| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 29 |
| Tarih: | 12.12.2020 |
CHP GRUBU ADINA MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; dünya, iklim krizi nedeniyle, bir varoluş sorunuyla karşı karşıya. Tabii, bu problemden herkes gibi biz de etkileneceğiz, belki de bulunduğumuz bölge itibarıyla bundan daha çok etkileneceğiz. Peki, dünya böyle ciddi bir varoluş sorunuyla karşı karşıyayken Sayın Bakan ya da Bakanlık ne yapıyor değerli arkadaşlar?
Sanırım temmuz ayıydı, Sayın Bakan bir açıklama yaptı, dedi ki: "İklim değişikliği bir millî güvenlik problemi hâline gelmiştir." Çok doğru bir söz, ben düzelterek tekrar edeyim: İklim krizi bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Peki, siz Bakanlık olarak ilkim kriziyle ilgili ne yapıyorsunuz? Bakın, değerli arkadaşlar, Bakanlığın bütçesi toplam bütçe içinde binde 26 ve Sayın Bakanın bütçe sunuş konuşmasında iklimle ilgili ayırdığı kısım şu kitapçıkta sadece 10 cümle değerli arkadaşlar. Sizin iklim kriziyle ilginiz bu kadar. (CHP sıralarından alkışlar) İklim krizinin yıkıcı sonuçları olacağını sokaktaki vatandaş bilmeyebilir. İnsanlar iş, aş, ekmek derdinde, eline "iş, aş" yazıp intihar ediyor, işsizlikten sokakta kendisini yakıyor. Ama devlet aklı bunu bilmek zorunda, dünyanın kitlesel bir yok oluşa gittiğini, Türkiye'nin de bunun içinde olduğunu bilmeli ve bunun tedbirlerini almalı değerli arkadaşlar.
Paris Anlaşması'na 196 tane ülke imza attı, biz de bu 196 ülkeden biriyiz. Sadece 7 ülke bununla ilgili gereğini yerine getirmedi; Eritre, Angola, Güney Sudan... Biz de bu ülkelerin içindeyiz değerli arkadaşlar. Bize niye bu utancı yaşatıyorsunuz? G-20 ülkeleri içinde sadece biz bununla ilgili gereğini yerine getirmedik, Meclisimize getirip onaylamadık. 50 defa söyledik, getirin Meclise şunu onaylayalım bize bu utancı yaşatmayın diye.
Bakın, Covid-19 dünyada birçok şeyi geriye itti, birçok şeyi unutturdu; iklim krizi de bunlardan bir tanesi. Ancak iklim krizi de Covid-19 kadar acil çünkü Covid-19'un sebebi, dünyadaki pandemilerin temel sebebi iklim krizi. Eğer siz iklim kriziyle ilgili bir çözüm üretmezseniz yarın Covid-19'ların yerine Covid-20'ler, Covid-21'ler gelir bu sorunu çözemezsiniz değerli arkadaşlar.
Dünya ısınıyor ve bu dünyanın ısınmasından tüm dünya gibi biz de Akdeniz havzasındaki ülkeler, Akdeniz bölgesindeki ülkeler de ciddi anlamda zarar göreceğiz.
İçişleri Bakanının açıkladığı rakama göre 3,6 milyon göçmenimiz var. Bunun üzerine başka ülkelerden gelen 4-4,5 milyon göçmeni ilave edin. Eğer dünya ısınmaya devam ederse mahsulün azlığı, denizlerin yükselmesi, su kıtlığı sebebiyle bu kadar daha insanın Türkiye'ye geleceğini hesap edin. Ani düzensiz yağışlar sebebiyle Giresun'u yaşadık. Giresun'un benzerini tekrar yaşayacağız, çokça yaşayacağız. Havanın ısınması, kuraklık ve çölleşmeyi getirecek.
