GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:82
Tarih:11.04.2020

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; AKP iktidara geldiği zaman hâkim, savcı sayısı 7.500'dü. 3.500 civarında hâkimin emekli olduğu düşünüldüğünde, şu anda 24 bin hâkim, savcı var. 5 bin hâkim, savcı ihraç ettiniz. Yani bu rakamlara göre bütün cumhuriyet tarihinde alınan hâkim, savcıların 6-7 katını siz atadınız.

Peki, değerli arkadaşlar, bu duruma nasıl gelindi? Bakın, şu anda bütün araştırmalar yargıya güvenin yüzde 20 olduğunu gösteriyor. Cumhur İttifakı'nın oy oranı da yüzde 40. Yani Cumhur İttifakı'na oy verenlerin bile en az yarısı yargıya güvenmiyor. Bu yargıya sizler güvenmiyorsunuz, sade vatandaş nasıl güvensin, onu da sizin takdirinize bırakıyorum.

Değerli arkadaşlar, on sekiz yılda cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar yargıya güven azaldı. Bakın, bütün cumhuriyet tarihindeki en düşük oran şu anda. Niye yargı tek, niye? Çünkü yargı tek bir kişinin ağzına bakıyor, tek bir kişi yargının kararını veriyor. Einstein diyor ki değerli arkadaşlar: "Nedenleri değiştirmeden sonuçların değişeceğini beklemek budalalıktır." Bizim söylediklerimizi anlamıyorsunuz, dinlemiyorsunuz. Yine, çok önemli bir düşünür, bir aydın, Victor Hugo diyor ki: "Bir ülkede yargılanmaların adil olmasının yanında adil görünmesini de sağlamanız lazım."

Değerli arkadaşlar, tüm yargıçlar, HSK, Anayasa Mahkemesi bir kişiye bağlı, tüm bunları sadece bir kişi atıyor. Allah aşkına, böyle bir yargıya güven olur mu? Bir siyasi partinin atadığı yargıya güven olur mu? İl başkanlarınız, ilçe başkanlarınız, AKP üyeleri şu anda hâkim, savcı değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bir de yandaş gazetelerden öğrendiğimiz, yargıda bir kavga var. Yargı resmen parsel parsel bölüşülmüş durumda; HAKYOL'cular, Menzilciler, İsmailağacılar; değerli arkadaşlar, korunan gizli FETÖ'cüler, tövbe etmişler, Pelikancılar, avukatlar. Peki, bunlardan bağımsız yargı çıkar mı değerli arkadaşlar? Bu ülkenin Adalet Bakanı kim, hâkimi kim, savcısı kim? Cemaat liderleri yanında iş tutanlar talimat veriyor. Hatırlayalım, geçtiğimiz hafta Oda TV'ye bir operasyon yapıldı, Barış Terkoğlu ile Barış Pehlivan'a. Nasıl oldu? Bakın, Ankara'yı parsel parsel parselleyen bir trol 28 Şubat akşamı Oda TV'yi hedef aldı, ardından 3 Mart akşamı bu trolün meşhur oğlu televizyon kanallarından hedef göstermeye devam etti, 4 Martta gece yarısı Ersoy Dede operasyon çağrısı yaptı, sabah Barış Terkoğlu gözaltına alındı, akşam üzeri Barış Terkoğlu ve Hülya Kılınç tutuklandı. Pelikancı Fatih Tezcan, Murat Ağırel'i ve Yeniçağ'ı hedef gösterdi. Pelikancı Hilal Kaplan, Yeniçağ'a yapılan saldırıya destek verdi. Pelikancı Ersoy Dede "Soner Yalçın nerede?" diye "tweet" attı. Pelikancı Selman Öğüt bu topa girdi ve Yeniçağ'ı hedef gösterdi. Ardından Murat Ağırel tutuklandı. Daha sonra, Pelikancı Ersoy Dede, Yeni Yaşam gazetesini hedef gösterdi, Yeni Yaşam gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni ve çalışanı tutuklandı.

Değerli arkadaşlar, şimdi soralım: Savcı kim, hâkim kim? Fatih Tezcan polis memuru, Hilal Kaplan emniyet müdürü, Ersoy Dede savcı, Cem Küçük, sulh ceza hâkimi. Bu pelikancılar AKP yönetimiyle birlikte bir şeye daha imza attılar: İlk kez tarihimizde silahsız bir darbe girişimi yaptılar ve seçilmiş Başbakanı, yüzde 49'la seçilmiş Başbakanı koltuğundan indirdiler. Değerli arkadaşlar, böyle bir yargı düzeniyle karşı karşıyayız.

Şimdi, elinizi vicdanınıza koyun, siz bu yargıya güvenir misiniz, siz bu yargının aldığı kararlara saygı gösterir misiniz? Bir kez daha soralım.

Değerli arkadaşlar, bir de son olarak, sokağa çıkma yasağı var ki dünyaya rezil olduk. Hani diyorduk ya "Çok iyi yönetiyoruz." Bunu çocuk yapmaz, 10 yaşındaki çocuk yapmaz, kar topuyla uğraşıyorduk, dün gece çığ oldu, çığ. Sokağa çıkma yasağından Bilim Kurulunun haberi yok, büyükşehir belediye başkanlarının haberi yok, İstanbul'u yöneten, Ankara'yı yöneten başkanların haberi yok ama fırıncılar odalarına yarım saat önce haber veriliyor. Binlerce insanı sokağa çıkaran bir sokağa çıkma yasağıyla karşı karşıya geldik değerli arkadaşlar. Bu genelge sokağa çıkma yasağı değil, coronayı yayma genelgesine dönüştü değerli arkadaşlar.

Peki, sevgili milletvekilleri, bu genelgeyi yazan, bu genelgeyi gönderen İçişleri Bakanı normalde ne yapıyor? Ben size söyleyeyim, hiçbir vicdanın, ahlakın kabul etmeyeceği, hiçbir vicdanlı siyasetçinin yapmayacağı bir şey yapıyor, ne yapıyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ağbaba, tamamlayın sözlerinizi.

VELİ AĞBABA (Devamla) - CHP'li belediyelerin yardımları, ekmekleri dağıtmasını önlemeye çalışıyor. Geçtiğimiz gün Muratpaşa'da, dün Eskişehir'de Odunpazarı'nda fakir fukaraya aş veren, ekmek veren aşevlerinin hesaplarını kapatıyor, bloke ediyor. Böyle rezillik, kepazelik olmaz!

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Kendi kaynaklarıyla yapacaksa...

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ne yapıyor? CHP'li belediyelerin ekmek dağıtmasını önlemeye çalışıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu krizde Cumhuriyet Halk Partili her bir belediye başkanını kutluyorum, iyi ki onlar var; kriz nasıl yönetilir, yardım nasıl dağıtılır, size gösterdiler.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) -Kendi kaynaklarıyla...

BAŞKAN - Sayın Şeker...

VELİ AĞBABA (Devamla) - Laf atmayın, laf atmayın! Bu vicdansızlıktır, bunu savunmak da vicdansızlıktır. Sen belediye başkanlığı yapmış adamsın, bu nasıl savunulur?

Değerli arkadaşlar, bu trol başka ne yapıyor? "Tweet" atanları tutukluyor. Başka ne yapıyor? Sosyal medyadan paylaşım yapanları tutukluyor. Onları yapacağına adam gibi genelge yap, dünyaya rezil etme bizi! Dün akşam bütün sokaklar insan doluydu. Bunu yapanlara yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar)