GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin tümü üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:39
Tarih:20.12.2019

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önce, peşinen şunu söylemem lazım ki AK PARTİ Grubuna mensup sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin bütçe görüşmeleri boyunca ileri sürdüğü -ekonomik, sosyal, hukuki, kültürel, eğitim, sağlık, tarım, orman dâhil bütçeyle ilgili- eleştirilerine bugün de geçmişte de somut, net bir yanıt getiremediler tıpkı bugün Sayın Naci Bostancı'nın konuşmasında olduğu gibi. Zira, Sayın Bostancı, âdeta "Gözünün üstünde kaşın var." konuşması yaptı. Sayın Kesici'nin "Siyasi başarı var ama ekonomik başarısızlık var." demesini büyük bir çelişki olarak değerlendirmesi bence kendi çelişkisidir, şu açıdan: Evet, AK PARTİ on yedi yıl boyunca toplumun teveccühüne mazhar olmuştur ama her şeyin sonu olduğu gibi bunun da bir sonu vardı ve bu gerçekleşti. Milletin, AK PARTİ'nin siyasi kredisini de yenilenen İstanbul seçimlerinde kestiğini ve bu şekilde de AK PARTİ'ye "Sen işin tadını kaçırdın, senin ülkeyi yönetme ehliyetine el koyuyorum." dediğini, sanıyorum, Sayın Bostancı atladı ya da o günlerde yurt dışındaydı, onu bilemiyoruz Yine, Sayın Bostancı'nın yirmi dakikalık konuşmasının sekiz dakikasında 12 defa "Sayın Kesici" ibaresini, ifadesini kullanarak konuşması da Sayın Kesici'nin bugün dolu, güzel, Türkiye gerçeklerini yansıtan, zaman zaman Hükûmete yapıcı, yönlendirici uyarılar da getiren bir konuşma yaptığının açık delilidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Kendisine, Sayın Kesici'ye Grup Başkan Vekili olarak bu vesileyle ben de teşekkür ediyorum bu güzel konuşma için. (CHP sıralarından alkışlar)

Yalnız ben de şunu çelişkili buluyorum: İktidar yani 1'inci parti bütçeyi savunmak yerine muhalefeti eleştiriyor. Bu ne yaman bir çelişkidir. Bugün, biraz önce Sayın Turan "bütçemiz" diye ifade etti. Evet, bu bütçe, şekilsel olarak her ne kadar yürütmenin bütçesi gibi algılansa da bu bütçe aynı zamanda AK PARTİ'nin de bütçesidir. Sayın İlhan Kesici'nin kullandığı bütün rakamlar zaten devletin resmî rakamlarıdır, kamu kurum ve kuruluşlarının rakamlarıdır. Tabii ki Sayın Bostancı'nın bu rakamları çürütecek hâli yoktu; e, Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirecek hâli de olmadığına göre Sayın Kesici'yi eleştirmesini çok anlayışla karşılıyorum. Bu konuda bir eleştirimiz yok zira ülkenin hâli ortada.

Yine, bir çelişki kendi içinde ama şunu söylememiz lazım: Bize dedi ki: "Siz köylüye gidiyorsunuz, efendim 'Buğday ucuz.' diyorsunuz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - "Şehre iniyorsunuz 'Ekmek pahalı.' diyorsunuz." dedi. Sayın Başkan, evet, doğru; şunun için doğru: Dünyanın bütün ülkelerinde tarım desteklenir yani "sübvansiyon" diye bir kavram var. Sayın Bostancı felsefeci olduğu için ekonomik kavramlardan belki biraz uzak kalmıştır ama yani gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1'ini yasaya koyduğunuz hâlde çiftçiye vermediğiniz için buğday ucuz, ekmek pahalı; mazot, gübre, tohum, ilaç, yem gibi girdi maliyetlerinden ÖTV, KDV aldığınız için buğday ucuz, ekmek pahalı. Keşke pırlantadan ve yatlara verdiğiniz benzinden ÖTV, KDV alsanız da çiftçinin girdi maliyetleri aşağı çekilse biz de köylüye gidip sizin buğdayınız ucuz diyemesek. (CHP sıralarından alkışlar) Stratejik ürünleri tüccarın insafına, çiftçiyi, köylüyü de tefecinin insafına terk ettiğiniz için bu ülkede buğday ucuz, ekmek pahalı. Yani buğdayın ucuz, ekmeğin pahalı olması bir çelişki değil, bir AK PARTİ garabetidir. Bunun da altını çizmemiz lazım Sayın Başkan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Erdoğan'ın mitinglerini izlememek ne mümkün? Erdoğan mitinglere başladığı zaman Türkiye'de sadece biz değil, 82 milyon, paşa paşa, Erdoğan'ı bütün televizyon kanallarında sabah, öğlen, akşam izliyor. Yalnız son kampanyada bir şey oldu, Erdoğan'ın mitingleri rötarlı olmaya başladı. Bu kadar özel uçağı varken, bu kadar devlet imkânı, 3 bin koruma varken, bütün yollar o gitmeden üç saat önce açılırken Erdoğan'ın mitingleri rötarlı olunca biz o vilayetteki teşkilatlarımızı aradık; yahu, niye bu miting başlamıyor dedik. Dediler ki: "Ağabey, Sayın Cumhurbaşkanı geldi, otelde; meydan boş, onun için mitingler rötar yapıyor." (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Ben de Sayın Bostancı'ya bunu hatırlatmış olayım.

Şu tartışmayı artık bitirelim: Hani "diktatör" diyoruz, "tek adam" diyoruz, kızıyorsunuz; bence kızmayın, Türk Dil Kurumunu kapatın. Biz demiyoruz, bunu Türk Dil Kurumu diyor. Tekrar hatırlatıyorum, bütün siyasi yetkileri elinde bulunduran kimseye, işte o sizin kızdığınız kelime söyleniyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Türk Dil Kurumunu kapatmaktan başka bir çareniz yok. Ha "Hayır, bütün siyasi yetkiler Erdoğan'ın değil, bizim de yetkimiz var." derseniz, biz onu bilelim.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) - Sizin var mı yetkiniz?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Onu bilmek istiyoruz, onu göremiyoruz. Meşruiyet tartışması önemli bir tartışmadır. Meşruiyetin bir yasal dayanağı vardır, bir vicdani dayanağı vardır. Bazen yasal olarak meşru olursunuz, vicdani olarak gayrimeşru olursunuz. Görülür, algılanırsınız ama -bir şey söyleyeyim- ettiğiniz yemine riayet etmezseniz hem hukuki olarak hem de vicdani olarak gayrimeşru olursunuz. Bunun da altını çizmek istiyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)