GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:37
Tarih:23.12.2020

ERKAN AYDIN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 232 sıra sayılı Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 15'inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Elimizdeki şu kitapçığa baktığınız zaman ve kanunun Çevre Ajansı kurulması ve depozito yönetim sistemiyle ilgili genel gerekçelerini okuduğunuzda, Adalet ve Kalkınma Partisini, doğayla, çevreyle, yeşille çok uyumlu, on sekiz yıllık iktidarında da bunu koruyan, kollayan bir parti sanırsınız. Ancak, biz, on sekiz yıllık uygulamalara baktığımızda, durumun aslında böyle olmadığını da çok iyi biliyoruz.

Peki, bu kanun niye geldi? Depozito yönetim sistemi, aslında on sekiz yıllık AKP iktidarında alışık olduğumuz, yandaşa yeni bir rant alanı yaratmakla ilgili bir kanun. Burada, yandaşa depozito yönetim sistemiyle ilgili yıllık 10 ila 20 milyar TL gibi bir kaynak yaratılacak. Nasıl yapılacak? Yine bildik bir yöntemle, kamu-özel iş birliği yöntemiyle bu kaynak, rantı bitmiş olan yandaşa aktarılacak. Nerelerde yapıldı bu? Otoyollarda yapıldı, havaalanlarında yapıldı, şehir hastanelerinde yapıldı; şimdi de burada yapılmak isteniyor. Aslında çok da bildik bir yöntem "yap-işlet-kırışalım" yöntemi burada da ortaya çıkıyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, AKP'nin doğayla, ormanla sınavını söyledik. Kendi seçim bölgem olan Bursa'da Yenişehir ilçesinin Kirazlıyayla bölgesinde maden için, o madenin orada yapılmaması için köylüler bir buçuk yıldır direniyorlar, "Buraya bunu yapmayın; atamızdan, dedemizden gelen toprakları mahvetmeyin." diyorlar ancak AKP iktidarı Lübnanlı şirkete bir söz vermiş, şirket de mahkeme kararlarına rağmen orayı talan etmeye devam ediyor.

Yine Uludağ'da, Uludağ'ın eteklerinde, orada, yüz yıllardır yaşanılan köylerde düz kesim yapılıyor, ağaçlar katlediliyor. Bakın, kuraklık var; yağmur duasına çıkıyorsunuz, hep birlikte çıkıyoruz yağmur yağsın diye ama ağacı keserseniz, yeşili yok ederseniz o yağmur nasıl yağacak?

9 köy muhtarı geçen hafta bana ulaştı; Soğukpınar, Bağlı, Hüseyinalan, Kirazlı Muhtarları; "İçimiz yanıyor. Bu ağaçları, yeşili yok etmeyin; daha sonra bunun sıkıntısını hep birlikte yaşayacağız." diyorlar ancak AKP aynı bildiğini okumaya devam ediyor.

Kasım ayı sonu gibi TEMA Vakfının maden ve kömür işletmeleriyle ilgili bir raporu elimize ulaştı. Türkiye'de 2.800'e yakın ihale yapıldı, Kayseri ili kadar bir alanın ise talan edildiğini raporla ilettiler. Biz de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına sorduk: "Kaç tane ihale yapıldı, kaç ruhsat verildi?" Sağ olsun, cevap vermiş, burada cevapta yazıyor. 546 adet ihale yapılmış, ne zaman? 2019'un Temmuzundan 2020'nin ortasına kadar. 264 adet de ruhsat verilmiş. Bunun 13 ihalesi Bursa, 7 tane de yine ruhsat olarak Uludağ'ın eteklerinde... Yani günde yaklaşık 2 ihale yapmışsınız, ne için? Doğayı, yeşili talan edip maden şirketlerine peşkeş çekmek için ki bu şirketlerin 118 tanesi de yabancı menşeli. Hani "yerli, millî" diyoruz ya, 118 tanesi gelmiş -elin oğlu- buraları talan edip yerin üstünü, altını mahvetmiş.

Arkadaşlar, vaktimiz kısa, eğer bunu bu şekilde yapmaya devam ederseniz içecek su, yiyecek ekmek, yaşayacak bir alan bulamayacağız. Bu ajans adı altında getirdiğiniz, Çevre Ajansı adı altında getirdiğiniz kanun teklifi de aslında on sekiz yıldır yapıldığı gibi alanların birilerine peşkeş çekilmesi diyorum.

Son olarak da bir Kızılderili atasözüyle bitirmek istiyorum: "Beyaz insan paranın yenmeyen bir şey olduğunu akacak bir ırmak, altında serinlenecek bir orman ve yiyecek bir balık olmadığında anlayacak." diyorum ve bütün bunlar yaşanmadan bu talanı durdurun diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)