| Konu: | Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 105 |
| Tarih: | 30.06.2020 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu bilelim ki yargıda reform yapabilmek için önce, hâkimin kafasındaki hukuku, evrensel hukuku uygulamak üzere değiştirmek lazım ama AK PARTİ hiçbir zaman bunu istemedi, bilakis hâkimin kafasına kendi hukuk anlayışını yerleştirmeye çalıştı, olmadı kendi teşkilatında görev yapanları hâkim yaptı. Bugün yargının sorunu öncelikle geniş anlamda ceza hukukuyla ilgilidir, haksız tutuklamalar, hukuksuz yargılamalar, adaletsiz cezalar, keyfî olarak suç oluşturan eylemleri yargılamamak, suç olmayanları yargılamak, yargıya siyasi müdahaleler; bugün yargının öncelikli sorunları bunlar. Sözde reform yapıyorsunuz ama bunlarla ilgili hiçbir şey yapmıyorsunuz. Şimdi bir de çoklu baro istiyorsunuz, Barolar Birliği seçim sistemini değiştiriyorsunuz.
Barolar kamu tüzel kişiliğidir. Kamuda ikilik olmaz. Kamuda ikilik olursa paralel devletten bahsetmek gerekir. Gerçi paraleli size mi anlatacağız? Ne boş bir çaba! Çünkü paralel sizin uzmanlık alanınız, paraleli en iyi siz bilirsiniz. Tarihî görevimizi yapıyor ve sizi yine uyarıyoruz: Bunu yapmayın, her zamanki gibi yine pişman olursunuz. Sizin barodan, baroculuktan anladığınız "Baro başkanı benimle aynı siyasi görüşte mi, değil mi?"dir. Baro avukatı temsil eder, avukatın durumu ne, umurunuzda mı; mahkeme salonunda hâkime, savcıya karşı ne, dışarıda müvekkile karşı ne; daralan iş potansiyeli; küçülen pasta; artan avukat sayısı; düşen gelirler; avukat kirasını ödeyebiliyor mu, BAĞ-KUR'unu ödeyebiliyor mu, evini geçindirebiliyor mu mesleğin sorunları bunlar. Var mı bunlara çözümünüz? Yok. Tek derdiniz "Baro başkanı kim olsun, Barolar Birliği Başkanlığına kim seçilsin." Bırakın bu işleri. Hukukun üstünlüğünün peşinde olanlar için bu en son konuşulacak şeydir. Hukukun üstünlüğü hâkim kılınsın da baro başkanı kim olursa olsun hiç kimsenin umurunda olmaz.
Soruyorum: Nasıl olacak çoklu baro? Barolar arasında rekabet mi yaratacaksınız, rekabet hangi konuda olacak, üyelerine disiplin cezası veren barolar, vermeyen barolar veya az ceza veren barolar mı olacak, barolar nasıl ayrılacak, siyaseten mi ayrılacak? Sizce sağcı-solcu diye mi ayrılacak? İnanan-inanmayan diye mi, ak-kara diye mi ayrılacak? Yoksa sarayın avukatları-milletin avukatları diye mi ayrılacak? Bence, yapmak istediğinizi en iyi anlatan tarif budur. Sarayın avukatları bir tarafa, milletin avukatları öbür tarafa. Size "bölücüsünüz dendiğinde kızıyorsunuz, o yüzden demiyorum. Siz avukatın cübbesine düğme dikmeye, ilik açmaya çalışıyorsunuz. Unutmayın avukat cübbesine düğme de diktirmez, ilik de açtırmaz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bu dünya üzerinden ne diktatörler ne hukuk tanımazlar ne hak bilmezler geldi geçti. Onların hiçbirisinin şimdi esamesi yok ama hukuk devletinin, hukukun üstünlüğünün olmazsa olmazı gerçek hukukçu avukatlar hâlâ var, barolar hâlâ var, savunma hâlâ var, sonsuza dek de olmaya devam edecekler. Faşizm, bir çok kişiyi korkutur ama en çok kimi dehşete düşürür biliyor musunuz, hukukçuları. Hukukçu faşizmi görünce korkmaz ama dehşete düşer çünkü faşizm önce hukuku yok eder. Tarih boyunca faşizmin ağına düşen mağdurların en yakınında her zaman ona yardım etmek için çırpınan bir hukukçu olmuştur. O yüzden faşizmin vatandaşa ne yapabileceğini en iyi hukukçular, avukatlar bilir ve faşizmin ayak seslerini duyduklarında dehşete düşerler. Sizin döneminizde insanların yürümesi yasak ama yandaşın yürütmesi serbest. Üzerinde avukat cübbesi olan baro başkanlarının Ankara'ya girmesi yasak ama üzerinde hâkim cübbesi giymiş FETÖ'cülerin kozmik odaya girmesi serbest. Devriiktidarınızda Ankara Büyük Şehir Belediyesinin Ankara'ya sokmadığınız baro başkanlarına yağmurdan korunmaları için çadır kurması yasak ama sizin teröristlere Habur'da çadır mahkemesi kurmanız serbest. Baro başkanları üzerlerine takım elbise giyip otomobilleriyle gelselerdi Ankara'ya girişleri serbest olurdu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar.
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Ancak cübbelerini giyip yürüyerek geldiklerinde Ankara'ya girmelerini yasakladınız. Çünkü siz hukuktan korkuyorsunuz, hukuktan. Baro başkanlarını yıldırmak için tuvalete gitmelerini bile engellemeye çalıştınız. En insani durum bile sizin baskı ve yıldırma politikanızı uygulayabilmeniz için bir fırsat. Pes yahu! İnsanlıktan istifa etmiş bir zümrenin son zalimliğiydi bu. "Bu kadar da olmaz." dediğimiz ne varsa devriiktidarınızda oldu, oluyor.
Ey milletim, avukata, baro başkanına bunu yapan sana ne yapmaz. Sizin isteğiniz, barolar konuşmasın, avukatlar konuşmasın, hukukçular konuşmasın, bilim insanları konuşmasın, gazeteciler konuşmasın, yazarlar konuşmasın. Ya kim konuşsun? Troller konuşsun, yandaşlar konuşsun, şakşakçılar konuşsun, yalakalar konuşsun, istediğiniz bu. Kötüsü, bunu millete demokrasi diye yutturmaya çalışıyorsunuz. AKP zihniyetinin herkesin susmasını istediği bu otoriter yönetim anlayışını tarif etmek için sadece "demokrasi" kelimesi yetmez.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar efendim.
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Bu yaşadıklarımız olsa olsa ileri demokrasi olmalıdır, yerseniz.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)