GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu, Erdal Eren, Ömer Halisdemir ve 15 Temmuz darbe şehitlerini rahmetle andığına, amacı, maksadı, hududu, şümulü ne olursa olsun darbelerin demokrasiye, özgürlüklere ve yüce Parlamentoya yönelik olduğuna ve lanetlenmesi gerektiğine, 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulünün 99'uncu yıl dönümüne, Dünya Sağlık Örgütünün ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının tavsiyeleri ve uyarıları doğrultusunda hareket edilmesinin kaçınılmaz olduğuna, virüsün tıbbi etkisinin dışında ekonomik ve sosyolojik etkilerinin de olacağının öngörülmesi, temel gıda ve medikal eşyaların fiyatlarını artırarak fırsatçılık yapanlara karşı Hükûmetin ciddi tedbirler alması gerektiğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AK PARTİ İl Başkanları Toplantısı'nda CHP'ye yönelik sözlerine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılaçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanını İdlib sınırında beklediğine ve Mehmetçik'in içinde bulun
Yasama Yılı:3
Birleşim:68
Tarih:12.03.2020

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu, Erdal Eren, Ömer Halisdemir ve 250 -son- 15 Temmuz darbe şehidini rahmet ve minnetle anarak konuşmama başlamak istiyorum efendim.

Sayın Başkan, 27 Mayıs 1960 darbesi, bütün darbelerin anasıdır. Amacı, maksadı ne olursa olsun, hududu, şümulü, geldiği yön ne olursa olsun; darbeler, demokrasiye, özgürlüklere, aziz milletimize ve yüce Parlamentoya yöneliktir. Bizim için 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007 ve 15 Temmuz 2016 aynı şeydir. Hepsi, eşit derecede lanetlenmesi gereken, reddedilmesi gereken, demokrasimizin gelişmesini, Türkiye'nin kalkınmasını, milletimizin özgürleşmesini engelleyen hain ve alçak girişimlerdir. Bu çerçevede bütün bu darbeleri şiddetle reddettiğimizi... 27 Mayıstan, merhum Menderes'ten itibaren Ömer Halisdemir'e kadar bütün darbe şehitlerini, darbe mağdurlarını buradan tekrar saygıyla, rahmet ve minnetle anıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, bugün 12 Mart; malum, İstiklal Marşı'mızın kabulünün de yıl dönümüdür. İstiklal Marşı bir ulusun mutabakat metnidir. Bugün 83 milyonun ve dün ise kendi vatanlarının savunması için yaşamlarını feda eden atalarımızın şehadetini anlatan en güzel belgedir. Ruhu "İncitme, yazıktır atanı."dır İstiklal Marşı'mızın; özü "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım." diyen bağımsızlık ve egemenliktir İstiklal Marşı'mızın. Büyük şair Mehmet Akif Ersoy "Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın." diyerek yazdığı bu şiirle milletimizin gönlünde taht kurmuştur.

Sayın Başkan, bu vesileyle bazen dış düşmana karşı, bazen bir doğal felakete karşı, bazen de -tıbbi terimle ifade edilen- corona tehdidine karşı en çok birliğe, dayanışmaya, tesanüde ihtiyacımız olan bir süreçten geçiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Burada hepimizin, Dünya Sağlık Örgütünün ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının tavsiyeleri, genelgeleri ve uyarıları doğrultusunda hareket etmesi kaçınılmazdır. Efendim "Okullar kapatılacak mı, Meclis kapatılacak mı, sosyal etkinlikler iptal edilecek mi, üniversiteler tatile girecek mi, partiler kongrelerini yapabilecek mi?" Bütün bunlarda bizim bir tek yere kulak vermemiz lazım, o da Sağlık Bakanlığımızın uyarı ve tavsiyeleridir ancak Hükûmetin bir yere daha kulak vermesi lazım.

Sayın Başkan, bu vesileyle görüyoruz ki coronanın Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemik ilan edilmesinden sonra maalesef 5 liralık maske 65 liraya, 12 liralık dezenfektan madde, ürün 120 liraya satılır hâle gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bu kriz fırsatçılarına karşı, tedbir alması gereken hiç şüphesiz Hükûmettir. Hükûmetin, Sağlık Bakanlığının çalışmalarını, tedbirlerini, çabalarını çok olumlu bulmakla birlikte, Hükûmetin kriz fırsatçılarına yönelik akılcıl ve doğru hamleler, adımlar atamadığını da üzülerek ifade etmek zorundayız.

Sayın Başkan, ayrıca -dün de söylemiştim- Sağlık Bakanlığının yanında, krizin ekonomik etkilerinin önceden öngörülüp tedbirlerin alınması maksadıyla, Ekonomi Bakanlığının, Eğitim Bakanlığının, Turizm Bakanlığının ve Ticaret Bakanlığının da kimi adımları şimdiden atmasında fayda vardır. Benim endişem, bu virüsün bir parça daha yayılması hâlinde, maskeden ve dezenfektan ürünlerden geçtim, temel gıdada da benzer bir fırsatçılıkla Türkiye'nin karşı karşıya kalacağı endişesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Benim görevim, bir milletvekili olarak buradan Hükûmeti uyarmaktır Sayın Başkanım, bu görevi yerine getiriyorum ve kriz fırsatçılığına karşı Hükûmetin ciddi, katı tedbirler almasını istiyorum.

Biraz önce söyledim -bu vesileyle, affınıza sığınarak, gün içinde bir daha Genel Kurulda söz almayacağımı da taahhüt ederek Sayın Başkanım- İstiklal Marşı'mız için "Ruhu 'İncitme, yazıktır atanı.'dır." dedim ama böyle bir dönemde -yeni bir tartışma için söylemiyorum ama- Sayın Cumhurbaşkanımızın dün gene il başkanları toplantısında gerilim noktasında ısrarını sürdürdüğünü üzülerek görüyorum.

Sayın Cumhurbaşkanım, bir sitem yapacaksanız, bir sert söz söyleyecekseniz Cumhuriyet Halk Partisine değil; Rusya devlet televizyonuna ayar vermeyen ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını güya küçük düşürmeye çalışan görüntüleri servis eden Rusya devletine söyleyeceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Altay, lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - İlaveten, Sayın Cumhurbaşkanımıza dünkü çağrımı yineliyorum: İdlib'deki gözetleme noktalarındaki askerlerimizin durumundan ben hâlâ kaygılıyım ve Genel Başkanımızın bölgeyi bilmediğini iddia ettiği için söylüyorum: Sayın Cumhurbaşkanım, Bay Kemal yarın İdlib sınırında sizi bekliyor, buyurun, yarın beraber gidin, Mehmetçik'imizin içinde bulunduğu hâli görün, İdlib'deki Mehmetçik'imizle hemhâl olun. Çağrımız açıktır, nettir.

Teşekkür ederim efendim. (CHP sıralarından alkışlar)