| Konu: | Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak ABD ile İsrail arasında imzalanan anlaşmaya yönelik tepkilerini ortaya koyacaklarına, İsrail medyası tarafından MİT Başkanına yönelik hedef göstermeyi ve ithamı kabul etmelerinin mümkün olmadığına, devletleri ve ülkeleri demokratik kılan kriterler arasında şeffaflık, hesap verebilirlik ve hesap sorabilirliğin olduğuna, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Deprem vergileri nereye harcandı?" sorusuna Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bay Kemal'e bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok." ifadesine, kamuoyuna yansıyan Kızılay Genel Müdürlüğü ile BAŞKENTGAZ arasındaki yazışmaya, acıların, depremlerin, milletin yardımseverliğinin istismar edilmesine karşı Cumhuriyet Halk Partisi olarak mücadele edeceklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 29.01.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanım, bugünlerde hem Meclisimizin kendi gündemi var ama hem dünyada hem ülkemizde hem bölgemizde de sıcak ve özel gündemler var. Bunlardan biri Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in arasında imzalanan malum anlaşma. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bugün buna hep birlikte, inşallah, yüksek bir refleks göstereceğiz. Buna şimdi değinmiyorum bu sebeple.
E tabii, bir diğeri de gene İsrail medyası tarafından Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanının âdeta Kasım Süleymani suikastına benzer bir şekilde hedef gösterilmesidir. Bizim, tabii, bu noktada bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bilakis Sayın Erdoğan "Ben bununla muhatap olmam." diyor ama neticede kaynak İsrail olunca ve İsrail-Amerika arasındaki anlaşma sıcak, birbirine yakın olunca buna da Türkiye'nin... Yani Türkiye'nin derken İsrail'in Amerika'yla yaptığı anlaşmaya bugün inşallah Meclis çok yüksek refleks gösterecek ama bu MİT Müsteşarımıza yapılan hedef gösterme ve hakaretle ilgili, yürütme organından yüksek refleks beklemek millet adına hakkımızdır. Bunu biz eleştiririz ama İsrail medyası tarafından Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanına yönelik böyle bir hedef gösterme tutumu ve ithamı kabul etmemiz mümkün değil. Bunları konuşuruz inşallah.
Ayrıca, tabii, İdlib'den doğru bir tehlike var. Bu da yine Meclisimizin, grup önerileri vesilesiyle gündeme gelecek bir konusu. Bunlara, konular gündeme geldiğinde değineceğiz ancak Sayın Başkan, ben bu vesileyle şunu da söylemek istiyorum:
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; devletleri ve ülkeleri demokratik kılan birçok unsur vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin Sayın Altay.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bir ülkede demokrasi var mı yok mu diye baktığınız zaman bir sürü kritere göz atarsınız, bunların çoğunluğu varsa "Evet, bu ülke demokrasi noktasında epey bir yol almış." denilebilir.
Tabii, birçok kriter var, birçok unsur var ama unsurların biri de şeffaflıktır Sayın Başkan. Bir ülkede devletin harcamaları şeffaflıktan uzaksa bu da demokrasi karnesinde eksi, olumsuz etkileyici bir nottur. Yani hesap verebilirliktir, beytülmalin kör kuruşunun çarçur edilmediğinin denetlenebilmesidir. Böyle baktığımız zaman, bir demokrasi kriteri olarak bu konuda Türkiye'nin, özelde de yürütmenin gerek Türkiye Büyük Millet Meclisine gerekse aziz milletimizin her bir ferdine bu noktada şeffaflıktan uzak, hesap verebilirlikten uzak olduğunu maalesef üzüntüyle görüyoruz.
Tabii, demokratik olma kriterlerinden biri de hesap verebilirlikle beraber hesap sorabilirliktir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın lütfen Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Vatandaşın ödediği kör kuruşun -bu, vergi olur, harç olur, bağış olur- doğru ve yerinde harcanıp harcanmadığının hesabını da sorabilmesi bir demokrasi kriteridir. Hesap soranların azarlanması, horlanması, aşağılanması da demokrasilerde olabilirliği olmayan bir süreçtir.
