| Konu: | 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 18.12.2019 |
CHP GRUBU ADINA GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Sayın Başkan, 2020 bütçesi üzerinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Anadolu'da bir baba-oğul hikâyesi anlatılır: Sefalet içinde büyüyen bir evlat daha fazla dayanamaz "Yoksulluk kaç gün sürer baba?" der, babası "Kırk gün sürer." diye cevap verir, çocuk umutlanır "Kırk günün sonunda zengin olur muyuz baba?" der, baba sessizce boynunu eğer "Yok oğul, alışırız." der. İşte görüştüğümüz bu bütçeler, insanlar yoksulluğa alıştırılmasın, çocuklar ele güne muhtaç olmasın, sosyal adalet sağlansın diyerek hazırlanan siyasi metinlerdir. Ancak iktidar tam tersini yapmaktadır. On yedi yıldır garip gurebaya, fakir fukaraya hep umut satıldı, hayal tacirliği yapıldı. Yoksulluğu yenmek bir yana, yardım edilmiş yoksulluklar yaratıldı. İnsanlar, sefalete, felakete alıştırıldı. Artık deniz bitti, satacak umut, kandırılacak halk, özelleştirecek fabrika ve elden çıkarılacak liman kalmadı. 2020 bütçesi, dibe vuran Türkiye ekonomisinin aynasıdır.
Amacınızı biliyoruz, biat eden ve razı olan bir toplum istediniz. Böyle bir toplumu da ancak fakirlik ve fukaralıkla inşa edebilirdiniz. Çünkü fakirlik ve açlık, önce yürekleri çökertir, çaresiz kalan ruhlar körelir, insanlar köleleşir. Yaşananlar fıtrat, çaresizlik de kader olur. Neticede, bu sömürü düzenine itiraz gücü kalmayan, size biat eder. İşte, bu anlayışla on yıl boyunca toplum mühendisliği yaptınız. Gelinen noktada, bitmiş, çaresizlikten kıvranan ve intiharı çözüm olarak gören bir toplum yarattınız. Oysa çok değil, on gün önce burada pembe bir tablo çizmiştiniz. "Denge" dediniz, "disiplin" dediniz, "değişim" dediniz, "sürdürülebilir ekonomiyle adaletli paylaşım" dediniz. Bakın, evrensel bir kuraldır: Herkesi bir defa, bazılarını her zaman ama herkesi her zaman kandıramazsınız.
Kabul edin ki yaşadığımız ekonomik krizin temelinde tam da şiddetli bir demokrasi bunalımı vardır. Halka hesap vermeyen, hukukun üstünlüğünü gözetmeyen, güçler ayrılığını reddeden tek adam rejimi vardır. Demokratik meşruiyet sorununu çözmeden bu bütçenin sorunlarının çözülmesi hayaldir, insanları kandırmaktır. Çünkü demokrasinin olmadığı yerde hak yoktur, hukuk yoktur, bütçe yoktur; her şeyden önemlisi, insan yoktur. Buna rağmen, "2020, pozitif bir dönem olacak." diyorsunuz ya hep birlikte yaşayıp göreceğiz. Ancak şurası bir gerçek ki bu bütçede, "dengeleme" ve "disiplin" adı altında uluslararası finans çevrelerine hoş görünme kaygısı var; halkın yaşadığı bunalımı görmezden gelen bir umursamazlık var; rantçı yandaşları zenginleştirme derdi var; aslında, ülkeyi feda eden iktidarın kendi geleceğini kurtarma kaygısı var.
