| Konu: | AK PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 18.02.2020 |
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkanım, sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
AK PARTİ grup önerisinde AK PARTİ konuşmadı, şunun için: Ben AK PARTİ adına konuşacağım çünkü bu grup önerisi, aslında AK PARTİ milletvekillerine aba altından sopa göstermektir; biraz tehdittir, biraz şantajdır. Grup önerisi dikkatle dinlendiğinde, size deniyor ki değerli AK PARTİ Grubu mensubu milletvekili arkadaşlarım: "Bu kanun teklifini perşembe akşam saat dokuza kadar bitirmezseniz yani 200 milletvekili -tam kadro- Genel Kurulda olmazsanız cuma da sizi çalıştırırız ha!" Bu tehdit CHP'ye değil; bize 20 kişi yeter, biz perşembe günü milletvekillerimizi Anadolu'ya göndeririz, milletin sorunlarıyla, milletle hemhâl olurlar; tehdit size. Bu grup önerisinde zaten AK PARTİ'nin konuşmama sebebi de budur. Ben bunun için, sizlere de tercüman olmak adına buradayım. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, değerli arkadaşlar, önce şunu söyleyeyim: Dayatmayla kanun çıkmaz. Yani çıkar, dayatmayla burada çok kanun çıktı ama ne oldu biliyor musunuz? O kanunlar tekrar tekrar revize edilmek üzere buraya geldi. Mesela, Kamu İhale Kanunu -benim aklımda 165 defa görüşüldüğü kalmış- AK PARTİ döneminde 186 defa ayrı ayrı görüşülmüş, değiştirilmiş. Bizim derdimiz de üzüm yemek, bağcı dövmek değil. Ben burada, ayrı ayrı, hiçbirimizin vatan sevgisinden, bayrak sevgisinden, millet sevgisinden kuşku duymam. Elbette siz de bir parti hiyerarşisi içinde AK PARTİ Grubundan gelen kanun tekliflerini çok sorgulamadan, çok incelemeden kabul noktasındasınız; buna parti disiplini açısından saygım da var ama bir şey var: Kanunun, yapıldıktan sonra -kanun yapıyoruz ya, bakkaldan peynir almıyoruz ki- bir kere kullanışlı olması lazım, uzun vadeli kullanışlı olması lazım; efendim, kullanılabilir, işlevsel ve Anayasa'ya uygun olması lazım.
Şimdi arkadaşlar arkada çalışıyor -Meclisin gizli işi olmaz- siyasi parti gruplarından konuya vâkıf, hâkim arkadaşlar çalışıyorlar. Biz bu kanun teklifinin de zinhar tümü yanlış demiyoruz. 40 maddelik bir kanun teklifi getirdiniz, bunun 35 maddesinin altına ben imzamı atarım. Siz de AK PARTİ Grubu yöneticilerinize sorun "Niye böyle yapıyorsunuz?" diye. Yani hep söylüyoruz: Biraz helal, biraz haram. Biz bir şeye karşı olmaktan hoşnut değiliz, karşı olmuş olmak için de oluyor değiliz. Biz diyoruz ki: Burası Meclis, buranın bir ciddiyeti var, buranın bir değeri var, temsil ettiği 82 milyonu var; buradan ne çıkacaksa 82 milyonun menfaatine çıksın.
Bakın, biraz önce bir şey söyledim yerimden, dedim ki: Millî Savunma Bakanı 23 Ocakta çıktı, dedi ki "Yunanlar uluslararası anlaşmalara aykırı olarak burnumuzun dibindeki adaları silahlandırdı, asker yerleştirdi."
Arkadaşlar, meydanlarda milliyetçiliği kimseye bırakmıyorsunuz; iyi, güzel. Bunu bir sorgulamamız gerekmez mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY (Devamla) - Başkanım, AK PARTİ'nin hakkı da bende.
BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Yunan Cumhurbaşkanının Batı Trakya'daki Müslüman Türk azınlığa yönelik mezalimine karşı ses çıkarmamız gerekmez mi? Bunları yapalım, bu kanunu da yapalım.
Arkadaşlar diyor ki: "4-5 maddesi sorunlu." Şimdi, burada Sayın Muş'a yani AK PARTİ Grubuna şunu söylemek istiyorum: Burası Meclis. Evet, devletin bir sistematiği var; bürokratsız devlet olmaz, bürokrat olacak, bürokrasi olacak ama bürokrasi Meclisi esir almayacak, bürokrasi Meclisin gündemini belirlemeyecek; bürokrasi Meclisin, siyasi iradenin emrinde çalışır. Bu niye oluyor, onu da söyleyeyim, bürokrat düşmanı değilim yani inanarak söylüyorum: Siz bürokraside, kamuya atamalarda ehliyeti, liyakati bir kenara koyduğunuz için, biat ve itaati esas aldığınız için, hakikaten işini bilmeyen, oturduğu makamın görev, yetki ve sorumluluğunu bilmeyen insanları genel müdür, daire başkanı vesaire yaptığınız için adam, imza atmaya korkuyor; doğal bu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ben, şimdi, bu kanun teklifini AK PARTİ Grup Başkan Vekiliyle görüşürken Mehmet Muş'a diyorum ki: "Bülent Kuşoğlu var, o kabul ederse ben ederim." Niye? Ben bilmiyorum, bilmediğimi biliyorum, teknik bir mesele diyorum. Bizim Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcümüzü ikna ederseniz ben ikna olurum. Niye? İşi bilmiyorum. Hadi eğitimle ilgili olsa anlarım, öğretmenim. Dolayısıyla, bürokratların beceriksizliğinin bedelini AK PARTİ milletvekillerimiz sabahlara kadar burada sürünerek ödemesin. (CHP sıralarından alkışlar) Yazık, günah ya! Bu "sürünme" sözünden alınmayın; girmek, çıkmak bir sıkıntıdır.
Normal çalışma koşulları belli kardeşim; Meclis saat ikide açılır, dokuzda kapanır ve böylece, hakikaten istendiği vakit, muhalefet dinlendiği vakit çok yararlı, çok kullanılabilir, çok işlevsel kanunlar tıkır tıkır burada geçer. Aksi takdirde, sen bu önergeyi dayatırsan, hiçbiriniz kusura bakmayın, ben de Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün bana, bize verdiği hakların tümünü kullanırım derim. Bu durumda, inşallah, bakalım bu hafta nasıl geçecek? Hayırlara vesile olsun.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)