GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kütahya Milletvekili İshak Gazel'in görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:104
Tarih:24.06.2020

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Milletvekilini biraz uğultu, gürültü arasında dinlemeye çalıştım.

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) - Siz yaptınız.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ben "Siz yaptınız." demedim ki zaten.

İSHAK GAZEL (Kütahya) - Doğru, doğru, tamam.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen...

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Siyaset münakaşadır, müzakeredir, bunları biliriz ama şu doğru bir söz değildir: "Efendim, biz sizin geçmişinizi biliyoruz." Bunu söyleyip gerisini getirmezseniz, bu, töhmet altında bırakmadır; izleyenlerde, insanların kafasında kuşku oluşturmaktan başka bir işe yaramayan bir âcizliktir ve siyasi etiğe de sığmaz. "Kardeşim, siz, geçmişte şunu, şunu, şunu yaptınız." dersiniz, biz de çıkarız "Geçmişte yapılanlar şu, şu, şu sebeple yapılmıştır, doğrudur." deriz, "Şu, şu, şu olmasaydı iyiydi." denebilir. Tıpkı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllarca FETÖ'yü besleyip büyütüp devleti teslim ettikten sonra milletin huzuruna çıkıp "Allah'ım beni affet! Milletimden özür diliyorum." demesi gibi. Bunlar siyasette olabilir de. Geçmişte ne varmış? Yargı bağımsızlığı noktasında geçmişte bir Sayın Bakan, kendisinin çok tahrik edilmesi üzerine yani "Adliyeye Alevileri alıyorsun, solcuları alıyorsun, partilileri alıyorsun." denmesi üzerine adamcağız demiş ki...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - O kadar masum değil.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bir dakika... Dinle, sonunu dinle kardeşim ya!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Ama bu kadar masum değil anlattığın ya.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sonunu dinle ya! Refleks. Demiş ki: "Ne yapacaktım? Bunu mu?" Ben bu sözü tasvip etmedim, siyasi hayatım boyunca tasvip etmedim. Kaldı ki Mehmet Moğultay'ın Bakan olduğu dönemde kaç hâkim, savcı alındı biliyor musun Sayın Milletvekili? 800 kişi.

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) - 2 bin!

HALİL ETYEMEZ (Konya) - 5 bin!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Mehmet Moğultay döneminde 5 bin!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yahu, bir dakika arkadaşlar...

AK PARTİ döneminde yargıya 5 bin teröristi soktunuz, yargıyı teslim ettiniz, sonra bunların aralarında çıkar uyuşmazlığıyla 2013'te yollar ayrılınca, bunlar da alçak bir darbe girişiminde bulununca, yargıya kendi ellerinizle soktuğunuz en üstten ilk dereceye kadar hâkimi, savcıyı temizlediniz, sonra neredeyse 25 bin hâkim, savcı aldınız. Almayacak mısınız? Alacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Fakat burada üniversite 1'incisi olarak çıkmış bir insanı eleyip de AK PARTİ il, ilçe teşkilatlarındakilerle -çalışmış, çabalamış, onların da hakkıdır, bir şey demem- yargıyı doldurursanız ve sonra bu doldurduklarınız şöyle bir şey yaparsa siz yargıya güveni sıfırlamış olursunuz: Bugünkü, sadece bugünkü duruşmada... Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel hâlâ cezaevinde, bunlara isnat edilen suç, MİT mensubunun cenazesini haber yapmak suretiyle MİT Kanunu'na karşı muhalefet etmek. Şimdi, ben diyorum ki: Bugün, bu akşam Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel cezaevinde yatıyorsa bu suçtan Sayın Erdoğan hakkında da bir işlem yapılabilmeli. Neden? Söylüyorum, bugün de söyledim, bugün Genel Kurulda olmayanlar içinde söyleyeyim; ben Libya'da MİT mensubunun cenazesini daha gazetede görmeden Sayın Erdoğan'dan duydum, "Libya'da şehitlerimiz var." dedi. Demedi mi arkadaşlar? Daha ileri gitti Sayın Erdoğan, dedi ki: "Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olmayan unsurlarımız Libya'da mücadele ediyor."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Türkiye'nin, Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olmayan ama Libya'daki iç savaşta mücadele, müdahale eden unsurları ne olabilir? MİT'ten başka ne olabilir kardeşim?