Öte taraftan, yandaş basına bakarsanız o da "güllük gülistanlık" diyor, bu bütçede yediden yetmişe herkes için "müjde" olduğunu söylüyor. Gelin, bu müjdeye yakından bakalım. Örneğin, 11 milyonu geçen yoksul yurttaşımızı ele alalım. Bu sefalet bütçesinde onlar için neler var? Elbette yeni vergiler var, yoksulu daha yoksullaştıran, zengini daha zenginleştiren, "Taşı sıksam vergisini alırım." anlayışı var, "Aldığın nefesten vergi almıyorsam bana dua et." yaklaşımı var. İnsan sormadan edemiyor, sahi, garip gureba için bu müjde, bütçenin neresinde var? Vallahi bulamazsınız arkadaşlar. Millî gelirin yüzde 54'ünü ülkenin yüzde 1'i alıyorsa, buna karşılık gelir vergisinin yüzde 92'sini emekçiler ödüyorsa burada adaletten bahsedemezsiniz. O hâlde bu bütçenin hiçbir yerinde adalet yoktur, vallahi yoktur, billahi yoktur.
Adil devlet, gelir dağılımında adaleti sağlayan ve emeği hakkaniyetle bölüştüren devlettir. Görülüyor ki bu bütçe de emeğin değil, sermayenin bütçesidir. Hiç boşuna uğraşmayın, kanıtlayamazsınız, hani sarayın bir üyesi sıklıkla kullanıyor ya; "Şimdi, bakın, burası çok önemli." Ben de diyorum ki bakın, burası daha çok önemli, bu bütçe hiç olmazsa milyonlarca asgari ücretliye umut olsun istiyoruz, öyle değil mi? Çünkü işsizlik ödeneğinden emekli aylıklarına kadar bütçedeki pek çok kalem asgari ücretten etkileniyor. Oysa bu bütçede bırakın memuru, işçiyi, emekliyi, umudun bile asgarisi yok; çevirin sayfaları göremezsiniz. Bu bütçede yoklar oynanıyor, say say bitmiyor, boşuna bu bütçeye "Sermayeye dost, dar gelirliye düşmandır." demiyoruz değerli arkadaşlar.
Bakın, ekonomi küçülüyor, işsizlik büyüyor. Bugün, neredeyse 8 milyon insanımız işsiz. Öte taraftan, halkımız art arda gelen zamanlarla, küçülen maaşlarla çaresiz. Çözüm için 2020 bütçesini beklediler, ne yazık ki umutları bir kez daha Kafdağı'nın ardına kaldı. Vatandaşın alın terinden oluşan bu bütçede dar gelirlinin payına yine sefalet, yine ölüm düşüyorsa o hâlde bu bütçe gereksiz.
Değerli vekiller, bu bütçede insan onuruna yakışır bir anlayışın izi yok; inovasyona, AR-GE'ye yeterli kaynak ayrılmamış, üretimin altyapısını güçlendirecek yatırımlar yok; katma değer yaratan üretici yok yani Türkiye için bir gelecek yok. Doğal olarak geleceğin olmadığı bu bütçede gençliğe de yer yok.
Bakın, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinde en az pay doğrudan eğitim hizmetlerine ayrılmış, karma eğitime direkt savaş açılmış; bilimsel, laik eğitim tasfiye edilmiş; çocuklar, sonu belli olmayan bir karanlığın yoluna itilmiş. Proje okulları, eğitimde fırsat eşitsizliğini yaratmış; meslek liselerinin içi boşaltılmış; eğitimden kopuş hızlanmış. Üniversitelerin hâli ise daha acı. Bilimsel yayını bile olmayan kişiler rektör yapılmış, mantar gibi biten üniversitelerde okumuş işsizler ordusu kurulmuş. Bugün 3,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor ancak bütçede bu sorunları çözecek tek bir kalem görmüyoruz biz. Neticede, bütçe, gençliğe geleceksizlik vadediyor; maddi gücü olanlara ise beyin göçünü seçenek olarak sunuyor.
