| Konu: | HDP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 24.06.2020 |
CHP GRUBU ADINA GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Şüpheli kadın ölümlerinin araştırılması için verilen bu önerge üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.
Değerli milletvekilleri, Bianet verilerine göre mayıs ayı içerisinde en az 23 kadın ölümü basına "şüpheli" olarak geçti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun raporlarına göre de yine mayıs ayında, en az 21 kadın cinayete kurban gitti; en az 18 kadının ölüm sebebi de "şüpheli" olarak girdi.
Neden Bianet'ten ya da diğer sivil toplum örgütlerinin raporlarından bahsediyorum? Çünkü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında bu verilere ulaşmak mümkün değil. Bakanın çok yoğun işleri var. Bakanlık, ne kadınlara ilişkin bu verileri kayıtlarında tutuyor ne de bizlerin verdiği soru önergelerine ya da bilgi edinme taleplerimize yanıt veriyor.
Geçtiğimiz günlerde bu Meclisten geçen İnfaz Yasası'na ilişkin 12 maddelik bir soru önergesi sunduk Bakana; 11 maddesine cevap vermedi, sadece 1'ine yanıt verebildi. Sorulardan bir tanesi şuydu: "İnfaz Yasası kapsamında şiddet uyguladığı için hükümlü hâle gelmiş ve bu yasa nedeniyle tahliye edilecek erkek ve hükümlülerin, İstanbul Sözleşmesi uyarınca, mağdurlarına bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirdiniz mi?" Ama yanıt yok. Neden? Biz de bilmiyoruz. Bakanın bunlarla uğraşacak, kadınla uğraşacak çok zamanı yok anladığımız kadarıyla ama yine iyi ki sivil toplum örgütleri var, kadın örgütleri var. Onların raporunda bir kadın -kendisini döven eski kocası- ölümün eşiğinden dönen bir kadın telefonla arıyor, diyor ki: "Beni koruyun, bana güvenlik önlemi uygulayın." Gelen cevap aynen şu: "Bir çıksın da ondan sonra düşünürüz." Kadın öldüğünde mi düşüneceksiniz değerli arkadaşlar?
Ben, şüpheli ölümler noktasında, 2010 yılında maalesef şüpheli bir ölümle hayatını kaybetmiş genç öğretmenimiz Esin Güneş'in hikâyesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Esin Öğretmenimiz Siirt'te görev yapmakta, eşine boşanmak istediğini ifade ettiğinde, eşi "Barışalım." diyerek pikniğe götürür, eşiyle birlikte giderler ama Esin Öğretmenimizin eşi tek başına döner; ifadesinde şunu söyler: "Ayağı takıldı, uçurumdan aşağıya düştü." Ve "kaza" olarak geçer kayıtlara. Ardından ailesi ve kadın örgütleri mücadele eder, savcılık takipsizlik kararı verir. Ardından yine mücadele devam eder ve sonuçta, Esin Öğretmenimizi kocasının uçurumdan aşağıya attığı ispat edilir ve bu ispat edildikten sonra da eşi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi Sayın Karaca.
GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) - O kadar çok bu anlamda kadın var ki, şüpheli ölmüş, ısrarlı takip konusu edilememiş ama bugün kayıtlara "kaza" olarak geçmiş.
İçişleri Bakanı "2020'nin ilk beş ayında kadın cinayetlerinde düşüş yaşandı." dedi. İşte, neden verilerde "Kadın cinayetlerinde düşüş yaşandı." diye çıkıyor biliyor musunuz? Bu şüpheli ölümler kadın cinayeti olarak işlenmiyor, takip edilmiyor.
Devlet yaşatmalıdır, kadını da yaşatmalıdır. O yüzden ne mi istiyoruz? Hem kadın örgütleri hem kadın vekiller hem tüm kadınlar diyor ki: "Alo 183'ü sadece şiddet ihbar hattı hâline getirin."
KADES uygulaması var. Bakan açıklıyor: "Şu kadar, şu kadar KADES indirildi, uygulama yürürlükte." diye. Ama şunu hiç düşündük mü: Kaç kadının Türkiye'de akıllı cep telefonu var, hatta kaç kadının telefonu var? Bunu düşünmek lazım değerli arkadaşlar.
Kadınlar yaşarsa İstanbul Sözleşmesi yaşatacak eğer İstanbul Sözleşmesi'ni siz tartışmaya açarsanız. Kadını İstanbul Sözleşmesi yaşatır ama iktidar öldürür! (CHP sıralarından alkışlar)