| Konu: | Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 105 |
| Tarih: | 30.06.2020 |
BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni görüşüyoruz. Şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yine, biliyoruz ki bu kanun teklifi daha önce ilan edilen "yargı reform paketi" denilen paketin bir parçası olarak kamuoyuna sunuldu, ikinci ayağı olarak, ikinci etap olarak kamuoyuna sunuldu. Herkes şunu biliyor ki bu paketin içerisinde "yargı reformu" denebilecek, buna "yargı reformu" diyecek ciddi reform niteliğinde düzenlemeler yok. Bu tartışma dışı ama böyle de olsa bunlar görüşülüp, konuşulup bu teklif yasalaşabilirdi. Oysa, öyle bir iklimde, öyle bir tabloda bu teklifi görüşüyoruz ki bu teklifin görüşülmeye başlandığı gün Türkiye'de baro başkanları başkente sokulmadı, Ankara'nın kapısında sabaha kadar eziyete tabi tutuldu. Yani, bir Meclis düşünün ki yasama faaliyetinde yargı reformunun parçasını görüşüyoruz derken, aynı gün aynı anda yargının en önemli unsuru olan savunmayı ayaklar altına almakta beis görmeyen bir anlayış Parlamento çalışmalarına hâkim olmaya çalışıyor. Bu tarihimizin en büyük utançlarından ve ayıplarından biri olarak yazılı kalacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bugün, kaldığımız yerden görüşmeye başlıyoruz. Yine, bugün, Türkiye'de savunma mesleğini yok etmeye, savunma örgütlenmesini, baroları güçsüzleştirmeye, yok etmeye ve iktidarın köleleri durumuna sokmaya dönük bir kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisine sarayın talimatıyla getirilip teslim ediliyor. Aynı gün öğle sıralarında Ankara Çağlayan Adliyesinde bunu protesto etmek isteyen avukatlar önce adliye kapısından sokulmayacak noktada bir muameleyle karşı karşıya kalıyorlar. Her hafta baroları ve avukatları, savunma mesleğini ayaklar altına alan bir anlayışın hâkim olduğu iklimde biz bunları konuşuyoruz. Hangi yargı reformundan bahsediyorsunuz, hangi yargı reformuyla savunma mesleğini parçalayarak sarayın köleleri durumuna getiren savunma anlayışıyla, yargının sacayağı olan savunma ve yargıdan birini kırarak, yok ederek, topal hâle getirerek hangi yargı reformunu yapacaksınız? Sizin "reform" dediğiniz şey, daha önce FETÖ döneminde yaptığınız reformlar gibi, o anlayışla yargıyı bir anlayışa teslim edip iktidarın kontrolünde yargı yaratma adına Türkiye'yi paramparça eden ve yargı sisteminin onarılmasını neredeyse imkânsız noktalara getiren uygulamanızın devamı değil mi? Bu tecrübeyle, sicili bozuk bir anlayışın bugün "yargı reformu" adı altında milletin önüne getireceği hiçbir şeyin samimiyeti olmadığını, olamayacağını geçen hafta Ankara kapısında yaptıklarınız ve bugün bu kanun teklifini Meclise getirmenizle açıkça ortaya çıkmıştır, ifşa olmuştur, yapmak istediğiniz şey ifşa olmuştur. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, Grup Başkan Vekilimiz rakamları verdi, ben vermeyeceğim. 46 bin avukat var İstanbul'da. "İstanbul'da 23 baro kurulabilir." diyorsunuz. Maksadınız ve muradınız nedir, baroları bölmekten ne elde edeceksiniz? Bakın, adliyeyi böldünüz, adaleti böldünüz. Bugün çıkın mahkeme koridorlarında, adliye koridorlarında her bir koridor bir tarikat ve cemaat tarafından parsellenmiş. Dün yargıda yükselmek için FETÖ'cü olmak gerekiyordu, bugün yargıda yükselmek için Hakyolcu, İskender Paşacı, bilmem neci, bilmem Menzilci, başka bir tarikatın mensubu olmak artık gerekli, zaruri bir şart hâlini almış. Şimdi, adliyeyi böldünüz, baroları da bölmeye çalışıyorsunuz. Adliye koridorlarını Menzilcilere, Hakyolculara tahsis ettiniz, Türkiye'de baroları da Menzilcilerin barosu, Hakyolcuların barosu, filanca etnik kökenin barosu, filanca cemaatin barosu, filanca ideolojinin barosu diye baroları da bölme peşindesiniz. Yazıktır bu yargı sistemine yaptığınız kötülükler. Yazıktır, yazıktır! (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, avukatı adliyeye sokmayan bir rejim yarattınız, avukatı başkente sokmayan bir rejim yarattınız. Bakın, bilinen bir söz vardır: "Avukatlar köle kullanmadı ama hiçbir zaman efendileri de olmadı." Şimdi siz bu yasayla avukatların efendisi olma peşindesiniz, saray rejimini avukatların efendisi yapmanın peşindesiniz ama yargı camiası, savunma mesleği ve bu ülkenin demokratik güçleri baroları köleleştirmenize müsaade etmeyecek, buna müsaade etmeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)
Sonra, ben bir şeyi merak ediyorum: Bu, nedir bu FETÖ merakı? 2013 yılında FETÖ projesiydi bu. FETÖ'nün yarım bıraktığı işleri ikmal etme peşinde misiniz? Ya, eskiden anladık, bir zamanlar Amerika'yı hac yolu, Pensilvanya'yı istikbali kıble yapmıştınız ama yollarınız ayrılmıştı, bugün niye buluştunuz yeniden, niye aynı yere geldiniz? (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Son sözüm, bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Son sözüm: Bu tekliften vazgeçin. Daha önce milletin karşısına çıktığınız gibi "Allah da millet de bizi affetsin. Hata yapmışız." deme hakkınızı tükettiniz. Böyle bir hakkınız bundan sonra yok, hiç olmazsa şu saatten sonra yargı camiasına, savunma mesleğine, adalet duygusuna kötülük yapmaktan ve tahrip etmekten vazgeçin.
Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)