| Konu: | Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 4 |
| Tarih: | 13.10.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu torba yasayla pek çok konu düzenlenmiştir fakat bu kısa zamanda hepsi üzerinde görüş beyan etmek biraz metni karıştırmak gibi olabilir; o nedenle sadeleştirmeye çalışacağım ve sadece borçlanmayla bağlantılı olarak süremi kullanacağım.
Açıkça görülmektedir ki bu metnin 12'nci maddesiyle yapılan düzenleme Hükûmetin borca doymadığını göstermektedir. Bütçe kanunu çıkarken 139 milyar liralık bir borçlanma yetkisi verilmişti. Bu yetkiye istinaden yüzde 5 Bakanın, yüzde 5 Cumhurbaşkanının olmak üzere toplam 153-154 milyar liralık Hükûmetin borçlanma yetkisi vardı. Ancak görüyoruz ki bu borçlanma miktarı yıl sonuna ulaşmalarına yetmemiştir ve bu nedenle de borçlanma yetkisini 2 katına çıkarmak istemektedirler. Böylece, küsuratı dikkate almazsanız 308 milyar liralık veya 140 değil de 139 olarak alırsanız 306 milyar liralık bir borç talebinde bulunmaktadır. Ama metni o kadar karışık hazırlamışlar ki ne yaptıklarını, ne ettiklerini, ne kadar borçlandıklarını göstermemek için muğlak ve her tarafa çekilecek ifadelerle düzenlenmiş bu metin nedeniyle bu maddedeki borçlanma miktarı 325 milyara da çıkabilir, 339 milyara da çıkabilecek niteliktedir.
Bu madde görüşüleceği zaman "Bakan Yardımcısı gelsin, ondan sonra devam edelim." diye yarım saat ara verildi Komisyonda ve bu yarım saatten sonra tekrar Komisyon toplandı, Bakan Yardımcısına bu maddeyle ilgili açıklama sorduk, üç beş cümle etti ama belli ki konuşmaktan, fazla bilgi vermekten korkuyordu, çekiniyordu. Bu çekingenliği nedeniyle de ne Sayın Bakanın ağzından ne de bu kanun teklifini hazırlayanların ağzından bu maddeyle getirilen borçlanma miktarının ne olduğunu bir türlü öğrenemedik. Şimdi ilgili bürokratlara ve kanun teklifini sunan arkadaşlara rica ediyorum: Bu maddeyle gelen borçlanmanın sınırı ne? Ne kadar borçlanacak, yüzde 5, yüzde 5 de dâhil olmak üzere? Bunu hiç değilse Genel Kurulda açıklayın, Komisyondaki muğlaklık, belirsizlik ortadan kalksın.
Dedim ki Hükûmet borçlanmaya, para harcamaya doymuyor, bu borçlanmanın kaynağı ne? Orta vadeli programı açıkladı Sayın Bakan, bu programa göre 2020 yılında vergi gelirlerinde, hatta devletin toplam gelirlerinde bir azalma olmayacağını ifade etti. Hatta, bütçedeki toplam kamu gelirlerinde, devlet gelirlerinde yıl sonu itibarıyla 16,5 milyar lira daha fazla tahsilat yapılacağını iddia etti. Madem 2020 yılı için gelir azalması söz konusu değil, o hâlde, bu ilave borçlanmayı nereye harcayacaksınız? Temel sorum bu. Bunu bilmiyoruz, burada korkunç bir belirsizlik var. Bunu nereye harcayacağınızı da -lütfen- düzgün bir şekilde Genel Kurula anlatırsanız biz de öğrenmiş oluruz, kamuoyu da öğrenmiş olur. Ama görünen odur ki bu Hükûmet gerçekten ne kadar para bulursa hepsini harcıyor. Yani kevgire dönmüş bir kap gibi, ne kadar su doldurursanız doldurun nasıl ki kap suyu tutmazsa bu Hükûmetin çanağına da ne kadar para girerse girsin bir türlü çanağın içinde kalmıyor, sürekli akıyor gidiyor; gittiği yer meçhul, bazı ana kalemler dışında nereye gittiği belli değil.