Bir de nüfusun yarısı olan kadınlara gelelim. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 125 milyar 8 milyon lirayla en büyük 2'nci bütçeyi oluşturuyor. Bu parayla onlarca ŞÖNİM açılabilir, şiddet önlenebilir, istismar ve tecavüzün önüne geçilebilir, çocuk yaşta zorla evlilikler engellenebilir ve kadın, istihdama katılabilir; kısacası, bugüne kadar yapılmayan ne varsa bu bütçeyle aslında yapılabilir. "Bugüne kadar yapılmayan ne varsa yapılabilir." dedik ancak siz hiçbirini yapamazsınız. Neden mi yapamazsınız? Çünkü Bakanlık bütçesinin yüzde 84'ünü zorunlu ödemelere ayırmışsınız, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne ise sadece yüzde 1 pay ayırmışsınız; kadın başına buradan ancak ve ancak 3 lira düşüyor. Hâl böyle iken hangi hizmetten bahsediyoruz? Aslında kadına şiddeti de, tacizi de, sefaleti de hak görüyorsunuz.
Şimdi, çok temel başka bir soru sormak istiyorum: Yaklaşık 13 milyon emekli, bu bütçenin neresinde? İnanması güç ama "bütçe açığı" kaleminde. Bütçe raporundan aktarıyorum aynen: "Emeklilere ödenen bayram ikramiyeleri ve yaşlılık aylıkları, bütçe giderlerindeki artışın temel sebeplerindendir." diyor. Yani, demek ki emekli, emekçi sizin için yük olmaktan ibaret. O zaman, biz de diyoruz ki: Yıllarca çalışan emeklisini hazineye yük olarak gören bu bütçenin bu ülkeye faydası yoktur.
Bu bütçe gösteriyor ki, halkın hakkını halka veren bir politika izlenmiyor. Bu arada "yok"ların bol olduğu bu bütçede "İstikrar yoktur." demek yanlışlık olur, haksızlık ederiz çünkü istikrarlı bir biçimde artan israf vardır. Emekten esirgenen kaynağın şatafata harcanması vardır. Bakın, 500 milyar dolar dış borcumuz var, israfa son verin diyoruz, "İtibardan tasarruf edilmez." diyorsunuz. Oysa garantili şehir hastanelerinin, yolcu garantili havalimanlarının, araç garantili köprü ve yolların maliyeti, çalışanların alın teriyle ödeniyor. Halkın ödediği vergilerden oluşan devasa kaynak, bir avuç imtiyazlı zümrenin emrine veriliyor.
Bakın, Can Yücel ne diyor? "Sıkışıp kaldık / Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı / Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz / Bir ömür karşılığı bir ömür yani."
Hayatta kalabilmek için bir ömür boyu bedel ödeyen bütün yurttaşlarımıza buradan söz veriyoruz: 20 milyon kadın istihdamda yoksa, 514 bin kadın şiddete uğramışsa kadın düşmanı bu bütçeyi kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Güzel ülkemde icra dosyaları 20 milyonu aşmışsa, sefalet bütçesiyle geçinemeyen 17 milyona ulaşmışsa yaşam hakkı tanımayan bu bütçeye hayır diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) 23 milyon evladımız taciz, tecavüz, şiddet, cehalet üçgenine sıkışmışsa, on altı yılda 700 bine yakın çocuk evliliği yapılmışsa geleceği yok eden bu bütçeyi reddediyoruz. Atanamayan öğretmenlere, şiddete uğrayan sağlık emekçilerine umut ve çözüm sunamayan bu bütçeyi reddediyoruz. Vergiler altında ezilen esnafa, çay simide muhtaç ettiğiniz emekliye hayrı dokunmayan bu bütçeyi onaylamıyoruz. Zarar eden çiftçiye, geçinemeyen memura, borç yüküne boğduğunuz vatandaşa can suyu olmayan bu emek karşıtı bütçeye "Hayır." diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Temel ihtiyaçları lüks sayan, özelleştirmeyi savunan bu israfın saltanat bütçesini bir kez daha ve bir kez daha, hazırlayanlara aynen iade ediyoruz. İnsanca yaşamı hak eden, dişiyle tırnağıyla, umuduyla direnen tüm yurttaşlarımızı ve Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)