| Konu: | Büyük Atatürk'ün vasiyetinin çiğnendiği dönemlerin ya darbe dönemleri ya da tek adam yönetimlerinin yaşandığı dönemler olduğuna, İş Bankası hisselerinden gelen kâr payının Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna aktarıldığına, Cumhurbaşkanının İş Bankasına yönelik olumsuz ithamlarından Türk ekonomisi, Türk finans çevreleri ve finans yaşamının etkileneceğine, yaşanılan ekonomik buhrana bağlı olarak Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası üzerinden çiftçilere gelen hacizlerin kabul edilemez olduğuna, çiftçilerin finansal sorunlarının araştırılarak bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerinin tespit edilmesi amacıyla hazırladıkları Meclis araştırması önergesini Genel Kurul gündemine getireceklerine, AK PARTİ grup toplantılarının Çarşamba gününe alınmasına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AK PARTİ Genel Başkanı sıfatıyla Meclise gelmesi hâlinde TBMM Koruma Müdürlüğünün devre dışı bırakılarak Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğünün Meclisin güvenliğine el koymasının kabul edilemez olduğ |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 19.02.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Aslında değinmeyecektim ama Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun değinmesi üzerine ben de kamuoyundaki bu İş Bankası tartışmalarıyla ilgili belki ilk ve son defa bir iki cümle etmek istiyorum.
Sayın Başkan, Büyük Atatürk'ün vasiyetinin çiğnendiği dönemler ya darbe dönemleridir ya katı tek adam yönetimleri dönemidir. İki defa buna tevessül edilmiş, 1953'te ve 12 Eylül 1980'de. Her ikisinde de Türkiye'de demokrasi normları yükseldiğinde Büyük Atatürk'ün vasiyetine uygun bir yasal düzenleme, birinde Anayasa Mahkemesi marifetiyle, birinde Ankara 3. Ticaret Mahkemesi marifetiyle sağlanmış ve Büyük Atatürk'e karşı, onun vasiyetine karşı yapılan bu saygısızlık ve hadsizlik hukuk yoluyla düzeltilmiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak hiç şüphe duymuyoruz ki böyle bir duruma tevessül edilmesi hâlinde biz, Türkiye'de hukuk devletinin ortadan kalktığı bir dönem yaşadığımızı düşüneceğiz ve bir an önce Türkiye'de demokrasi standartlarının yükselmesi ve hukuk devletinin egemen olması için çaba ve gayretimize şüphesiz devam edeceğiz.
Özetle şunu demek istiyorum: Bu yaklaşımın Cumhuriyet Halk Partisine maddi bir zararı hiç olmaz. Bu yaklaşımın Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi şahsiyetine ve Anayasa'mızda da öngörülen miras hukukuna ağır, açık bir darbe olduğu gerçeğiyle toplum da yüzleşir. Bu da bir yana, gerek dış gerek iç finans çevrelerinde yeni bir panik ve kaos ortamı kendiliğinden oluşur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim...
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Özetle, bu hisselerden dolayı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine bu vasiyetten itibaren beş kuruş, beş kör kuruş girmemiştir. Vasiyetin gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisinin tayin ve tespit ettiği 4 yönetim kurulu üyesi, sembolik olarak, Mustafa Kemal Atatürk'ün hisseleri adına orada görev yapmaktadırlar ve bu hisselerin kâr payları da bilindiği gibi Türk Dil ve Türk Tarih Kurumlarına aktarılmaktadır.
Şimdi, buradan Sayın Erdoğan ne murat ediyor, ben onu bilmem. Bu, Cumhuriyet Halk Partisine aba altından sopa göstermekse Cumhuriyet Halk Partisine böyle numaralar sökmez. Ama Türk ekonomisinin, Türk finans çevrelerinin, finans yaşamının bundan çok etkileneceği açıktır. 82 milyonun da vicdanının kanayacağı çok açıktır.
Ben böyle bir olayın gerçekleşebileceğine ihtimal vermiyorum. Böyle bir olay ancak ve ancak bir darbe döneminde ya da katı tek adam yönetimlerinde olabilecek şeylerdir. Sayın Erdoğan'ın da hukuk devletine ve Anayasa'ya sadakatiyle ilgili önemli bir sınavı, hep beraber göreceğiz.