Değerli arkadaşlar, dünya iklim krizi nedeniyle bir varoluş sorunuyla karşı karşıya dedik. Bu, su stresini de etkiliyor. Biz, su stresi çeken ülkeler arasındayız. Türkiye, gelecekte küresel ısınma devam ettiği sürece su fakiri noktasına gelecek. 300'e yakın gölümüz var. Bu 300'e yakın irili ufaklı gölün tamamına yakını ya kurudu ya küçüldü ya da kirlilik sebebiyle kullanılamaz duruma geldi. Meriç, Ergene, Gediz, Büyük Menderes, Asi, Konya, tüm havzalarımızda su kendini yenileyemiyor, yeniden dolduramıyor; kaynaklarımızı yenileyemiyoruz. Sulak alan kaybımız ne kadar? 1,3 milyon hektar sulak alan kaybımız var; Van Gölü'nün 3 katı. Biz ne yaptık? Su problemi dünyada konuşuluyor, tüm kentlerde konuşuluyor; suyla ilgili bir anlaşma yaptık Katar'la. Biz, dünyada su stratejisi noktasında 32'nci sıradayız, 1'inci sırada olan Katar'la su yönetim anlaşması yaptık arkadaşlar. Su bizden, yönetim Katar'dan. (CHP sıralarından alkışlar)
Çevre konusu çok boyutlu bir konu. Tüm bakanlıkların gölgesi Çevre Bakanlığının üzerinde. Enerji Bakanı burada bütçe konuşmasında geldi, dedi ki: "Rüzgâr türbinlerine karşı çıkıyorsunuz çevre kılıfı altında." Kardeşim, sen niye orman alanına rüzgâr türbini yapıyorsun? Sessiz mi kalacağız? HES yapıyorsunuz, HES'lerle Çekerek Irmağı'nı yok ediyorsunuz, Fırtına Deresi'ni yok ediyorsunuz, Munzur Vadisi'ni yok ediyorsunuz; sessiz mi kalacağız? Ekosistemi bozuyorsunuz. Maden yapıyorsunuz, Kaz Dağları'nı, Cerattepe'yi, Fatsa'yı yok ediyorsunuz; sessiz mi kalacağız? Zaten sabıkalısın, doğru yerde yapsan sesimizi çıkarmayacağız. Doğru iş yapmıyorsunuz.
Tarım ve Orman Bakanlığı suyu yöneten Bakanlık. DSİ'ye bırakılmayacak kadar önemli su, değerli arkadaşlar. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, Ticaret Bakanlığının gölgesi Çevrenin üzerinde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
MURAT BAKAN (Devamla) - Sayın Bakan, dönüp diyor musunuz Sanayi Bakanına, Ticaret Bakanına "Biz kendi çöpümüzü dönüştüremiyoruz, niye bu plastikleri ithal ediyoruz?" (CHP sıralarından alkışlar) "Ekonomik değeri var." diyorlar. Ya da dönüp Ulaştırma Bakanına diyor musunuz "Sayın Ulaştırma Bakanı, Kanal İstanbul ekolojik olarak geriye dönülmez bir şekilde bu ülkenin çevresini tahrip edecek." ya da üçüncü köprü geçişi için dönüp diyor musunuz "Sayın Ulaştırma Bakanı, bu üçüncü köprüyle Kuzey Ormanları'nı yok ettiniz." Diyemezsiniz. Burada tek bir irade var arkadaşlar; Sayın Cumhurbaşkanının iradesi var ve o irade kendisini açığa çıkardı, ne dedi? "Paranın dini, imanı, rengi olmaz, para paradır." dedi. Bunun, çevreyi çöküşe götüren neoliberal politikaların yol haritaları olduğunu söyledi. Dolayısıyla buradan çevreyle ilgili bir çözüm çıkmaz değerli arkadaşlar.
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Ulaşım havadan mı sağlanacak?
MURAT BAKAN (Devamla) - Arkadaşlar, biz, bu gezegenin ne sahibiyiz ne efendisiyiz. Biz de tüm canlı, cansız varlıklar gibi bu ekolojik sistemin, ekosistemin bir parçasıyız, ona saygılı yaşamak zorundayız.
Süremi bitirdim. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)