GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 8 Temmuz 2018 tarihinde Tekirdağ ili Çorlu ilçesinde meydana gelen tren kazasına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:105
Tarih:30.06.2020

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Temmuz 2018'de meydana gelen ve 25 canımızın aramızdan ayrılmasına yol açan tren kazası hakkında konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizi izleyen saygıdeğer yurttaşlarımızı sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Tam sekiz yüz yirmi üç gün geçti arkadaşlar, evet, sekiz yüz yirmi üç günden beri bu tren kazasında hayatını kaybeden ailelere adalet arıyorlar ama gelinen nokta da maalesef içler acısı. Bakınız, tarihler 8 Temmuz 2018'i gösterdiğinde Edirne Uzunköprü-İstanbul Halkalı demiryolu hattı üzerinde sefer yapan tren 5 vagonuyla beraber Tekirdağ Çorlu Sarılar'da devrildi. Bu kazayla beraber yaşanan acılar bitmedi. Maalesef, her gün yeniden deşilen yara gibi acılar demleniyor. Bu elim kazada, göz göre göre gelen faciada çocuğunu, ana babasını kaybeden aileler sadece yakınlarını değil, aynı zamanda devlete olan güvenlerini de yitirdiler. Bu ailelere devletin ceberut yüzü gösterildi, acıları küçümsendi.

Devlet Demiryolları yetkilileri tarafından, çocuğunu kaybeden annelere hiç utanmadan, arsızca ve umarsızca "Daha çok gençsiniz, yine çocuk yaparsınız." denildi. Anayasa Mahkemesi önüne gittiler, seslerini haykırmak, bireysel başvuruda bulunmak istediler. Acılı ailelerin acısını az gördüler biber gazıyla bir de şiddet uyguladılar "Vekilleri ayırın, diğerlerini süpürün." dediler. Sonra da biber gazı sıkan polisleri darbettikleri gerekçesiyle bu mağdur aileleri yargılıyoruz şimdi.

Sayın Başkan, değerli vekiller; biz konuyu defalarca Meclis gündemine getirdik, defalarca AKP ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu reddetti. Maalesef, Gazi Mecliste bu göz göre göre gelen facianın ardındaki ihmalleri araştırmak üzere verdiğimiz araştırma önergelerinin görüşülmesi devamlı reddedildi. Soru önergeleri verdik, eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Turhan'dan gayriciddi yanıtlar aldık. Şimdi, bu yanıtları yalanlayan belgeler ortaya çıktıkça vatandaşın temsilcisi olarak bulunduğumuz Mecliste yalan rüzgârıyla karşı karşıya kaldığımız anlaşılıyor. Su akar yolunu bulur, yalanlar bir gün anlaşılır.

İşte, önceki hafta bu büyük kazanın görüldüğü mahkemenin 5'inci duruşması için Çorlu'daydık. Duruşmada kazanın büyüklüğüyle ters orantılı olarak trajikomik bir tiyatro seyrettik. Kazanın olduğu mevkideki çiftliklerden 3 kişi tanık olarak getirilmişti. Mahkemede bu tanıklara sorulan soruları gördükçe vay diyorum hâlimize.

Evet, mahkemede bu tanıklara kaza olan gün çok yağmur yağdığı söyletilmeye ve kazanın sorumluluğu doğal afete yıkılmaya çalışıldı. Tanık çok yağmur yağdığını leğenin dolmasıyla anladığını söyledi. Bir başka tanık, çok yağmur yağınca suların kümese akın ettiğini, tavukların kümese akın ettiğini söylüyor arkadaşlar. Bu, mahkemede kayıtlara geçti. Hâkim, tavukların telef olup olmadığını merak etti ve bu yönde sorular yöneltti ama ne hikmetse kazaya en yakın olan bölgedeki ambulans ve AKUT'un da konakladığı Akın Çiftliğinden 1 tanık getirilmedi.