Sayın Başkan, benim bugün Grup Başkan Vekillerinin kullandığı bu hakta asıl bahsetmek istediğim husus, çok unuttuğumuz, çok unutulan hem yürütme organının hem yasama organının bir parça unuttuğu Türk köylüsüdür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edelim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Türk köylüsünün, çiftçimizin içinde yaşadığı ekonomik buhran ve buna bağlı olarak Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası üzerinden çiftçimize gelen hacizler kabul edilebilir sınırların çok üstüne çıkmıştır, sadece Kastamonu ilinin Araç ilçesinde yüzlerce çiftçinin traktörü haczedilmiştir. Bu sebeple Cumhuriyet Halk Partimiz -İYİ PARTİ de bu yaklaşımla, tesadüfen böyle denk gelmiş, bence çok da iyi olmuş- bugün Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Ahmet Akın'ın Türk çiftçisinin Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankasıyla ilgili borçlarından kaynaklı sorunları içeren Meclis araştırması önergesini Genel Kurul gündemine getirecek. İYİ PARTİ'mizin grup önerisi de benzer mahiyettedir. Burada da Kastamonu Milletvekilimiz Sayın Hasan Baltacı, benim de biraz önce değindiğim, Kastamonu'nun başta Araç ilçesi olmak üzere birçok ilçesinde ve Türkiye'nin birçok ilinde, ilçesinde, köyünde yaşanan, Tarım Kredi Kooperatiflerinin çiftçimiz üzerindeki icra ve haciz baskılarını gündeme getirecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım, buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Pek kısa, bir hususa da değinmek istiyorum. Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanının AK PARTİ Genel Başkanı sıfatıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine gelip grup toplantıları yapmaları çok doğaldır, tabiidir; buna bir laf edecek hâlim yok. Grup toplantılarının çarşamba gününe alınmasını da -tabii, kendi takdirleridir- şöyle yorumluyorum: Eskiden biz Sayın Erdoğan'a cevap yetiştiriyorduk, cevap veriyorduk, belli ki şimdi Sayın Erdoğan muhalefete cevap yetiştirmek gibi bir zorunluluk hissetmiş. Bu bir sorumluluk ve güven kaybı işaretidir. Kendisini defans ve savunmaya çekme noktasına gelmesi, iktidar bakımından uygulamalarının kamu vicdanında, kamuoyunda çok olumlu karşılanmadığının işaretidir diye yorumlarız. Mesele kendi takdirleridir ama bir şey bizi rahatsız ediyor, o da şu: Sayın Başkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir Koruma Müdürlüğü var bildiğim kadarıyla, Meclisin güvenliğinden de bu Koruma Müdürlüğü sorumlu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çok önemli Sayın Başkan, müsamahanıza sığınıyorum.
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yalnız, Sayın Cumhurbaşkanı "AK PARTİ Genel Başkanı" sıfatıyla Meclise geldiği vakit Türkiye Büyük Millet Meclisi Koruma Müdürlüğü devre dışına çıkarılıyor, Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğü Meclisin her metrekaresinde, bizim odalarımızın bulunduğu salonlar dâhil, koruma ve güvenliğe el koyuyor. Sayın Başkan, bu, asla kabul edilemez. Bu konuda Meclis Başkanlığına yönelik ayrıca girişimlerimiz olacak. Elbette Sayın Erdoğan'ın koruması en iyi şekilde yapılmalıdır, buna bir itirazımız olmaz ama Sayın Erdoğan, partisinin 1'inci parti olduğu Meclise yüzlerce polisle niye girer, ben bunu anlamam. Biz Sayın Erdoğan'ı koruruz, kılına halel getirtmeyiz, hiç merak etmesin. Sayın Erdoğan'ın Mecliste olduğu süre içinde Meclisin tepesinde helikopter gezdirilmesi kadar komik ve saçma bir şey olamaz, ayıp bir şeydir. Yani "Erdoğan yokken Meclise bir şey olursa mesele değil, Erdoğan varken olmasın." gibi bir mantıktır. Bu, Meclisi küçümsemektir; bu, Meclisi aşağılamaktır; bu, Meclise yapılabilecek bir saygısızlıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.
Evet, Sayın Erdoğan'ın korumaları Erdoğan'ın güvenliğini en iyi şekilde sağlıyor ama Meclis Koruma Müdürlüğü devreden çıktığı için 600 milletvekilinin güvenliği tehdit altına giriyor ve hoş olmayan durumlar gelişiyor. Cumhurbaşkanlığı Koruma Müdürlüğündekiler, tanımadıkları için, bazen kimi -parti ayrımı yapmıyorum, AK PARTİ milletvekillerine de olduğunu biliyorum- milletvekillerimize çok saygısız, çok hadsiz, çok kaba ve çok küstah davranışlar içine giriyorlar. Bu, benim meselem değil; bu, Meclisteki 10 siyasi partinin de meselesidir, 5 büyük grubun da meselesidir. Bu konuyu Genel Kurulun ve zatıalinizin dikkatlerine sunmayı da bir görev sayıyorum.
Tekrar ediyorum: Erdoğan'ın Meclise yüzlerce korumayla gelmesi, hem kendisi için hem Meclis için bir utanç ve ayıptır.
Teşekkürler. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)