GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı vesilesiyle cumhuriyetin kurucu kadrolarını bir kez daha rahmetle andıklarına, Yunanistan Cumhurbaşkanı Ekaterini Sakellaropulu'nun ilk sınır ötesi ziyaretini Eşek Adası'na gerçekleştirmesiyle nasıl bir anlam ve önem atfedildiğinin ortada olduğuna, Rize ili Fındıklı Belediye Meclisi tarafından "Millet Bahçesi" isminin "100. Yıl Atatürk Parkı" olarak değiştirilmesi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu'nun iradesinin arkasında olduklarına, 21 Mayısta İzmir ilindeki bazı camilerin hoparlörlerinden müzik yayını yapanların ortaya çıkarılmadığına, Esra Albayrak ve bebeğine yönelik sosyal medya paylaşımını kınadıklarına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:106
Tarih:01.07.2020

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, bugün 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı. "Kabotaj" sözlük anlamıyla, ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme yetkisi, işi olarak söylenmektedir ve aynı zamanda, bir ülkenin ulusal egemenliği için en önemli hususlardan bir tanesidir. Maalesef, Osmanlı'nın son döneminde verilen kapitülasyonlarla Türkiye'nin kabotaj hakkı yoktu yani limanlarımız arasında kendimiz denizcilik işletmesi yapamıyorduk. 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Anlaşması uyarınca kapitülasyonlar lağvedildi ve Türkiye kabotaj hakkına kavuştu. 1 Temmuz 1926'da yürürlüğe giren 815 sayılı Kanun'la artık kabotaj hakkımız kanunla da tescil edilmiş oldu ve yürürlüğe girdi. 1935 yılından itibaren bu yasanın yürürlüğe girdiği bu günü, 1 Temmuz gününü Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutluyoruz. Kendi denizlerimizdeki egemenlik hakları ve kontrolün sağlanması vesilesiyle cumhuriyetin kurucu kadrolarını burada bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Ayrıca, geçtiğimiz günlerde Yunanistan'ın seçilen ilk kadın Cumhurbaşkanı ilk ziyaretini Aydın ilimizin sınırları içinde yer alan Eşek Adası'na yaptı. Cumhurbaşkanlarının ilk ziyaretleri semboliktir. Bizde de cumhurbaşkanlarımız ilk ziyareti Kıbrıs'a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne, ikincisini de Bakü'ye, Azerbaycan'a yapar. Yani en anlamlı yere yaparsınız, bunu da oraya verdiğiniz önemi, hissettiğiniz yüksek duygu durumunu ifade etmek için yaparsınız. "Yavru vatan" dediğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gitmek ya da çift devlet tek millet dediğimiz Azerbaycan'a gitmek böyle vurgulardır.

Yunanistan'ın Cumhurbaşkanı Eşek Adası'na geldi, bilmem dikkati çekiyor mu? Buna karşı Dışişleri Bakanlığından veya her konuda "şahsım" diyerek gerekli açıklamaları yapan yürütmenin başından, dün burada ifade edildiği hâlde Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkan Vekillerinden Yunanistan'ın bu salvosuna hiçbir cevap yok. İlk ziyaret yapılıyor; nasıl bir anlam, önem atfedildiği ve nasıl bir iddia koyulduğu ortada ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyursunlar Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...Kabotaj Bayramı'nda, maalesef "şahsım" susuyor, bu konuda bir şey söylemiyor; grubu susuyor, bir şey söylemiyor; bakanı susuyor, bir şey söylemiyor; Millî Savunma Bakanı susuyor, bir şey söylemiyor. Biz bu konuda milletimize bu durumu şikâyet ediyoruz, dikkatlerini çekiyoruz; bu sessizliğin, bu pervasızlığın hayra alamet olmadığını ifade etmek istiyoruz.

Sayın Başkan, ikinci husus: Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yönelik operasyonlar, algı operasyonları, elde bulundurulan kamu gücünü kullanarak yapılan idari vesayet operasyonları ya da yargı kullanılarak yapılan operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi de Fındıklı Belediye Başkanımız Sayın Ercüment Çervatoğlu hakkında soruşturma başlatılmış. Sebep ne? Sebep, Belediye Meclisi kararıyla "Millet Bahçesi" adının "Atatürk Parkı" olarak değiştirilmesi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyursunlar efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu soruşturma hem seçilmiş Belediye Başkanına hem seçilmiş Belediye Meclisine bir gözdağı verme, ayrıca "Atatürk" ismine karşı bir tahammülsüzlüğün göstergesidir. Defalarca stadyumlardaki "Atatürk" ismini kaldırıp başka isimler verdikleri, "Atatürk" ismindeki kapalı spor salonlarına başka isimler verilerek tadilatın sonlandırıldığı süreçlerde şimdi de bir ilçenin seçilmiş Belediye Meclisi "Atatürk" ismini koyuyor ama geçmiş dönemde bir partinin seçim beyannamesinde adı geçirilen, oldubittiyle "Millet Bahçesi" diye söylenen eski bir parkın "Atatürk Parkı" adına kavuşturulmasına soruşturma açılıyor. Biz Fındıklı'nın iradesinin arkasındayız, Ercüment Çervatoğlu'nun iradesinin arkasındayız; kendisini selamlıyoruz, onu seviyoruz. Asla korkmasın, dağlar gibi arkasındayız Ercüment Başkanın. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, bundan bir buçuk ay kadar önce, 21 Mayısta, İzmir'de bazı camilerin hoparlörlerinden "Çav Bella" çalınması provokasyonu yapıldı. Bu duruma hepimiz tepki gösterdik. Bu durumu görüntüleyen ve daha sonra İzmir Müftülüğüne "Bu konuda ne yapacaksınız?" diye soran üyemiz Banu Özdemir tutuklandı bir algı operasyonu olarak. Bayramı ailesinden ayrı, karantinada, Şakran Kadın Cezaevinde geçirdi, daha sonra salıverildi ama bir buçuk ay geçtiği hâlde bu provokasyonları yapanların kim olduğu ortaya çıkarılmadı. Eğer, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İzmir Müftülüğü, caminin hoparlörlerinden sisteme girerek o şarkıyı kimin çaldığını bulmuyorsa bu acziyettir, buluyor da söylenmiyorsa buradaki mesele siyaseten bir istismar konusudur. Burada devlet dediğin şeffaf davranır; bir partinin hak ve menfaatini değil, kamunun hak ve menfaatini korumak durumundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son sözüm: Sayın Esra Albayrak ve bebeğine yönelik sosyal medyadaki iğrenç paylaşımı kınadığımızı -dün de kınadık sosyal medyadan, partimizin yetkili kurullarında görevli pek çok arkadaşımız da kınadı- burada bir kez daha ifade ediyoruz. Burada, Sayın Demirtaş'a yapılan nasıl kınandıysa, kınanmalıysa Sayın Albayrak'a yapılan da kınanmalıdır. Suçlunun kimliğinden ve mağdurun kimliğinden bağımsız olmak durumundayız, aksi durumda samimiyetimiz sorgulanır. Ancak, bugün Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bu durumu hareket noktası kabul edip de sosyal medya üzerindeki işte Netflix'i de, onu da, bunu da kapatmaya varacak ifadelerini -öyle bir algı yaratan ifadelerini- sorunlu buluruz.

