| Konu: | Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 10.07.2020 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Ben bu Parlamentodaki hukukçu milletvekillerine seslenmek istiyorum. Dünyada tüm parlamentolarda da en çok hukukçu, hukukçuların arasında da en çok avukat milletvekili var.
Değerli arkadaşlar, 24 Hazirandan beri baro başkanları bir mücadele içinde. 24 Haziranda geldiler, Mecliste bizimle görüştüler, AK PARTİ Grubuyla görüştüler "Burada bir yasa tasarısı bile yok." dediğiniz günlerde; arkasından, biliyorsunuz, savunma yürüyüşü yaptılar. Başkentin girişinde yirmi yedi saat aç, susuz, gayriinsani koşullarda bekletilen o baro başkanları sadece bizim meslek kuruluşlarımızın -avukat olarak, ben bir hukukçu milletvekiliyim- başkanı değildi arkadaşlar; orada bekletilenler bizim sıra arkadaşlarımızdı, üniversitede birlikte okuduğumuz arkadaşlarımızdı. Orada fiziki müdahaleye tabi tutulan baro başkanı, sadece baro başkanı değildi; bizim cübbemizi beraber giydiğimiz, avukatlık yeminimizi beraber ettiğimiz arkadaşımızdı. Burada dört gün, dört gece Mecliste sabahlara kadar bizim grubumuzdan da 100'ün üzerinde milletvekili Komisyonda konuştu. Biz konuşurken kapının önünde bekleyenler, bizim, duruşma salonlarında, adliye koridorlarında birlikte, yan yana, omuz omuza duruşmalara girdiğimiz; bazen karşı karşıya, bazen yan yana olduğumuz arkadaşlarımızdı. Şu an Kuğulu Park'talar. Kuğulu Park'taki arkadaşlarımız Cerattepe'de, Kaz Dağları'nda, Munzur Vadisi'nde doğa hakları için, çevre için mücadele eden arkadaşlarımız; istismar edilen çocukların, evlatlarımızın yanında olan arkadaşlarımız; kadın cinayetlerinde, kadına şiddette onların yanında olan arkadaşlarımız.
Değerli arkadaşlar, benim vicdanım sızlıyor şu an yaşanan duruma. Onun için hukukçu arkadaşlarıma söylüyorum: Sizin hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Adalet duygunuzu vicdanınızda da mı yitirdiniz arkadaşlar? Bakın, bizim bir meslektaşımız var John Devis -Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığına da aday olmuş, avukat- diyor ki: "Biz avukatlar köprüler kurmuyoruz, kuleler dikmiyoruz, motor yapmıyoruz, resim boyamıyoruz. Bizim yaptığımız işlerde insan gözünün görebildiği pek az şey var ama biz sorunları çözüyoruz, gerginlikleri gideriyoruz, insanların yükünü üstleniyoruz. Barışçıl bir ülkede insanların adil ve huzurlu bir şekilde yaşamalarını sağlıyoruz." İşte, biz avukatların demokrasi mücadelesindeki toplumsal rolü bu, baroların da toplumsal rolü bu; onun mücadelesini veriyor arkadaşlar, kendileri için mücadele etmiyor. Otuz yıllık, kırk yıllık avukatlar TOMA'ların arkasında, barikatların arkasında -kendiyle ilgili değil- bu halk için, bu ülkenin adaleti için, demokrasi için, hukukun üstünlüğü için mücadele ediyor arkadaşlar.
Bakın, yargıyı siyasallaştırdınız -bunu hep anlatıyoruz- hem teorik olarak hem pratik olarak. HSK'yi zaten mevcut yapısıyla... Adalet Bakanı HSK üyesi, Bakan Yardımcısı HSK üyesi; 4 üyesini Cumhurbaşkanı seçiyor, kalan 7 üyesini siz buradaki grubunuzun çoğunluğuna dayanarak seçiyorsunuz yani 13 üyesini Cumhurbaşkanı seçiyor doğrudan ya da dolaylı olarak. Peki, bu HSK ne yapıyor? Hâkimin, savcının mesleğe kabulünü yapıyor; atamasını, terfisini, disiplin işlemini yapıyor. Sadece bunları mı yapıyor? Hayır. Yargıtayın tüm üyelerini HSK belirliyor, Danıştayın dörtte 3'ünü HSK, dörtte 1'ini Cumhurbaşkanı belirliyor. Dönüyorsunuz, Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay ve Danıştay üyeleri arasından belirleniyor. Yani yargının iki ayağını zaten siyasallaştırmışsınız, bir savunma kalmış. Yani şu an yapılan, açık söyleyeyim, savunmayı siyasallaştırmak. Türkiye'nin tüm kurumlarını yozlaştırdınız. Ben bunu Komisyonda da söyledim, Özdemir Asaf'ın bir şiiri var: "Tüm renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler." Tüm kurumlar aynı hızla yozlaşıyordu, birinciliği yargıya verdiler arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, bu baroların bölünmesi, çoklu baro ilk sizin fikriniz değil, hep "FETÖ" falan deniyor ama FETÖ'den önce, yüz yıl önce emperyalistler İstanbul'un işgalinde baroları bölmeyi düşündüler, yüz yıl sonra siz onu gerçekleştiriyorsunuz. Etnik kimliğine göre, inancına göre, siyasal düşüncesine göre barolar oluşacak. Dolayısıyla aslında bu çoklu baro sistemi Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısına ihanettir değerli arkadaşlar. Baro başkanları sadece adaleti, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmuyor, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını savunuyor. Bizim oradaki baro başkanı arkadaşlarımız, arkadaşlar vatan savunması yapıyorlar ve biz de burada muhalefet milletvekilleri olarak vatan savunması yapıyoruz değerli arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT BAKAN (Devamla) - Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Buyurun.
MURAT BAKAN (Devamla) - Ben, Fatih Sultan Mehmet'in sözlerini daha önce söyledim, tekrarlamak istiyorum, çok güzel gerçekten. Fatih Sultan Mehmet "Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür." diyor. Aklı öldürdünüz, ahlakı öldürdünüz; akıl ve ahlakı öldürdüğünüzde milleti böldünüz. Yargıyı siyasallaştırdığınız gün adaleti öldürdünüz, şimdi de devleti öldürüyorsunuz arkadaşlar.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)