Sayın Başkan, değerli vekiller; Menfez ve Köprülerden Sorumlu Şef Mümin Karasu, gördüğünüz fotoğraftaki Mümin Karasu ödüllendirildi. "Ne iş yapardı?" derseniz, Devlet Demiryolları 1. Bölge Müdürlüğü Haydarpaşa Demiryolu Bakım Servis Müdürlüğünde Servis Müdürü Vekiliyken Mümin Karasu birden Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğünde Genel Müdüre danışman yapıldı. Acaba bu neden danışman yapıldı yüce Meclise soruyorum. Nerede kritik bir konu varsa Devlet Demiryollarında ya da Ulaştırma Bakanlığında danışman oluyor.

Yine, bakınız, eski bilirkişi heyeti de biliyorsunuz, Devlet Demiryollarından seçilmişti. Gene, şimdi, yeni bir heyet oluşturuldu, 16 Temmuzda bölgede keşif yapılacak, 3 İTÜ'den, 2 Yıldız Teknik Üniversitesinden, 2 de Eskişehir Meslek Yüksek Okulundan olmak üzere teknik danışman heyet kuruldu ama geldiğiniz noktada bakıyoruz ki maalesef 2 ayrı heyet kurulmasına rağmen yedi yüz yirmi üç günden beri daha bir arpa boyu yol alınmadı. Yoldaki bakım onarım eksikliklerini ve yol çavuşluğu sayısındaki sıkıntıları eski Bakan Turhan'a defalarca sorduk ve halkın milletvekili olarak ben bu Meclise seçilmiş, gelmişim fakat Sayın Turhan o kadar ciddiyetsiz ve seçilmiş milletvekiline gayriciddi cevaplar verdi ki ama güneş balçıkla sıvanmadı ve geçtiğimiz günlerde iç yazışmalarda çıkan bu 3 yazıyla beraber Sayın Bakanın ve Devlet Demiryollarının yalanları -nasıl taze boya sürersiniz duvara yağmurda akar- aynen yüzüstüne çıktı arkadaşlar; yazıktır, günahtır! (CHP sıralarından alkışlar) Devletin vekiline yalan söylenmez. Evet, devletin seçilmiş vekiline siz yanlış bilgi veriyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim efendim.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Yine, geldiğimiz noktada, bakınız, kaza olan menfez, arkadaşlar, kazadan sonra da yapılan menfez... Menfezlerin hiç bakım ve onarıma gerek olmadığı söyleniyor ama ne hikmetse kazadan sonra yapılan menfezin hâli bu. Sayın Genel Müdür bakıyor bana. Evet, Sayın Genel Müdür, eski hâli bu, yeni hâli bu. İşte suç burada, suçlu burada.

Gene gelin, bakınız, dedik ki: "Yol bekçileri lazım." ve Çerkezköy'den, Haydarpaşa'ya kadar 4 yol bekçisi var ama iç yazışmada 67 yol bekçisine ihtiyaç olduğu söyleniyor, Haydarpaşa birinci bölgenin ihtiyacı var. Ama Sayın Bakan diyor ki: "Ya, ne gerek var; ultrasonik, elektronik sistem kurduk biz." O sistem, hatırlarsanız, Ankara'da hızlı trende de elektronik sistem patladı. Orada 7 canımızı yitirdik, 25 canımızı da Tekirdağ Çorlu'da yitirdik. Kalkıyor bana diyor ki: "Yol bekçisine gerek yok." Ama iç yazışmalara geldiğimiz zaman da 67 yol bekçisine ihtiyaç olduğunu kendileri söylüyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Selamlayalım efendim.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Evet, arkadaşlar, bir de Meclis Başkanımız var, Tekirdağlı. İlk araştırma önergesini verdiğimizde: -AKP ve MHP yine o zaman da reddettiler- "Biz, yakın zamanda daha geniş bir şekilde bunu Genel Kurula getireceğiz." dediler. Tam yedi yüz yirmi üç gün geçti hâlâ daha araştırma önergesi gelmedi.

Buradan Sayın Başkana da sesleniyorum: Gelin, hep beraber vermiş olduğumuz araştırma önergelerini gündeme alalım, mahkeme heyeti bir yerden, Yüce Mecliste bir yerden bir araştırma grubu kursun, buradaki suçlular kimse -en alttan yukarıya kadar, Sayın Bakana geliyorsa Bakana kadar- suçluları bulalım, mahkeme önüne çıkartalım diyorum.

Sayın Başkanım, hassasiyetiniz için teşekkür ediyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)