Birincisi, kendi ailesine yönlendiğinde bunu söylemesi doğru değil. Bu, kime yapıldığından bağımsız olacaksa bugüne kadar bu şikâyet neden dile getirilmemiş?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İkincisi, devletin başında olan kişinin yetkileriyle ve hemen, bir kısıtlama yerine bir düzenleme yapılma ihtiyacı varsa bunun bütün siyasi partilerle, bunun akademisyenlerle, bunun sivil toplum örgütleriyle, toplumun tüm kesimleriyle, özellikle gençlerle oturulup, konuşulup evrensel ölçütlerde, demokrasiden, ifade özgürlüğünden taviz vermeden ama nefret söylemini ve ayrımcı dili, hakareti ve eleştiriyi keskin çizgilerle birbirinden ayırabilecek ve bu etik değerlerin hepimizin içine sineceği etik kurullarla takip edilebileceği bir süreci başlatmanız lazım. Yoksa "Onu kapatırım." "Buna..." Bakın, başımıza gelen.

Dünkü durum iğrenç ama Adana'dan bir meczubu bulmuşlar, cezai ehliyeti olmamasına da dikkat etmişler. Bana, İstanbul İl Başkanımıza en ağır küfürler; anneme, eşime, kızıma... Bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunuyorsunuz, yirmi gün sonra kişi teşekkür ediyor yine aynı videoyla.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyursunlar Sayın Özel...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Özgür Bey suç duyurusunda bulunmuş, sağ olsun İçişleri Bakanımız, Yüreğir'imizin Belediye Başkanı, İlçe Başkanımız arayıp arkamda olduklarını söylediler." diyor, biri çıkıp demiyor ki: "Öyle bir telefon açmadık." Demiyorlar ki: "Biz, bu meczubun, bu delinin bir siyasinin annesine, eşine ettiği bu ağır küfürlere karşı..." Yüreğir Belediye Başkanı yalanlamıyor, AK PARTİ yalanlamıyor. Hadi Süleyman Soylu'dan geçtim, onun kendi ahlakı kendisinde tapulu olsun, yani onu sorgulamaya dilim varmıyor ama çıkıp da Bakanlıktan birisi "Bakanımız böyle bir şey yapmaz." demiyor. Ama böyle olunca "Efendim, gerekirse kapatırız..."

Şimdi, iktidar iğneyi kendisine, çuvaldızı muhalefete batıracak. Bu başka bir bakış açısı. Bu meselelere, evrensel ölçütlerde, elbette hakareti, iftirayı, bilmem neyi... Sayın pergolacı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı, pergolayı yapmış; adres söylendi diye -ki hiçbirimiz söylemedik- hem fezlekeler ışık hızıyla, erişim bir saat içinde, ertesi gün bilmem ne... Bize Türkiye'nin dört bir yanından sövenlere, on altı gün sonra evinde ifade almaya yollamış Süleyman Soylu, evinde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Jest yapıyor beyefendiye, polisler gitmiş evinde ifade almış, o da teşekkür ediyor. Söylediği sözler kimse için kabul edilmez sözler. Biz o günden bugüne de sustuk. Dün Esra Hanım'a yapılan, bebeğe yapılan işi de an ağır dille kınadık, geçen hafta Sayın Demirtaş'a da yaptık ama bu meselelerde siz de devlet gibi davranacaksınız. Parti gibi -bir partiye de yakışmaz- böyle, bir suç örgütü gibi kendine olunca "En ağırını yapacağım." öbürlerine susalım. Teşekkür telefonu açıyor ya, "Amca arkandayız." telefonu açıyor. Utanmıyor musunuz Yüreğir Belediye Başkanınızdan? Utanmıyor musunuz İlçe Başkanınızdan? Utanmıyor musunuz bunu yalanlamayan Süleyman Soylu'dan? İsteyen açar şimdi bakar, adamın videosu da duruyor orada.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)