| Konu: | Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 6 |
| Tarih: | 15.10.2020 |
LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 6'ncı maddeyle ilgili görüşlerimi ifade etmeden önce şunu ifade etmek istiyorum: Bakın, burada günlerdir iyi bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bize yanlış gelen ve haksızlık gördüğümüz bazı maddelerde uyarmak ve doğrusunu bulmak durumundayız. Evet, yoklamalar istedik, süre uzadı filan ama grubumuzun ve muhalefetin mücadelesi sonrasında baz istasyonları, OHAL maddeleri, raportörler, kaçak izinsiz kuleler gibi maddelerin çıkarıldığını az önce ben duydum Grup Başkan Vekilimizden ve bu memnuniyet verici. Öncelikle bunu ifade etmek istedim çünkü biz burada iyi olsun, iyi şeyler çıksın istiyoruz.
6'ncı maddeye geçersek değerli milletvekilleri; şimdi ülkemizde 109 tıp fakültemiz var ve bu tıp fakültelerinin 35'i vakıf üniversitelerinin açtığı tıp fakülteleridir. Bu tıp fakültelerinin bazılarının kendi uygulama hastaneleri bulunmakta ve öğrencileri burada uygulamalı eğitim almakta ama bazı vakıf üniversitesi tıp fakültelerinin de burada kendilerine ait bir hastanesi olmadığı için "afiliasyon" dediğimiz sistemle özel hastanelerle afiliye olarak öğrencilerine uygulamalı eğitimi burada verdirmektedirler.
Şimdi, takdir edersiniz ki tıp eğitimi ağır bir eğitim ve uygulamanın önemli olduğu bir eğitim ve iyi doktor yetişmesi gerekiyor çünkü insan sağlığı da her şeyin üstünde geliyor. Ancak bazı uygulamalarda sağlıklı bir öğrenci eğitiminin olmadığını görüyorduk yani kendi hastanesi olmayan vakıf üniversitelerinin kurduğu tıp fakültelerinde öğrencilerin afiliye oldukları özel hastanelerde eğitim alırken bu eğitimin yeterli olmadığını ve bazı eğitimlerden de mahrum bırakıldıklarını görüyorduk, sağlıklı bir uygulama değildi. Aslında bu ne zaman geldi bize? 2011 yılında geldi, sisteme böyle girmişti; 2011 yılında Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde bir değişiklik yapılarak girmişti. Aslında özel hastanelere afiliye olmak birtakım lehte sonuçlar yaratıyordu, birtakım istisnalar getiriyordu yani onların da lehine gelen uygulamalar vardı ama öğrencilerin iyi eğitimi için uygun bir yöntem değildi. Sonrasında ne oldu? Sonrasında Danıştaya iptal davası açıldı ve Danıştay iptal etti gerçekten, bu uygulamayı doğru bulmadı ama bunun üzerine 2016 yılında 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 40'ıncı maddesiyle 3359 sayılı Yasa'ya eklenen 15'inci madde, vakıf üniversiteleri ile özel hastanelerin iş birliğini kural hâline getirmiş oldu. Yani bir yanlışlıkta ısrar edildi ve bu ısrarın da sonucu tıp eğitimine oldu tabii ki takdir edersiniz.
Şimdi, getirilen 6'ncı maddeyi Plan ve Bütçe Komisyonunda tartıştık, dedik ki: "Evet, bu madde doğrudur." Nasıl doğrudur? Yani "Vakıf üniversiteleri tıp fakültesi açmak istiyorsa mutlaka mülkiyeti ve işletmesi kendisine ait olan en az 200 yataklı bir hastaneye sahip olmak zorunda." maddesi getirildiği için bunun doğru olduğunu ama eksik olduğunu söyledik. Niye eksikti? Çünkü mevcutta da kendi hastanesi olmadığı için özel hastanelerle afiliye yaparak bir sözleşmeyle öğrencilerine burada eğitim aldıran ama sağlıklı bir eğitim olmayan örnekler de vardı. Dolayısıyla bu uygulamaların da düzeltilmesi gerekiyordu. Şimdi, artık, getirilen bu düzeltmeyle bunun sağlanacağını düşünüyorum. Yani beş yıl içerisinde -bir süre verilmiş oluyor en azından kendilerine ve bu süre içerisinde de- hastaneye sahip olma konusunda bir adım atacaklar, onun sonrasında tekrar bu devam edecek. Yani tıp fakültesi öğrencisi kabul etmeye devam edecekler ama bu şartlara uymazlarsa da birtakım ihtarları olacak, ardından tıp fakültesi öğrencisi alamayacak ya da tıp fakülteleri kapatılacak. Bu, doğru bir uygulamadır. Zaten dünyanın her yerinde tıp fakültesi olan üniversitelerin mutlaka hastanesi vardır; çok az yerde bu uygulamanın dışına çıkılmıştır, onların da, şu anda, sıra sıra düzeltildiğini görmekteyiz. Onun için bu uygulama konusunda olumluyuz ama benim vakıf üniversiteleriyle ilgili söylemek istediğim bir cümlem daha var...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
LALE KARABIYIK (Devamla) - Sayın Başkanım, biraz daha süre alabilirsem...
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
LALE KARABIYIK (Devamla) - Şimdi, takdir edersiniz ki -verilerden de görülmektedir- vakıf üniversiteleri arasında maalesef, nitelik ve nicelik farkları her geçen gün artmaktadır. Bu, Türkiye'deki eğitim sistemi için, yükseköğretim sistemi için çok büyük bir yanlıştır. Tabela üniversitesi niteliğinde üniversiteler de vardır, bunun bir an önce düzeltilmesi gerektiğinin önemle altını çiziyorum.
Bir başka nokta da aynı şekilde Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinin merkezî bütçe içerisindeki gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki payının giderek düştüğünü söylüyoruz ilköğretimde ve ortaöğretimde ama aynı şey yükseköğretim için de geçerli.
Değerli vekiller -buraya dikkat çekmek isterim- 2003 yılında 53 devlet üniversitesi varmış, 2021'de 129'a çıkmış. 1 milyon 821 bin öğrenci sayısı da 2021'de 3 milyon 180 bine çıkmış ama buna rağmen, gayrisafi yurt içi hasıla içerisinde YÖK ve üniversite bütçelerinin payı yüzde 0,80'e düşmüş, yüzde 0,94'ten düşmüş. Yani öğrenci sayısı artıyor, üniversite sayısı artıyor ama YÖK ve üniversiteye ayrılan bütçelerin miktarı azalıyor. Bunun da altını çizmek istiyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)