GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Almanya'nın Frankfurt kenti yakınlarındaki Hanau kasabasında gerçekleştirilen ırkçı saldırıyı nefretle kınadıklarına ve ölenlere Allah'tan rahmet dilediğine, ırkçılığın bir insanlık suçu olduğuna, gayriaskerî statüde olduğu hâlde Yunanistan tarafından silahlandırılan 16 adanın isimlerinin ne olduğunu, bu durumun ne zaman fark edildiğini ve fark edildiği günden bugüne kadar neler yapıldığını, saray kabinesinin bütün üyelerinin bu durumdan haberinin olup olmadığını Millî Savunma Bakanından öğrenmek istediğine, Türk Silahlı Kuvvetleri destekli ÖSO unsurlarının Saragib ve Neyrab kasabalarına taarruz başlattığına ilişkin haberlere, Türkiye'nin İdlib'de Mehmetçik'imizin can güvenliğinin sağlanması için askerî ve diplomatik girişimlere hız vermesi, Eylül 2018'de imzalan Soçi Anlaşması'ndaki yükümlülüklerini revize etmesi, bölgesel ve uluslararası diplomasiyi öncelemesi, İdlib'den Türkiye'ye gelmesi kuvvetle muhtemel 1 milyon sığınmacının yükünün bölge ülkeleriyle paylaşılması noktasında hazı
Yasama Yılı:3
Birleşim:59
Tarih:20.02.2020

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Efendim, Almanya'da gerçekleştirilen ırkçı saldırıdan dolayı üzgünüz. Ölenlerin 5'inin vatandaşımız olması ayrıca bizi üzen bir durum ama hiçbiri vatandaşımız olmasa gene çok üzülürdük. Irkçılık bir insanlık suçudur, umarım bu son olur. Biz, bütün dünyada insanlığın barış ve kardeşlik içinde yaşaması hayaliyle yaşıyor ve siyaset yapıyoruz. Tekrar, ölenlere rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun ve bu tür saldırıları nereden gelirse gelsin şiddetle ve nefretle kınadığımızı belirtmek istiyorum.

Sayın Başkan, Millî Savunma Bakanımıza -kendisi burayı izlemiyordur ama herhâlde Bakanlıkta birileri izliyordur diye- 4 soruyu yinelemek istiyorum, şunun için istiyorum: Bölgede çok sıcak bir süreç yaşanıyor. Millî Savunma Bakanı 23 Ocak Perşembe günü bir değerlendirme yaptı ve Ege'de uluslararası anlaşmalarla belirlenen gayriaskerî statüdeki 23 adanın 16'sının Yunanistan tarafından silahlandırıldığını, asker konuşlandırıldığını ifade etti. Bu tablo karşısında Türkiye'nin o günden bugüne ne yapıp ne yapmadığı Meclisin bilmesi gereken bir husustur. Bu sebeple, ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan bir siyasi partinin Grup Başkan Vekili olarak, 82 milyon vatandaşımızın temsilcisi olarak Sayın Bakanın şu sorulara cevap vermesini istiyorum, Mecliste vermesini istiyorum:

1) Bu 16 adanın isimleri nelerdir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - 2) Bu durumu ne zaman fark ettiniz? Zira, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu iki yıl önce -isim de vererek- Bulamaç Adası'nın -üstelik bize ait olduğu hâlde- Yunanlılar tarafından işgal edildiğini, asker konuşlandırıldığını söylemiş ve Hükûmeti göreve davet etmiş idi. Sayın Bakanın bu durumu ne zaman fark ettiğini de Meclisle paylaşmasını istiyorum.

3) O fark ettiği günden, andan ya da 23 Ocak 2020 tarihinden bugüne kadar Türkiye'nin bu konuda neler yaptığını, hangi adımları attığını Meclisin bilmeye hakkı vardır diye düşünüyorum.

4) Bu konuyu saray Kabinesinde konuşabildi mi Sayın Bakan, konuştu mu? Saray Kabinesinin bütün üyelerinin bu durumdan haberi var mı -ayrıntılardan tabii- adaların isimlerinden haberi var mı? Bunu da soruyorum. Bu sorularla Millî Savunma Bakanlığı yerleşkesinde bizi dinleyen yöneticilere de sesleniyorum: Bu konuda Sayın Bakanı bu talebimizle ilgili haberdar etsinler ve bunlara cevap bulmamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Bakan, öte yandan, El Cezire ve diğer haber kaynaklarına bir haber düştü, Türk Silahlı Kuvvetleri destekli ÖSO unsurlarının Saragib ve Neyrab kasabalarına bir saldırı, taarruz başlattıkları, bu taarruzda da Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup tank ve ağır silahların kullanıldığıyla ilgili.

Şimdi, karşılığında da Suriye Merkezî Hükûmeti Ordusunun ve Rus uçaklarının da ÖSO mevzilerine hava saldırısı ve ağır tank saldırıları yaptığına, birtakım tankların da imha edildiğine dair El Cezire dâhil birçok uluslararası haber kaynağında haber var.

Şimdi, biz, İdlib'le ilgili, başından beri, yapıcı, samimi uyarılarımızı her vesileyle dile getirdik. Hükûmetin, bölgede atacağı adımlarda, öncelikle Türkiye'nin hak ve menfaatlerini korumayı öncelemesini; ikincisi de Türkiye'nin Orta Doğu'daki ağırlığının, Amerika ve Rusya'ya havale edilmeden... Suriye sınırımızın bir kısmında Rusya'yla, bir kısmında Amerika'yla güvenlik sağlama sevdasının çok doğru olmadığını da belirttik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi buradan, bu vesileyle tekrar etmek isterim ki İdlib'de gözlem misyonunu sürdüren Mehmetçik'imizin can güvenliğinin sağlanması için Türkiye'nin askerî ve diplomatik girişimlere sağlıklı bir şekilde hız vermesi gerekir ve Türkiye'nin derhâl, Eylül 2018'de imzaladığı Soçi Anlaşması'ndaki yükümlülüklerini revize etmesi gerekir. Bunu etmediği vakit, hem Rusya hem Amerika Türkiye'den çok farklı ve olması, gerçekleşmesi imkânsız beklentiler içine girmektedirler.

Sayın Başkan, üçüncü olarak, Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğünü tehdit eden rejim değişikliğine odaklanmak yerine, cihatçı gruplarla ilişkiyi kesmesinde bizce fayda vardır. Bu noktada, Türkiye'nin, bölgesel ve uluslararası diplomasiyi öncelemesi gerekir. En mühimi ve vahimi, zaten 4 milyon sığınmacı Türkiye'nin başında bir sorundur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bitirelim efendim.

İdlib'den Türkiye'ye gelmesi kuvvetle muhtemel 1 milyon sığınmacının -ki bunun içinde 10 bini aşkın cihatçı teröristin olduğu da, olacağı da bir gerçek- yükünün bölge ülkeleriyle -Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya'yla- paylaşılması noktasında şimdiden Türkiye'nin hazırlık yapması ve adım atması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Allah, Mehmetçik'imizin burnunu kanatmasın diyoruz. Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir ama Türkiye, bölgedeki hak ve menfaatleri için nerede durması gerekiyorsa orada da şüphesiz duracaktır. Anlayış ve yaklaşımımızın bu olduğunu bir kere daha teyit ediyorum.

Genel Kurulu ve sizi saygıyla selamlıyorum efendim.