GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ülkenin deprem gerçeğine ve fay hatları üzerindeki yapılaşmaya ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:3
Birleşim:106
Tarih:01.07.2020

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün gündem dışı söz almamın nedeni arkadaşlar, ülkemizin yüzde 92'sinde var olan fay hatlarına dikkat çekmek ama bundan daha önemlisi, ülkemizde ekonomik olarak ve demokratik olarak da fay hatları yaşanıyor. 13 milyona yakın insanın iş gücünden uzaklaştığı, 6 milyonun da bu pandemi döneminde onlara eklendiği bir ortamda bu ekonomik fay hatları üzerinde konuşulması gerekirken ne yazık ki ülkemizde baroların bölünmesi, TMMOB, "Kıdem tazminatlarını nasıl kaldırabilirim?" gibi sanal gündemlerle uğraşılıyor. Arkadaşlar, burada tartışılan tüm kanunları siz biliyorsunuz; bugün itibarıyla, bu Meclisin derhâl bunlara son verip ülkemizde beklenen 7 ve üzeri büyüklüğünde olası bir depreme karşı önlem alması gerekiyor.

Neden bunu söylüyoruz değerli milletvekilleri? Ocak ayından günümüze kadar geçen yaklaşık altı aylık süre içerisinde, 5 ve üstü büyüklüğünde 15'e yakın deprem meydana gelmiş olup bu süreçte 52 vatandaşımız hayatını kaybetti, 1.700'e yakın vatandaşımız yaralandı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından almış olduğumuz verilere göre de 20 bini aşkın bina ve iş yeri ağır hasarlı durumda. Peki, bu bitti mi? Bunun dışında 17 Haziran 2020'de 217 sıra sayılı Kanun Teklifi'nde yapmış olduğum konuşma ve uyarılardan sonra iki hafta geçmeden, bildiğiniz gibi, Manisa ve Muğla'da yine art arda 5 büyüklüğün üzerinde depremler meydana geldi.

Değerli milletvekilleri, yine, son günlerdeki -ülkemizde afetler sadece depremlerle sınırlı değil tabii- sel afetinde İstanbul'da 1 ve Bursa'da 6 olmak üzere 7 vatandaşımızı kaybettik. Yine, bildiğiniz gibi, şubatta çığ altında kalan 5 vatandaşımızı kurtarmaya kalkarken liyakatsiz kişilerin görevde bulunması nedeniyle ne yazık ki 41 vatandaşımızın çığ altında yaşamını yitirdiği bir olayla karşı karşıya kaldık.

Sonuç olarak ocak-haziran ayları arasında çığ, heyelan ve sel afetlerinden dolayı toplam 99 vatandaşımız hayatını yitirdi. Bunu rakam olarak ifade etmekten de utanç duyuyorum, o ölen insanların anısı önünde de saygıyla eğiliyorum değerli milletvekilleri. Bu süreçte 7 milyar lira hasar oluştu. Bütün bu pandemi döneminde topladığınız yardım miktarı ne kadar arkadaşlar? 2 milyar civarında. Sadece maddi hasar 7 milyarın üzerinde; can kayıpları... Zaten onu konuşmamak bile gerekiyor.

Peki, tüm bu yaşananların nedeni Hükûmet tarafından tartışılıyor mu ya da TBMM'nin gündemine taşındı mı? Şu an 18 ilimizin, 80'i aşkın ilçemizin, 502'yi geçen mahalle ve köyümüzün doğrudan 5,5 ve üzeri deprem oluşturacak fay hattı üzerinde olduğunu bilmemize rağmen, bütün bilim adamlarının ve Jeoloji Mühendisleri Odasının defalarca "7 büyüklüğü üzerinde bir deprem geliyor." diye uyarmalarına rağmen, bu konuda tek bir çözüm sunulmadı ve bunu burada hâlâ tartışmıyoruz arkadaşlar. Bu, çok önemli bir handikaptır. Bırakın artık bu baroları, bırakın TMMOB'u, bırakın kıdem tazminatıyla uğraşmayı. (CHP sıralarından alkışlar)

Fay zonları üzerindeki alanlarda günümüzde 100 bini aşkın konut var, 500 bin de insan barınıyor buralarda. Burada hâlâ fay hatları veya zonlarının yapılaşmaya kapatılması ve 7269 sayılı Afet Yasası'nda değişiklik yapılması üzerine vermiş olduğum kanun teklifi üç aydır Mecliste, hâlâ ne yazık ki gündeme gelmedi. Bunun bir an önce gündeme gelip tartışılması gerektiğini de buradan ifade etmek istiyorum.