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Libya'da mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bunu ifşa eden Recep Tayyip Erdoğan'dır ama yargı, evet, üzülerek söylüyorum -tüm hâkim ve savcıları kastetmem mümkün değil ama kahir ekseriyette yargı- yürütmenin basıncı ve vesayeti altındadır ki onun için Sayın Erdoğan'la gidip Rize'de çay toplamışlardır. Onun için, Cumhurbaşkanının karşısında cübbesini ilikleyen hâkime hâkim denmez, cübbesini ilikleyen savcıya da savcı denmez. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Vekilime şu konuda üzüntülerimi sitemlerimi ileteceğim: Adnan Menderes meselesini, daha dün Mecliste görüştüğümüz meseleyi yeniden açarak "Bu konuda samimi bir eleştiri duymadık." dedi Sayın Milletvekilim.

İSHAK GAZEL (Kütahya) - O dönem için söyledim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Yanlış söylüyorsun Sayın Vekilim. O dönemi oku, İsmet Paşa'nın bir kitabı var, sana vereyim de oku. Kaldı ki o dönemde yapılan yanlışa da yanlış deriz. Ben, 27 Mayıs için, Türkiye tarihinin en kara günü demişim. Ben CHP Grup Başkan Vekiliyim, herhâlde bu sözü kendi şahsım adına söylemiyorum ve bunu 2015'ten, daha geri gideyim, 2010'lardan beri söyleyegeliyorum. Partimden bu konuda bir ikaz almamışım, bir uyarı almamışım. Yaptıklarınızı anlatırsınız, eleştirirsiniz ama iftira atmak, insanların kafasında kuşku bırakacak şekilde muğlak sözler söylemek o kürsüde yapılacak iş değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Milletvekili, size bu konuda üzüntülerimi belirtmek istiyorum. Elbette bizi eleştireceksiniz. Türkiye'de başörtüsü meselesinde bizim Anayasa Mahkemesine bir müracaatımız yoktur. Sayın kadın milletvekillerimizin Meclise başörtüsüyle geleceği açılışta -Hangi tarihti? 2012- bize medya mikrofon uzatıyor. Hepiniz bekliyorsunuz, şimdi CHP diyecek ki "Olmaz, burası laik bir ülke." falan. Öyle bekliyordunuz. Ne dedik? "Geç bile kaldılar, buyursunlar gelsinler." dedik ya.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) - Hay Allah razı olsun sizden, duyan da inanır ya!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Evet, evet. Bakın, İstanbul'da bir ilçede birisi bana dedi ki: "Meclise başörtüsü soktunuz." Beni eleştiriyor. Elimi masaya vurdum, keşke otuz sene önce girseydi dedim. Ayıp ediyorsunuz arkadaşlar, ayıp ediyorsunuz.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Türban değil, başörtüsü.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bizim anlayışımız budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son kez açıyorum mikrofonu Sayın Altay, toparlayın lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Size tavsiyemiz ve ricamız da şudur: İnançlar üzerinden, yaşam tarzı üzerinden, kılıf kıyafet üzerinden, mezhep aidiyeti üzerinde siyaset yapmak bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) - Biz de onu söyledik işte yıllarca.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Keşke o zaman da böyle söyleseydiniz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - O zaman böyle söylüyordum Hanımefendi ben.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Duymadık, hiç duymadık.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Takip etseydiniz, ne yapayım ben? İstanbul'un göbeğinde söyledim ben bunu.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Bağırmadan, sessiz söyleyin. Duyuyoruz, niye bağırıyorsunuz?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hayır ama "O zaman da söyleseydiniz." diyorsunuz, bilerek provoke ediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Açın, arşivlere bakın.