Sayın Başkan, bu vesileyle belirtmek isteriz ki -tekrar söylüyorum- Allah'ım ülkemize, milletimize yeni acılar göstermesin gerek deprem bakımından gerek başka felaketler bakımından. Lakin ortada bir tablo var, Elâzığ, Malatya bölgemizde yaşanan deprem sonrası, Türkiye'de, Türk milleti her zamanki ferasetiyle, yurtseverlik yaklaşımıyla, kardeşlik yaklaşımıyla, herkes karınca kararınca elinden geldiğince belli katkıları ortaya koydu. Ama geldiğimiz noktada geçmiş kötü örnekleri de anımsadığımızda, bu katkıların amacında ve yerinde harcanmasıyla ilgili olarak kafalarda kuşku ve soru işaretleri var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, sözlerinizi bağlayın lütfen Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Cumhurbaşkanının "Kemal Kılıçdaroğlu'na bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok." ifadesini yadırgadığımı, garipsediğimi belirtmek istiyorum; bir. Sayın Cumhurbaşkanı sadece Kemal Kılıçdaroğlu'na değil, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve bu Meclisteki bütün sayın milletvekillerine gerekirse ayrı ayrı ve hatta bir adım daha ileri gidiyorum, Sayın Cumhurbaşkanı 82 milyon milletimizin her bir ferdine ayrı ayrı hesap vermek zorundadır. Bu konuya böyle yaklaşmazsak bu olmaz. Nitekim, bir televizyon programında bir sanatçı, televizyon programcısı bir yardım toplamış, Allah razı olsun ama İçişleri Bakanına kendini "Aman ha, bunu doğru ve yerinde kullanın." demek zorunda hissediyorsa ya da o ruh iklimi içindeyse burada bazı şeyler kötü gidiyor demektir. Bunun da altını çizmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, bağlayın Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bağlayayım efendim.
Sayın Başkan, bu vesileyle, Kızılay Genel Müdürlüğüne yazılmış ve Kızılay Genel Müdürlüğünün de Başkent Doğalgazla bir yazışması var, kamuoyuna da yansıdı. Tarih 2017, burada özetle şöyle diyor, yazıyı okuyup zamanınızı almayayım, Başkent Doğalgaz Kızılaya diyor ki: "Ben sana 8 milyon dolar para verdim, bunun 75 bin dolarını Derneğinizin faaliyetlerinde, kalan 7 milyon 925 bin doları da Ensar Vakfıyla iş birliği yaparak yurt ve kimi hizmetlerde kullanın." Bu ne demek ya? Bu ne kepazelik ya? Kızılay Vakfının yurt yapmak için Ensar Vakfına ihtiyacı mı var? Kızılay Derneğini Ensar Vakfının taşeronu hâline getirirseniz, Ensar Vakfının mali gücünü artırmak için Kızılayı böyle bir Derneğe -ki şaibeli, kamuoyunda algısı da çok temiz olmayan, hesap vermek zorunda olduğu kimi iş ve işlemlere bulaşmış bir Vakfa- peşkeş çeken bir kafaya, bu millet yardım topladığı zaman her kör kuruşun nereye harcandığıyla ilgili kuşkuyla ve şüpheyle bakar. Bu yüzden, biz bu konuların takipçisi olmaya devam edeceğiz. Acıdan istifade etmek -Allah'ım- kimse için doğru bir şey değildir ama acıların, depremlerin, milletin yardımseverliğinin istismar edilmesine karşı da Cumhuriyet Halk Partisi olarak elimizdeki bütün imkânları kullanarak mücadele edeceğimizi ve bunları afişe edeceğimizi beyan ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)