| Konu: | Konuşma yeri olan Meclisin zamanının gereksiz polemiklerle işgal edilmesini doğru bulmadığına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı basın toplantısında "Biz Bize Yeteriz Türkiye'm" bağış kampanyasına zorunlu katılım uygulandığına dikkat çektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 76 |
| Tarih: | 01.04.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkanım, sınırsızca konuşma talep ediyorum, peşinen.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - İki dakika konuşsun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Onun için bir dakika, bir dakika açmaktansa süresiz açın konuşayım Sayın Başkan.
Böyle bir şey olabilir mi ya! Şimdi...
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Kürsüye mi çıkayım o zaman?
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çık.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Ama öyle bir şey olur mu ya?
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Siz neden söz aldınız ben merak ediyorum. 60'a göre değil, sataşmadan değil. Sayın Başkanın Grup Başkan Vekillerine, gruplara olan saygısından dolayı toleransını böyle kullanarak, on dakika yerinden her konuşmacıya yorum yaparak Meclisi çalıştıramayız ki Sayın Turan. Evet, bir sataşma vardır, bir katkı gerekir, tamam, ben saygı ve anlayışla... Biz raf elması değiliz ki burada, bak, zaman ekonomisi ve corona tehdidi nedeniyle Meclisin süratli çalışması için bir gayret ve çaba içindeyiz.
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Yalan söylüyor, yalan.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Kim yalan söylüyor?
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Siz değil ya.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Siz değil, siz değil.
DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) - Yalancısınız, yalancı.
MURAT ÇEPNİ (İzmir) - Hayatınız yalan, hayatınız.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Efendim, kabul etmezsiniz falan, benim şimdi söyleyeceğim bir şey var Sayın Başkan.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) - İade ediyoruz misliyle.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - "Yalan söylüyor." denince 5 bin lira yazıyor tazminat davası açılırsa, bilginiz olsun.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - "Doğru söylemiyor." diye de...
HALİL ETYEMEZ (Konya) - Tehdit ediyorlar ya.
BAŞKAN - Sayın Altay, siz de Sayın Erim'i buldunuz yani bunun için.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Basın Bürosunda bir basın toplantısı yaptım, "Corona dayanışmasını elbette milletçe, devletçe yapacağız, yürüteceğiz ama corona dayanışmasını corona haracına ve corona vergisine dönüştürmenin bir âlemi yok." dedim, birkaç tane de örnek gösterdim. Bir tanesi şuydu: Adıyaman Valisi şöyle bir yazı yazmış: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yevmiyeyle geçim sürdüren kesimler başta olmak üzere, Covid-19 hastalığına karşı alınan tedbirlerden dolayı mağdur olan dar gelirli vatandaşlarımıza ilave destek sağlamak amacıyla 'Biz Bize Yeteriz Türkiyem.' diyerek -evet ben de katılıyorum tabii ki- Millî Dayanışma Kampanyası başlatmış, kampanyayla ilgili Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Covid-19 bağış hesap numaraları aşağıda sunulmuş olup -buraya kadar bir sorun yok- kampanyaya destek olmak amacıyla okul ve kurumlarımızda toplanan yardım paralarının ilgili hesap numaralarına yatırıldığına dair banka dekontlarının müdürlüğümüze gönderilmesi hususunda gereğini rica ederim." Yani haraç istemiş. Sayın Cumhurbaşkanı da kızıyor "Devlet böyle haraç istemez, bu konuda dilenci durumuna kendini düşürmez." deyince. Fakat Meclis niye var? Meclis bunun için var. Biz bu konuyu bugün Mecliste gündeme getirince aynı Ahmet Alagöz hemen saat 14.05'te yeni bir tamim yayınlamış ve bu tamimde bu sefer dekontların müdürlüklerine gönderilmemesini istemiş. Bu Ahmet Alagöz'e hitap ediyorum buradan yani ağzımı da bozmak istemiyorum ama işgüzarlığa, riyakârlığa, edepsizliğe pes diyorum sadece. İşte, daha önce bizim elimize geçen -hangi kamera bilmiyorum da- bu yazı için Türkiye Büyük Millet Meclisinde "Bunun adı edepsizliktir." denince Ahmet Alagöz -Vali adına yazmış, Millî Eğitim Müdürü olabilir- hemen bunu düzeltmiş. İşte, Meclis bunun için var arkadaşlar, Meclis konuşma yeridir. Mecliste her şey konuşulur ve yapılan yanlışlardan yürütme ya da yürütmenin bürokratları döner. Sayın Turan her söze, eleştirel her konuşmaya cevap verme âdetine de biraz ara versin diye bu vesileyle söz aldım, bunu da belirttim ama bu iyi oldu, vesile oldu.
İşte, Sayın Bülent Turan, Meclis konuşma yeri olduğu için bu sorunlar sonradan geç de olsa düzeliyor. Bırakın millet konuşsun, düşünce özgürlüğü var, ifadeyi hürriyet var, bırakın konuşsun. Sizi eleştirirlerse, haksız eleştiri varsa çıkın, cevap verin. Hem siz birinci partisiniz. Burada "Şu kadar uluslararası anlaşmayı şu kadar kısa sürede geçirelim." diyorsunuz, ondan sonra Meclisin zamanını, mesaisini gereksiz polemiklerle işgal ediyorsunuz. Bunu da doğru bulmadığımı beyan ediyorum.
Sayın Başkan, size de müsamahanız ve konuşma özgürlüğüne olan saygınızdan dolayı teşekkür ediyorum efendim.