| Konu: | Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 11.04.2020 |
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Öncelikle, Sayın Başkana ve bütün siyasi parti gruplarına böyle bir çözüme destek verdikleri için teşekkür ediyorum.
Çok değerli arkadaşlarım, evet, olağanüstü günlerden geçiyoruz, gerçekten dünyayı kasıp kavuran bir salgını biz de yaşıyoruz ve ilk günden beri benim kişisel olarak söylediğim ve önerdiğim şuydu, bunu bütün makamlara yazdım: Cezaevlerini tahliye edin. Nasıl yapılırdı? Mesela, bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle en azından tutuklular ve hükümlülerden nispeten daha hafif olanlar acilen, kontrollü bir şekilde tahliye edilebilir ve içerideki nüfus düşürülebilirdi. Niye istedik bunu, niye istedik? Şu anda içeride eğer bir salgın başlarsa gerçekten binlerce ölüm yaşayabiliriz. Yani insanları cezalandırmanın amacı topluma kazandırmaktır ama böyle bir uygulama, eğer içeride bir salgın başlarsa ihtimale dayalı ölüm cezasına dönüşebilir.
Esas problemimiz elbette ki başkadır. Bakın, bizim 100 bin nüfusa düşen mahkûm sayımız 350, bunun dünya ortalaması 146 -bizde 350 iken 146- Avrupa Birliği ortalaması 100. Asıl problem budur ve bizim hem yasal düzenlemeler hem de uygulama hakkında, bu problemler hakkında ciddi çözümler üretmemiz gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, Sağlık Bakanının, değerli meslektaşımın çalışmalarını gerçekten takdirle karşılıyorum, her dediğinin olmadığını, her önerdiğinin olmadığını da biliyorum ama dün biz bir istisna yaşadık. Bunu niye yaşadık? Yani günlerdir Sayın Bakan Fahrettin Koca'nın, tuğlaları böyle üst üste koyarak inşa ettiği, halkla içine girdiği bir diyalog sonucu insanların gönüllü bir şekilde kendilerini eve kapattıklarını, en azından büyük bir çoğunluğun böyle yaptığını müşahede ettik fakat sizin Süleyman Soylu geldi, alttan bir tuğla çekti ve bütün o inşayı dün gece âdeta çökertti. Neden? İnanın, dün gece bunun nedenlerinin üzerinde düşünmeye çalıştım. Mesele şuydu arkadaşlar: Hepimiz fizik olarak birbirimizden uzaklaştık ama inanın bana, kalbî ve toplumsal olarak bir yakınlaşma sürecinin içine girdik. Yani ortak bir tehdidin üzerinde duygusal olarak, vicdani olarak, bilgisel olarak akılla konuşmaya başladık.
Bakınız, baskı rejimlerini en çok ürküten şey bir toplumun akıl yürütmeye başlamış olmasıdır. İşte benim kişisel kanaatim budur ki Sayın Koca'nın günbegün, hepimizin desteğiyle birlikte yapıp inşa etmeye çalıştığı ve bu toplumu bu beladan olabildiğince hafif bir şekilde atlatma gayretinin dün bir anlamda sabote edildiğini gördük. Ben, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yu dünkü davranışından ötürü, bir insan olarak, bir hekim olarak, bir vekil olarak kınıyorum.
Değerli arkadaşlarım, sizinle paylaşıp paylaşmamayı gerçekten düşündüm ama birkaç gündür üzerinde çalıştığım bir konu: Biz 17 Martta Covidden ilk insanımızı kaybettik, 17 Martta ilk ölümü yaşadık. Düne kadar 1.006 kişiyi kaybettik. Ben açtım sadece İstanbul'daki defin sayısına baktım, 2019'la ve 2018'le arasında 1.791 artış var. Yani bizim Covidden 1.006 ölümüz var. Bütün ölülerin İstanbul'dan verildiğini düşünün, 2018'e ve 2019'a göre 1.791 artış var. Kötü niyet aramıyorum ama bir konuda hepinizi ve Sayın yüce Meclisi ikaz etme zorunluluğu hissettim. Şimdi, arkadaşlar, bu 1.006 ölünün hepsini İstanbul'a verin, gene açıklayamadığımız 700 küsur ölü var. Yani, teşbih hatasız olmaz, hani "Kedi buysa ciğer nerede?" sorusu hepimizin aklına düşüyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Müsaade edin. Bakın, sonra sisteme girdim, kodlama işlemlerine baktım. Kodlama işlemlerinde bir yanlış yapılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) - Şöyle bir yanlış yapılıyor, hızlı gideceğim: Bir hastanın Covid olmasının testle ve BT'yle ispatlanması isteniyor. Hayır, siz bir pandemi döneminde, bir salgın döneminde o hastalığın varlığını değil, o hastalığın yokluğunu göstermek zorundasınız. Yani size boğaz ağrısı ve ateşle gelen ama neticede kaybedilen bir hastanın bana Covid olmadığını başka bir teşhisi göstererek göstermek zorundasınız. Bu konuyu daha sonra gerekirse sizlere yazılı olarak ileteceğim.
Bir fotoğraf gerçekten beni üzdü. Dün o annenin kucağındaki kocaman çuval, kargoyla gönderilen kemiklerin fotoğrafı beni üzdü. Değerli arkadaşlarım, önce olayın tıbbi yönünü söyleyeyim: Bir insan kemiği veya insan cenazesi tıbbi işlem görmesi gereken bir materyaldir, en azından diğer yönlerini düşünemiyorsanız bunu böyle düşünmenizi rica ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) - Bunu Sağlık Bakanlığının denetiminde yollamanız gerekiyordu. Yani o cenazenin Sağlık Bakanlığının denetiminde gönderilmesi gerekiyordu.
İkinci mesele, müsle meselesi. Bunu daha önce konuşmuştuk. Sizler cenazeye saygı duyan insanlarsınız, bütün hazırun böyle. Artık, ölen bir insanın bu ülkede mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiyle, İnsan Hakları Mahkemesiyle, bu dünyadaki bütün hukuk sistemleriyle bağlantısı kesilmiştir, o insan hakkındaki davalar da düşmüştür, artık o, en yüce mahkemeye havale edilmiştir. Ben bu anneden, bir insan, bir hekim ve bir vekil olarak özür diliyorum.
Hepinize saygılarımı sunuyorum. Sağ olun efendim. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)