| Konu: | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 16.12.2020 |
POLAT ŞAROĞLU (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, deprem, heyelan ve sel felaketi gibi birçok acı olaya üzüntüyle tanıklık ettiğimiz böylesi bir sürecin sonunda bütçe görüşmelerini gerçekleştiriyoruz.
Yaşanan doğal afetlerin yanı sıra, tüm dünyayı etkisi altına alan coronavirüs salgını, insanlık için sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda yıkıcı bir etki yaratmakla birlikte, maalesef, çok sayıda insanın da yaşamını kaybetmesine sebep olmuştur. Bu vesileyle, yaşamını yitiren yurttaşlarımızı ve sağlık emekçilerini saygıyla ve rahmetle anıyorum.
Yaşanan bu doğa olayları, her ne kadar Hükûmet temsilcileri tarafından fıtrat ve kader gibi bilimsel temele dayanmayan hurafelerle savunulmaya çalışılsa da biz bunların, yıllardır süregelen ranta dayalı ve çevre karşıtı yatırım politikalarının bir sonucu olduğunu iyi biliyoruz. Plansız ve çarpık kentleşmeyle sonuçlanan, ranta dayalı imar affı gibi kaçak yapılaşmayı olağan hâle getiren politikalar, depremin can ve mal kayıplarına yol açmasına, doğanın heyelana açık hâle gelmesine ve sel riskinin artması gibi büyük felaketlere dönüşmesine sebep olmaktadır.
Anlaşılıyor ki Hükûmet çok yönlü olarak bir yönetememe ve ülkeyi felakete sürükleme programı uygulamaktadır. Ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik kriz ve yönetilememe sorunu, tüm dünyayı etkisi altına alan coronavirüs salgınıyla birlikte daha şiddetli bir düzeyde hissedilmeye başlanmıştır. Bugün, ülkenin içinde bulunduğu durumdan ve yurttaşların artık sokaklarda yemek arar hâle geldiği bir ülke olmamızdan ekonomiyi yönetemeyenler sorumludur. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Hükûmet, bu süreçte kalıcı çözümler geliştirmek yerine, esnafa verdiği uzun vadeli krediyle sadece mevcut borcun ötelenmesini sağlamış ve yurttaşı kendi kaderiyle baş başa bırakmıştır. Son dönemde salgının yeniden yükselişe geçmesi ve yeni kısıtlamaların başlamasıyla birlikte kepenk indiren ve borç batağında olan işletmeler iflasın eşiğine gelmiştir.
Çaresizlik, yoksulluk ve tükenmişlik ülkemizin yurttaşlarını intihara sürüklerken, AKP Hükûmeti 5'li çetenin milyarca lira vergi borcunu silmekle, Somali'nin IMF borcunu ödemekle ve Tunus'a 5 milyon dolar hibe vermekle meşgul olmaktadır. Tüm bunlara karşı, Cumhuriyet Halk Partisi coronavirüsle savaşta esnafın, işçinin, çiftçinin, gençlerin, emeklinin ve tüm üreten kesimin önceliğini gözeten yapıcı önerileri kamuoyuyla paylaşmış ancak bunlar Hükûmet tarafından dikkate alınmamıştır. Hatta tam aksine, saray yönetimi hesap numarası vererek vatandaştan para istemiş ve pandeminin faturasını halkımızın sırtına yüklemiştir.
Ülkede var olan karamsar tablonun yerelde de pek farklılık göstermediğini belirtmekte fayda var. İlimizin temel sorunlarından biri, hiç şüphesiz, ülke genelinde olduğu gibi işsizlik konusudur. İlimizin istihdam alanlarının sınırlı olması ve yeni kamu yatırımları konusunda somut adımlar atılmaması ilimizdeki genç işsiz sayısını arttırmakta ve eğitimli genç nüfusu göçe zorlamaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun 2019 yılı verilerine göre Türkiye'nin en az nüfusa sahip olan ilinin Tunceli olarak açıklanması da bu olumsuz tabloyu doğrulamaktadır. Ayrıca ülkenin en az nüfusuna sahip olan ilimizde, mevcut nüfus yoğunluğu oranına göre sayıları hızla artan ulusal marketler küçük esnafa büyük zarar vermektedir. Şehir merkezinde ve ilçelerde açılan ulusal marketler, başta bakkal esnafı olmak üzere, hemen hemen her iş kolundaki esnafın işlerini büyük ölçüde etkilemektedir. Bu konuda ivedilikle bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Bunun yanı sıra, Tunceli'nin sosyoekonomik yapısını canlandırmak için köye geri dönüşler teşvik edilmelidir. 1990'lı yıllarda artan terör olaylarından kaynaklı köyleri boşaltılarak mağdur edilen ve başka illere göç edilmeye zorlanan yurttaşlarımızdan gönüllü olarak köyüne geri dönmek ve yaşam koşullarını oluşturmak isteyen yurttaşlarımızın ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, ilimize dair bir diğer önemli sorun ise ulaşım konusudur. Nazımiye, Mazgirt, Pülümür, Ovacık ve Hozat gibi birçok ilçemizde yolların yapımı önemli bir ihtiyaç hâline gelmiş olup bu sene içerisinde bu güzergâhlar üzerinde birçok ölümlü kaza meydana gelmiştir. Önemli bir geçiş güzergâhı olan Tunceli-Erzincan kara yolu yapım projesi yıllardır çözülemeyen bir sorun olarak beklemektedir. Elazığ ile Pertek ilçemiz arasındaki ulaşımı sağlayan arabalı feribot taşımacılığı artık günümüz koşullarını kaldıramamakta ve yurttaşlarımızın yol çilesi devam etmektedir. Özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin bölgeye gelmesiyle iskele önünde uzun araç kuyrukları oluşmaktadır. Bu konuda dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 2011 yılında Elâzığ'da gerçekleştirdiği mitingde, yine dönemin Başbakanı Binali Yıldırım da 2018 yılında Tunceli'de gerçekleştirdiği mitingde Pertek Köprüsü'nün yapılacağı sözünü vermişlerdir. Bu Mecliste bu konuda iki yıldır dile getirdiğim çağrımı yeniliyorum; Sayın Erdoğan ve Sayın Yıldırım'ı verdikleri sözün arkasında durmaya davet ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
POLAT ŞAROĞLU (Devamla) - Değerli milletvekilleri, sözlerimi tamamlarken 5'li çetenizin ve yandaşlarınızın servetine servet katmasının önünü açan; halka çaresizliği, yoksulluğu ve acıları reva gören bu bütçeye Cumhuriyet Halk Partisi olarak karşı olduğumuzu ifade ederim.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)