirilen İDK toplantısında Devlet Su İşleri "Benim görüşüm dosyada yok, o yüzden benim bu görüşümü dosyaya sunmanızı istiyoruz." diyerek yine bir resmî yazıyla buraya başvuruyor.

Bir başka hususa daha dikkat çekmek isterim: Kanal İstanbul Projesi için Devlet Hava Meydanları İşletmesinden görüş soruluyor. Devlet Hava Meydanları İşletmesi, 3.500 uçak trafiğinin olacağı, "asrın projesi" diye adlandırdıkları bu projenin Kanal İstanbul'un yapılması hâlinde kullanılamaz hâle geleceği ve Kanal İstanbul'un da bu asrın projesine gölge düşürmemesi için yapılmaması gerektiğini belirtiyor, 15 Mart 2018. Fakat her ne hikmetse ne olduğu belirli olmadan 22 Mart 2018'de aynı İşletme diyor ki: "15 Martta verdiğimiz görüş sehven verilmiştir." Eğer böyle önemli bir görüş sehven verildiyse vay hâlimize! Ama sehven verilmeyip sehven verildi diye baskıyla bu yazı verilmişse yüz bin kere vay hâlimize! (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, Kanal İstanbul Projesi, İstanbul'da yaşayan vatandaşlarımızın üçte 1'ini susuz bırakacak bir projedir ama Kanal İstanbul için 75 milyar ödenmezse neler yapabiliriz? "Kanal İstanbul'un maliyeti 75 milyar." deniyor, projede bu söyleniyor. 75 milyarı Kanal İstanbul'a bulabiliyoruz, 500 milyon doları yandaş simitçiye de bulabiliyoruz ama Avrupa'nın göz bebeği, ülkemizin, ordumuzun gururu Tank Palet Fabrikasını, "Yenilemek için 50 milyon doları bulamadık." diyerek Katar'a peşkeş çekiyoruz. Bunu da bizi izleyenlerin takdirine bırakıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, Kanal İstanbul'a 75 milyar ödenmezse ne olur? 342.283 gencimizin KYK borcu tam 37 kez silinebilir. 75 milyar lirayla tüm emeklilikte yaşa takılanlar 3 kez emekli edilebilir. Ama ne yapılıyor? Vatandaşa değil ranta teslim olmuş bir bütçe olduğu için maalesef ranta hizmet eden bir bütçe.

Evet, Kanal İstanbul Projesi aslında tam bir rant projesi. Kanal İstanbul Projesi ne İstanbul Boğazı'nı kurtaracak ne de İstanbul'u. Kanal İstanbul Projesi sadece ve sadece sizlerin koltuklarını ve yandaşlarınızın ceplerini kurtaracak olan bir projedir.

Hani hep diyorsunuz ya "Bu CHP var ya, bu CHP" diye, evet, bu CHP var ya, bu CHP iyi ki var. "Rantçı, faizci, betoncu saray bütçesinden başka, halkçı bir bütçe yapılabilir." diyen CHP iyi ki var. (CHP sıralarından alkışlar)

"İstihdam dışında kalan 1 milyon 887 bin kadınımıza çalışma olanağı sağlanabilir, kadınlar tacizcisinden, tecavüzcüsünden ve istismardan korkmadan kırmızı elbise giyebilir, kadınlar öldürülmeden özgürce yaşayabilir, cinsiyet körü olmayan bir proje yapılabilir." diyen CHP iyi ki var. (CHP sıralarından alkışlar) "Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünyayı bırakabiliriz." diyen, "Adaletli bir bütçe mümkün." diyen Cumhuriyet Halk Partisi iyi ki var. (CHP sıralarından alkışlar)

"Kapalı kapılar ardında hazırlanmayan, sırf haber yaptı diye özgürlüklerimizin teminatı basın emekçilerimizin cezaevlerine atılmadığı, BirGün ve Evrensel gibi kendilerine muhalif olan gazetelerin resmî ilan vermeme sopası gösterilerek susturulmadığı, Twitter'da resmî olarak 5 milyon 99 kez içerik kaldırma başvurusuyla dünya sansür rekortmeni olmayacağımız bir bütçeyi yapmak mümkün." dediği için iyi ki Cumhuriyet Halk Partisi var. (CHP sıralarından alkışlar)

Bence siz 3 doz vicdan hapı alın ve akşam kendinize sorun "Bugün vatandaşımız için ne yaptık?" diye. Evet, bunu soramazsınız çünkü tek adam rejiminde bunu sorabilme ihtimaliniz yok, sizleri de anlıyoruz ama merak etmeyin, birazcık sabır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak halkın iktidarında, işten atıldığı için "Çocuğuma mama alamadım." diyerek intihar eden başta 26 yaşındaki Denizlili hemşehrim Osman Karul olmak üzere, gençlerimiz, kadınlarımız, emekçilerimiz, esnafımız, sanayicilerimiz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Karaca.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - ...ve tüm vatandaşlarımız için, doğanın hakkı için şeffaf, adaletli, halkçı bir bütçeyi biz yapacağız, Cumhuriyet Halk Partisi yapacak.

Bir hikâyeyle sözlerime son vermek istiyorum. Ülkenin birinde bir tek adam yaşarmış, bir gün sarayın balkonuna çıkmış, bir bakmış ki ülkede hiçbir baca tütmüyor, ülke halkı sefalet içerisinde, ekonomik krizden yanmış yıkılmış durumda ve bir emir veriyor hemen, diyor ki: "Üç yıl boyunca tüm vatandaşlarımız çalışacak, çalıştığını kendi evine, çoluğuna çocuğuna harcayacak." Üç yıl geçiyor, yine bakıyor, bir bakıyor ki bütün halk huzurlu, mutlu, sokaklar şen şakrak, insan sesiyle dolu ve dönüp hanımefendiye diyor ki: "Bak, gördün mü, üç yılın sonunda vatandaşlarımız zengin oldu." Hanımefendi diyor ki: "Ne zenginliği, saray talan oldu." Ve cevap şu: "Halkın fakirliği var ise biz fakiriz, halk zengin ise biz de zenginiz." Kıssadan hisse, herkes hissesine düşeni alır diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)