| Konu: | Keşif uçağının Van ili Artos Dağı'na çarparak düşmesi sonucu şehit olan 7 Emniyet mensubuna ve Siirt ilinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan 2 Özel Harekât polisine Allah'tan rahmet dilediklerine, TBMM'nin ve yürütme organının güne şehit haberleri duyarak başlanmaması konusunda gerekenleri yapmasının bir zaruret olduğuna, 2020 LGS sonuçlarına ve Artvin ili Borçka ilçesinde Öğrenci Yiğit Atabay'ın sınav nedeniyle yaşadığı mağduriyetin Millî Eğitim Bakanı tarafından giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 114 |
| Tarih: | 16.07.2020 |
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyoruz.
Sayın Başkan, müteaddit defalar bu Genel Kurulda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bir taziye çadırı işlevi görmemesini, tam tersine, daha az şehit haberi almak konusunda daha işlevsel ve daha aktif rol ve tutum takınmasının gereğini işaret ettim, altını çizdim. Bu sabah gene acılarla uyandık. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu olarak, Van Artos Dağı'na çarpan insanlı keşif uçağında yaşamını yitiren 7 şehidimize Allah'ımdan rahmet diliyorum; yakınlarına, kederli ailelerine sabır, metanet, başsağlığı diliyorum.
Gene aynı şekilde, Siirt Pervari'de çatışma sonucu 2 Özel Harekât polisimizin şehit olması da bizi derinden yaralamıştır. Onların kederli ailelerine de aziz milletimize de sabır, metanet, başsağlığı diliyorum; şehitlerimize rahmet diliyorum.
Sayın Başkan, hep bu son olsun diyoruz olmuyor, olamıyor. Hiç şüphesiz, elbette, amasız fakatsız, vatan savunması için iç ve dış tehditlere, tehlikelere karşı 83 milyon da şehit oluruz ama ben inanıyorum ki daha ciddi tedbirler, daha sağlıklı politikalarla şehit haberlerini minimize edebiliriz diye düşünüyorum. Bunun üzüntüsünü yaşıyorum. Şehitlerimiz üzerinden hamaset yapmak çok kolaydır ama her şeye rağmen ateş düştüğü yeri yakıyor. Elbette inancımıza göre onlar ölü değillerdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - İnancımıza göre en yüksek mertebededirler. Bu, iftihar edilecek bir şey de olabilir, özenilecek bir şey de olabilir ama geride kalanlar bakımından durum öyle değildir. Baba acısı, kardeş acısı, evlat acısı, yetim kalmak, biçare kalmak, öksüz kalmak çok da övünülecek bir şey değil. Ve ben inanıyorum ki daha sağlıklı politikalarla, daha tutarlı politikalarla, daha az şehit haberiyle Türkiye karşı karşıya kalabilirdi. Ben bu vesileyle hem yüce Meclisimizin hem yürütme organının, Türkiye'nin artık güne şehit haberleri duyarak başlamaması konusunda elinden gelini yapmasının hatta elinden gelenin fazlasını yapmasının bir zaruret olduğu kanaatini de bu vesileyle paylaşmak istiyorum. Biz artık şehit haberi duymak istemiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Biz, Türkiye'nin huzurunu, esenliğini, milletimizin refahını, mutluluğunu görmek, onu hissetmek istiyoruz.
Sayın Başkan, 20 Haziranda LGS sınavları yapıldı. Tablo çok vahim. Türkçe, 20 soruda 10 doğru ortalamamız var. Yani çocuklarımıza ana dilimizi öğretememişiz. İnkılap tarihi ve Atatürkçülükte 10 soruda 5 doğrumuz var, ortalamaları söylüyorum. Din kültürü ve ahlak bilgisinde de iyi değiliz, ortalamamız 10 soruda 6 doğru. Matematikte doğru cevap sayısı ortalamamız 4,8; tam bir felaket, üstelik 20 soruda 4,8. Fen bilimlerinde 20 soruda doğru ortalamamız 10.
Sayın milletvekilleri, hepimizin çoluk çocuğu var, torunlar var, evlatlar var; bizimkileri bırakalım, 83 milyonun evlatlarının bu niteliksiz, kalitesiz, fırsat eşitliğinden yoksun, eğitime erişim konusunda çocuklarımızın önüne türlü engellerin set gibi, Çin Seddi gibi çevrildiği, örüldüğü bir ortamı Türk milletinin çocukları hak etmiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi lütfen.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Bütün milletimizin kıymetli evlatları eşit eğitimi hak ediyor. Bütün milletimizin çocukları 20 kişilik dersliklerde eğitim öğretim görmeyi hak ediyor. Bu sınava 1 milyon 472 bin yavrumuz girdi ve bu sınava girenlerden her 7 öğrenciden sadece 1'isi Bakanlığın sözde, güya nitelikli ortaöğretim kurumu olarak gördüğü okullara girebilecek. Eğitim katledilmişti, yargının katledildiğini söylememe gerek yok.
Bu vesileyle müsamahanızla çok kısa değinmek istediğim özel bir konu var: İli Artvin, ilçesi Borçka -ki benim de ilçemdir- Mehmet Akif Ersoy Ortaokulunda sınava giriyor bir yavrumuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sınavda 4 no.lu Salon Görevlisi, Salon Başkanı ve Salon Gözcüsü şöyle bir tutanak tutuyor: "Öğrenci Yiğit Atabay'a ait cevap kâğıdının zarfa koyulması sehven unutulmuş." Çocuk sınava girmiş, sınavı başarmış, çocuğun cevap kâğıdı salon görevlilerinin ilgisizliği, özensizliğiyle zarfa koyulmamış. Yiğit Atabay'a "Sınavın iptal edildi." diye böyle bir yazı geliyor Millî Eğitim Bakanlığından. Şimdi, bu doğru mudur? Bu, hakkaniyete uyar mı? Salon görevlilerinin kusuru yüzünden bir evladımızın hayallerinin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından -Bakanı şahsen suçlamasak bile sorumludur- Millî Eğitim Bakanı tarafından bu şekilde gasbedilmesi, hayallerinin yıkılması kabul edilemez. Özeldir, lokal bir durumdur ama bunu Millî Eğitim Bakanının tamir etmesi lazım Sayın Başkan.
Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)