| Konu: | Tokat Milletvekili Özlem Zengin'in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 24.06.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Söylediklerimi hakikaten çarpıttınız Özlem Hanım, doğru bulmuyorum, yakışık almadı. Ben Türkiye'deki bütün hâkim ve savcıları kastetmedim ama şunu söyleyeyim: Türkiye'de azımsanmayacak kadar hâkim ve savcının karar aşamasında "Bu kararı verirsem Sayın Cumhurbaşkanımız nasıl düşünür, bu kararı nasıl yorumlar?" diyerek karar verdiğini çok biliyoruz, bir.
Bir şey daha biliyoruz, AK PARTİ il ve ilçe başkanlığı yapıp hâkimlik ve savcılık sınavlarıyla atadığınız hâkimlerin artık, hukukun evrensel normlarına göre değil AK PARTİ normları ve Sayın Erdoğan'ın normlarına göre karar aldığının sayısız örneği var, iki.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Öyle olmasaydı, bölge adliye mahkemesi, normal şartlarda bir buçuk yıl sürecek bir incelemeyi öne alıp 23 Haziran günü İstanbul İl Başkanımızla ilgili ilk derece mahkemede verilen kararı onamazdı. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde...
Şimdi, cumhuriyetimizin niteliklerini sayarken diyoruz ki demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti diyoruz, devletin niteliklerini sayarken. Ama sayenizde, devletin niteliklerinde demokratik kısmı neredeyse tamamen bitti, sabahleyin jüristokrasi var, akşam otokrasi var; sabah jüristokrasi, akşam otokrasi. Ben diyorum ki gelin demokrasi ipine sımsıkı sarılalım, hepimizin ihtiyacı olan budur. Recep Tayyip Erdoğan bugün orada oturuyorsa, bugün seçilmiş Cumhurbaşkanıysa bunu demokrasiye borçludur. Borçlu olduğu demokrasiye karşı biraz daha vefalı olmasını kendisinden beklemek benim hakkımdır. Kendisi aday yapılmamıştı, seçime sokulmamıştı söylediği bir şiir vesair yüzünden. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak o zaman dedik ki bu, demokrasi normlarına uymaz; bu, hakkaniyetli değil; bu, adil değil, Erdoğan'ın siyaset yapabilmesi lazım dedik.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Bu doğru değil. Doğru değil.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çok ayıp! Buna "Doğru değil." diyorsan hakikaten sana yazıklar olsun, buna "Doğru değil." diyorsan!
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Bana göre değil.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ama doğru Bülent Bey. Niye böyle tahrik ediyorsun? Sataşmaya tamam dedik ama sen taciz yapıyorsun. Hangimiz yalan söylüyorsa Allah onu bildiği gibi yapsın. Cumhuriyet Halk Partisi olmasaydı, Erdoğan bugün belki yapacaktı ama o zaman açık siyaset yapamayacaktı. Biz samimi...
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Şekeri çıktı Başkanım. Çay içsin gelsin.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum, arkadaşlar.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bir dakika Sayın Başkanım, böyle olmuyor. Çoğunluk partisi Grup Başkan Vekilinin sözünü hiç böyle "Teşekkür ediyorum." diye kesmediniz. Bunu yapmayın lütfen. Biz şu anda yeterince gerginiz -istemesek de- bir de lütfen, siz germeyin tutumunuzla.
BAŞKAN - Ben mi geriyorum?
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ben sözümü tamamlamak durumundayım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Benim germeme ihtiyacınız yok maşallah; kendi kendinizi geriyorsunuz.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Maşallah, siz de epey katkıda bulunuyorsunuz.
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Cumhuriyet Halk Partisi, Recep Tayyip Erdoğan'ın önündeki siyaset yapma engelinin kaldırılmasında samimi katkıda bulunmuştur.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Millet kaldırmıştır, millet.
DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Allah bildiği gibi yapsın.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sen buna "Doğru değil." diyorsan ben daha sana ne diyeyim bilmiyorum ama biz, diyoruz ki gelin demokrasi ipinden ayrılmayın. Sayın Erdoğan'a da çağrımdır, demokrasi ipinden ayrılmayalım. Demokrasi hepimiz için ve ülke için ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaçtır diyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)