GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:57
Tarih:18.02.2020

CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de yaşamak zor ancak işçi olarak yaşamak çok daha zor. Ülkemizde her yıl "6 Soma katliamı" kadar işçimiz ölmektedir. 2017'de 2.006, 2018'de 1.923, 2019'da 1.736 işçimizi iş cinayetlerinde kaybettik. Bu, bir işçi kırımıdır. Bu, AKP'nin yarattığı emek cehenneminin en vahşi yüzüdür.

Değerli arkadaşlar, bu saydıklarım, sadece bir rakam değildir, sadece bir hayat da değildir; hepsi birer ailedir. Aileler perişan olmaktadır. Sermayenin kâr hırsı, esneklik, güvencesizlik, üretim baskısı, performans dayatması, "pahalı" diye alınmayan işçi sağlığı tedbirleri ve kaza yerine ambulanstan önce kolluk kuvvetini gönderen anlayış işçilerimizin ölümüne neden olmakta, ailesinin kalan üyelerini bir travmaya sürüklemektedir. Çocuklar psikolojik sorunlarla boğuşmakta, eşini kaybeden aile fertleri bir yandan dava sürecini yürütmeye çalışırken bir yandan da geçim derdine düşmektedir.

Değerli arkadaşlar, iş cinayetlerinde etkin denetim, soruşturma, yargılama sürecinin olmaması ve artık yerleşik hâle gelmiş olan "cezasızlık rejimi" iş cinayetlerinin sürmesine neden olmaktadır. İktidarın, işçinin kanını, canını, alın terini sermayeye helal kıldığı bu ülkede 301 işçinin ölümünden sorumlu olanlar ise ne yazık ki dışarıda elini kolunu sallayarak geziyor.

Şu tabloya dikkat çekmek istiyorum arkadaşlar: 2017 ve 2018'de ölen işçilerin sadece yüzde 2'si sendikalı iken 2019'da ölen işçilerin sadece yüzde 1'i sendikalıdır. Bu işçi kırımını durdurmanın en sağlam yolu, işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki yasal ve fiilî bütün engelleri kaldırmaktır. Bugün, kayıtlı işçilerin ise sadece yüzde 7'si sendikalıdır, kayıtsız işçileri de hesaba kattığımızda bu oran daha da düşmektedir. Sendikalı işçilerin yarıya yakını da toplu sözleşme hakkından mahrumdur. Bu şartlarda iş kazalarının artması değil, artmaması ancak sıra dışı olurdu. Değerli arkadaşlar, madencilerin bir sözü vardır, yüzlerce yıllık deneyimden süzülmüştür: "Sendikalı işçi kazalanmaz."

Bir diğer nokta şudur: Türkiye bir ucuz iş gücü cenneti hâline gelmiştir; işsizlik tarihî zirvesindedir. 7 milyon işsizin olduğu ülkemizde koşullar ne kadar kötü olsa da ücret ne kadar düşük olsa da insanlar çalışıp geçinmeye çalışıyor. İşçilerimiz "Dışarıda açlıktan öleceğime iş kazasında öleyim, hiç olmazsa çocuğuma ekmek götürürüm." diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Girgin.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Teşekkürler Başkanım, tamamlıyorum.

Soma'daki madencinin çığlığını hatırlayın: "Aşağıda ölüm, yukarıda açlık var!" Sizin yerinize dışarıda çalışacak 7 milyon kişi varsa patron "Bu koşulları düzeltelim." diyeni hemen kapının önüne koyabiliyor. Bütün bunların önüne geçmenin yolu, terazinin işçi kefesine bir ağırlık koymaktır; o da sendikal örgütlülüktür. Mevzuatı uygulayacak olan da denetimi sağlayacak olan da işçi sağlığı konusundaki aksaklığı en sağlıklı belirleyecek olan da müfettişlerin ve diğer görevlilerin doğru bilgiye ulaşmasını ilk elden sağlayacak olan da iş yerinde bizzat var olan işçilerin sendikal örgütlülüğüdür. Tekrar ederek bitireyim: "Sendikalı işçi kazalanmaz."

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)