| Konu: | Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 106 |
| Tarih: | 01.07.2020 |
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklik teklifinin 30'uncu maddesi üzerinde parti grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı ve yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güzel ülkemizin işsizlikten enflasyona, asgari ücretten tarıma kadar onlarca sorunu varken bunları konuşmak ve çözüm üretmek gerekirken, tüm bunlardan çok uzak bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız. Bu kanun teklifinde vatandaşımıza dokunan, onun problemlerini önceleyen ve çözüm üreten hiçbir düzenleme yoktur. Olan, sadece milleti oyalama ve sorunları örtme gayretinizdir. Kötü niyetli tüm çabalarınıza rağmen vatandaşlarımız gerçeği görmekte ve hesap sormak için sandığın önüne konulmasını beklemektedir.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz son on sekiz yılda hukuk devleti olmaktan maalesef hızla uzaklaştı. Kişiye özgü çıkarılan kanunlar, Anayasa'ya aykırı düzenlemeler, keyfî uygulamalarla yüzlerce yıllık demokrasi tarihimize ciddi zararlar verildi. Tüm bu uygulamalar nedeniyle, ülkemiz, 2019 yılı Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 126 ülke arasından 109'uncu sırada yer alıyor.
Bugün Türkiye'de özel ve devlete ait hukuk fakültelerinin sayısı 90'ları bulmuştur. Türkiye'de, hâlihazırda 20'ye yakın hukuk fakültesinin dekanı, kadro eksikliği gibi gerekçelerle hukuk fakültesi mezunu bile değildir. Üstelik, dekanı hukuk fakültesi mezunu olmayan üniversitelerin çoğu devlete ait üniversitelerden oluşmaktadır. Özellikle son beş yıl içerisinde, sırf üniversitelere prestij katmak amacıyla açılan hukuk fakültelerinde öğretim üyesi bile yoktur.
Değerli arkadaşlar, yargı erkinin sacayağında en önemli görevi üstlenen ve savunmayı temsil eden avukatlarımızın sorunları her geçen gün daha da artmaktadır. Toplamda 150 bini bulan ve çok büyük bölümünün üç büyük kentte toplandığı avukatlarımız, serbest piyasa koşullarında, ekonomik sıkıntılarla karşı karşıyadır. İhtiyaçtan çok fazla sayıda açılan hukuk fakültelerinden mezun olan ve avukatlık yapmak isteyen genç stajyerler, ekonomik ve sosyal güvenceden yoksun bir şekilde ya da en az derecede yararlanarak bir yıl staj yapmaktadır. Avukat stajyerlerin birçoğu nitelikli staj yapmadan ve emek sömürüsüne maruz kalarak avukatlık mesleğine adım atmakta ve genç işsizler ordusuna katılmaktadır.
Son yıllarda, içi adalet üretmeyen ama ismi "saray" olarak ifade edilen adalet sarayları kurulmakta ve Avrupa'nın en büyük hizmet binalarının yapılması gurur sebebi sayılmaktadır. Bir yandan içi boş ve sistemi kilitlenmiş büyük adalet sarayları yapılmaya çalışılmaktayken, bir yandan da bu çalışmalar mevcut adliyelerin yetersizliği bahane edilerek yerel ve adli binaların birçoğunun özel kişilerden, yüksek bedellerle kiralandığı da basına yansımaktadır.
Yakın tarihe kadar, özellikle FETÖ soruşturmaları kapsamında 4 bin hâkim ve savcı meslekten ihraç edildi. Üstelik, bu hâkim ve savcıların birçoğu sizin iktidarınızda göreve başlatıldı. Günümüzde de hâkim ve savcı olmak isteyip yazılı sınavı geçen genç meslektaşlarımızın mülakatı geçebilmek için siyasi gücü olan kişiler aradıkları iddiaları gerçek ise bu, Türk demokrasisi adına son derece vahim bir durumdur. Bu durum dahi tek başına, son yıllarda göreve getirilen hâkim ve savcıların liyakat yerine siyasi nedenlerle mesleğe kabul edildiğinin en önemli göstergesidir. Tüm bu yaşananlar yakın tarihte yapılan hatalardan ders alınmadığını göstermektedir. Oysaki içinde bulunduğumuz sistem, yargının güncel ve görünür sorunlarını çözmek yerine bu sorunları görmezden gelmeyi ve yasaları halk üzerinde daha fazla baskı kuracak şekilde değiştirmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanında, görevde bulunan hâkim ve savcılarımız yılda ortalama 700 ila 1.400 arasında dava dosyasına bakmaktadır. Hâkim ve savcı sayısının azlığı ve yine adalet sistemindeki yardımcı personel sayısının azlığı nedeniyle adaletimiz kilitlenme noktasına gelmiştir.
Yargı çalışanlarımız ve kurumlarımız bu denli ciddi problemlerle karşı karşıyayken, bu kanun teklifinde bu problemleri çözecek hiçbir düzenleme maalesef yoktur. Bu kanun teklifinde, büyük bir özveriyle çalışan mübaşirlerimizin, zabıt kâtiplerimizin, icra memurlarımızın, yazı işleri müdürlerimizin özlük haklarında da uğradıkları kayıpların giderilmesi, aldıkları maaşların günün koşullarına göre iyileştirilmesi için getirilmiş bir düzenleme de yoktur. Emekli olmaları hâlinde alacakları tazminat ve bağlanacak emekli maaşları çok düşük olduğundan birçoğu ilerleyen yaşına rağmen çalışmak zorundadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyursunlar.
AHMET ÖNAL (Devamla) - Bu kanun teklifinde adliye çalışanlarımızın emeklilik dönemleri için yapılan bir düzenleme de yoktur. Peki, ne vardır? Sadece göz boyama, günü kurtarma çabanız ve gayretiniz vardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken bunca haksızlığa ve hukuksuzluğa rağmen tüm vatandaşlarımızın umutlarını yitirmemelerini, CHP iktidarında adalete güvenin yeniden ve hızla sağlanacağını, yargının siyaseti dizayn etme aracı olmaktan kurtarılacağını ve bir gün herkesin adalete ihtiyacı olacağını bilerek yargıyı yeniden tarafsız ve bağımsız hâle getireceğimizin sözünü veriyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)