Evet, bu alanda çalışan çok sayıda bilim insanı, jeoloji mühendisleri 1935 ve 1945 yılları arasında bu tarz depremlerin meydana gelerek bir deprem fırtınası olduğunu ifade etmelerine ve uyarmalarına rağmen, hâlâ bununla ilgili tek bir çalışma yapılmıyor.

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve İmar Kanunu'yla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mevzuat gereği afet bölgelerinde alınması gereken önlemlere ilişkin hâlâ bir çözüm önerisi getirmiyor. Kentsel dönüşüm rantsal dönüşümden çevrilemedi arkadaşlar. İmar planlarına esas jeolojik ve jeoteknik etütler hâlâ imar planlarına işlenmiyor, kent bilgi sistemine işlenmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hemen tamamlıyorum Başkanım.

"İmar barışı" adı altında çıkardığınız imar affı, fırsatçıları koruyup kolladı, kanuna nizama uyan insanları bir bakıma cezalandırdı. Ne yazık ki kurala uyanlar ötekileştirildi, kurala uymayanlar ise ödüllendirildi. Bununla ilgili hâlâ bir önlem alınıyor mu? Hayır.

Peki, birinci derecede sorumlu İçişleri Bakanlığı ve AFAD üzerine düşeni yapıyor mu konuda? Yine kocaman bir "Hayır." Ne yazık ki kaya düşmesi, heyelan, deprem, sel baskını ve benzeri afetlere dönük AFAD üzerine düşeni yapması gerekirken liyakati olmayan, bu konuda bilgisi olmayan çeşitli meslek disiplinlerinden insanlar -bir araştırın lütfen- ne yazık ki AFAD'a atanmıştır, dolayısıyla çığ felaketinde yaşanan aymazlık gibi olaylar yaşıyoruz.

Evet arkadaşlar, bugün yapmamız gereken, bu Meclisin yapması gereken siyasi saiklerden ayrı, hepimizin, 83 milyonun canını ilgilendiren bir deprem olgusuyla karşı karşıya olduğumuzun bilinmesidir. Bakın, pandemiyle ilgili nasıl bir sağlık kurulu oluşturulduysa derhâl bir deprem kurulunun oluşturulması gerekiyor. Enkaz altından çıkarmak marifet değil arkadaşlar, önemli olan enkaz altında insanların ölmemesini sağlamak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Bravo! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Selamlayalım, buyurun efendim.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Önemli bir konu olduğu için...

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Çok önemli bir konu Başkanım.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Bu kürsüden bir kez daha çağrı yapıyorum: Hükûmetin sorumluluğu taşıması gerekiyor, MHP'li milletvekilerine de sesleniyorum arkadaşlar, yüz binlerce insanın canının sorumluluğunu taşıyoruz. Bir an önce bu Mecliste, Türkiye Büyük Millet Meclisinde hep beraber, bu ülkenin kanayan yaralarından biri olan 550 aktif fay hattı üzerinde yaşayan yüz binlerce insanımız için fay yasasını gelin, çıkaralım; afetler gibi ulusal bir sorunu birlikte ele alalım, afetlerden sorumlu kurumlara liyakatli kişileri atayalım. Kaynakları ve önceliği Kanal İstanbul gibi uçuk projelere değil; kentlerin, depreme hazır kentler olmasına verelim. Unutmayalım, insan yaşamı çok önemli, daha kaç insanın ölmesini bekleyeceğiz? Biz unutsak da deprem unutmuyor.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)