| Konu: | Kuvvetler ayrılığı ibaresinin Anayasa'da, kanunlarda ve Meclis İçtüzüğü'nde müteaddit defalar yer aldığına, Meclisi sevk ve idare eden partinin çoğunlukçu yaklaşımıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin Anayasa'dan aldığı gücü zaman zaman gereği gibi kullanamadığına, demokrasiye olan inançlarını yitirmediklerine ve yitirmeyeceklerine, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunun unutulmaması, Meclisinin uyumlu çalışabilmesi için istişarenin kalıcı olması gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 04.06.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan, Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Umarım ve dilerim ki burada bulunduğumuz sürece her konuşmamda "Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlarım." ifadesini bugüne kadar olduğu gibi isteyerek ve içselleştirerek...
(Uğultular)
BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen biraz sessiz, lütfen.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - ...Genel Kurulumuzun yüceliğinin yücelerek süreceğine olan inancımla burada daha çok konuşma yapmayı arzu ederim.
Bu konuşmayı niçin yaptım? İlerleyen saatlerde anlaşılır. Umarım, ben bu konuşmayı yapmamış olsaydım, ilerleyen saatlerdeki gelişmelere, akışa göre keşke böyle bir konuşma yapmasaydım, gerek kalmadı da diyebilirim. Lakin bir şeyin altını çizmemiz lazım. Gerek eski sistemde gerek yeni sistemde, her ikisinde de kâğıt üzerinde kuvvetler ayrılığı ifadesi ve ibareleri hem Anayasa'da hem diğer kanunlarda, Meclis İçtüzüğü'nde müteaddit defalar yazılmış, çizilmiştir ve geçmektedir. Biz her ne kadar yeni sistemde kuvvetler ayrılığı ilkesinin sadece Anayasa metninin içinde kâğıdın üstüne siyah renkle yazılmış bir yazı olarak, yazıdan ibaret kaldığını düşünsek de hep şunu dedik, şunu murat ettik: "Evet, demokrasimiz örseleniyor. Evet, demokrasimiz tahrip ediliyor."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - "Çoğulculuk anlayışıyla değil, çoğunluk anlayışıyla Türkiye'yi sevk ve idare eden, Meclisi sevk ve idare eden partinin, çoğunlukçu yaklaşımıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa'dan aldığı gücü zaman zaman gereği gibi kullanamıyor. Zaman zaman Türkiye Büyük Millet Meclisine yürütme organı tarafından baskı ve basınç yapılıyor." derken bile -ki bunlar gerçeklerdir- demokrasimize olan umudumuzu ve inancımızı hiçbir zaman yitirmedik ve yitirmeyeceğiz, çok ağır tahrip edilmiş, yara almış demokrasimize inanacağız. Bunu göstermek için de bundan sonraki siyasal süreçlerde de kaynağını Anayasa'dan almadığımız hiçbir yetkiyi kullanmayacağız, kaynağını Anayasa'da görmediğimiz hiçbir iş ve işlemin içinde olmayacağız. Biz bunu yaparken çok doğal olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin de kaynağını Anayasa'dan almadığı bir yetkiyi kullanmamasını talep etmek kadar doğal bir şey olamaz, bunu talep etmeye devam edeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Lakin, bu Meclisin yaklaşık on yedi yıldır aralıksız üyesi olan bir siyasetçi olarak benim zaman zaman hazmetmediğim, içime sinmeyen, demokrasimizle bağdaşmayan, cumhuriyetin temel değerleriyle bağdaşmayan kimi uygulamalarla ilgili zaman zaman yüksek refleks, zaman zaman makul refleks göstermek kaydıyla demokratik hak ve taleplerimizi kullandık, kullanageldik. Zaten demokrasiyi şöyle tanımlarsak herhâlde daha doğru olur: Yönetenlerin sabrı ve tahammülüyle doğru orantılı demokrasinin yüceliği azalır ya da eksilir. Yönetenler sabır ve tahammül göstermezse o demokrasi yücelmez ve yönetenlerin demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu hiçbir zaman unutmamaları lazım.
Bununla beraber, Sayın Başkan, umarım ve dilerim ki günün akışı içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir talimatla iş ve işlem yapmak yolunu tercih etmez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Evet, toparlayayım Başkanım, sabrınıza da teşekkür ederim.
Umarım ve dilerim ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Başkanlık Divanı, geçmiş olaylardaki yapılan iş ve işlemlerle orantılı bir uygulama birliği içinde bugün Meclisi sevk ve idare eder. Burada keyfî, ihtirasa dayalı, garaza dayalı bir iş ve işlemin yapılabilecek olmasından endişe, kaygı duyarız. Bu, beraberinde şunu da getirir -doğaldır- hani derler ya: "Kör Allah'a nasıl bakarsa Allah köre öyle bakar."
Bugüne kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yürütülen istişareyle, -herkesin bildiği "mutfak" dediğimiz arka oda- diplomasiyle görüşülen ve birçok konuda çok olumlu, aziz milletimizin menfaatine çok olumlu yasalar çıkaran bu Meclisin, bundan sonra da hiç şüphesiz, her şeye rağmen önceliği millettir, milletin menfaati, huzuru, refahıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Lakin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ahenkli ve uyumlu çalışabilmesinin bir yolu da istişarenin kalıcı olmasıdır, temasın kalıcı olmasıdır, kapının açık kalmasıdır. AK PARTİ Grubumuza, AK PARTİ'nin Sayın Genel Başkanına, Sayın Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanına tavsiyem şudur: Kapıyı kapatmayın, istişareyi öldürmeyin, teması kesmeyin.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)