Bakın, bu yıl içinde nereden ne topladılar diye bakıyorum. İşte, 1 trilyon liraya yakın vergi geliri tahsil edecekler orta vadeli programa göre. Bunun dışında, Merkez Bankasının kârını, yedek akçesini aldılar; Merkez Bankasının rezervlerini bitirdiler, harcadılar. Merkez Bankasının net rezervleri 2019'un başında 36 küsur milyardı; şimdi, swap yükümlülüklerini de dikkate alırsanız eksi 53 küsur milyar düzeyinde Merkez Bankası rezervleri. Yani eksi rezerv var yani hiç net rezervi yoktur. Dolayısıyla toplam 90 milyar lira da rezervleri eritmiş, tüketmiş, harcamış bir Hükûmetten bahsediyoruz. Sonra, İşsizlik Fonu'nu kullandılar. İşsizlik Fonu'nda yıl başında 132 milyar lira vardı. 20 milyar lira da İşsizlik Fonu'ndan harcadılar; sadece işçiye değil, patronlar dâhil, her yere para dağıttılar. Kamu bankalarının kaynaklarını bol keseden harcadılar. Hatta bir ara Cumhurbaşkanı Bireysel Emeklilik Fonu'nda biriken paraları da harcayacağını söyledi. Demek ki topladıkları yetmiyor, yeni kaynaklar arıyorlar. Her gün, zaman zaman ısıtılarak haberlere düşüyor; işçilerin kıdem tazminatını bile nasıl kendi kazanlarına aktaracaklarının planları peşinde koşuyorlar. Tüm bunlar yetmiyor, "Biz Bize Yeteriz" kampanyası yapıyorlar; 2,1 milyar lira topluyorlar. Bu da yetmiyor, "15 Temmuz şehit ve gazileri için bağış" diye kampanya yaptılar, 309 milyon Türk Lirası topladılar ve hâlâ şehit ve gaziler bu paradan bir tek kuruş almadı. O da yetmedi, "Aman, Beşiktaş patlamasındaki şehit ve gaziler için" dediler, bir kampanya da oradan başlattılar, 55 milyon lira da buradan topladılar. Beşiktaş patlamasındaki şehit, gazilerle ve ölenlerle, vatandaşlarımızla ilgili hiç kimseye buradan da bu topladıklarından da bir para vermediler. Yani topluyorsunuz, topluyorsunuz, borçlanıyorsunuz, devamlı borçlanıyorsunuz; bu kadar parayı ne yapıyorsunuz, nereye harcıyorsunuz? Niye şeffaflık yok? Bunların her birini açıklamanız lazım ya. Sadece bizim değil, vatandaşın da bilmesi lazım. Böyle bir hükûmet etme anlayışını ben ömrümde hiç görmedim, duymadım. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Sonra bir de örtülü ödenek var tabii. Örtülü ödenek miktarı da 2 milyar lira ile 3 milyar lira arasında dolaşıyor. 2003'ten beri baktım, bir hesap yaptım; 7,5 milyar dolar örtülü ödenekten para harcanmış 2003-2020 arasında, 8 liradan çarparsanız 60 milyar Türk lirası. Cebinizdeki parayı örtülü ödenek gibi rahat harcayamazsınız biliyor musunuz? Böyle bir paradır. Biraz fazla para harcarsanız sorarlar; maliyeci sorar, devlet sorar, birtakım kurumlar sorar. Örtülü ödenek hiç kimsenin hesap soramayacağı bir harcama güvencesine sahiptir, bilen de nereye harcandığını söylerse kendisini mahkemede, hapiste bulur. Bunları nereye harcıyorsunuz, gerçekten merak ediyorum. Ama bilinen gerçek şu: Borç stoku sürekli artıyor. Hani "Nereden nereye?" der ya zaman zaman Sayın Hükûmet, 2002'de 243 milyar lira olan kamu borcu 1 trilyon 810 milyar liraya çıkmıştır yani 1,5 trilyondan daha fazla artmıştır. Bunu kim ödeyecek?
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) - AK PARTİ ödeyecek.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Bunu çocuklarımız, torunlarımız, bizden sonraki kuşağın henüz kazanmadığı vergilerle, gelirlerle ödeyecek.
Bir büyük kaynak ama burada Varlık Fonunun borçlanması yok. Herhâlde Varlık Fonunun da toplam borç stoku 284 milyar lira. Yine, hazine dışı başka borçlar da vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Ve maalesef, dünyanın her tarafında, bu kriz ortamı nedeniyle esnafa doğrudan gelir desteği sağlandı; bu kadar para toplamasına rağmen dünyada esnafına, zor durumda kalmış vatandaşına karşılıksız, doğrudan para desteği sağlamayan tek ülke Türkiye'dir. Yani o, Fak-Fuk Fondan verdiğiniz bin liralar falan hariç. Ücretli izne çıkanlara verilen, asgari ücretin bile altındaki, İşsizlik Fonu'ndan ödenen parayı sayamazsınız herhâlde; topladığınız paralardan bahsediyoruz. Dünyada yok böyle bir örnek, bu kadar çok para toplayan bir hükûmet de yok.
Topladığı bu parayı böylesine gerekli yerlerde harcamayan ama gereksiz bazı yerlerde harcarken çok cömert olan bir Hükûmetimiz vardır, kısa zamanda yolcu olmasını temenni ederim. (CHP sıralarından "Amin" sesleri, alkışlar; İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)