GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:37
Tarih:23.12.2020

BURAK ERBAY (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Son dönemde Muğla'mızda üst üste acı kayıplar yaşadık. Ula Belediye Başkanı İsmail Akkaya, AKP Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan'in eşi Süleyman Şah Gökcan ve Menteşe ilçemizin Göktepe Mahallesi'nden cumhuriyet ve Atatürk sevdalısı Ali Öztürk ağabeyimizi maalesef kaybettik. Hepsine Allah'tan rahmet, ailelerine ve Muğla'mıza başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz Çevre Ajansı Kanun Teklifi'nin gerekçelerine ve içeriğine baktığımızda, çevreyle ilgili pembe tablolar çizildiğini görüyoruz. Ancak AKP'nin çevreyle ilgili karnesi zayıftır, uygulamaları samimiyetten uzaktır.

Dünyamız ve ülkemiz büyük bir iklim kriziyle karşı karşıyadır; su kaynaklarımız, toprağımız, havamız her geçen gün daha fazla kirlenmektedir.

Sayın vekiller, kuraklık tehlikesiyle karşı karşıyayız; göller kuruyor, dereler ve yer altı su kaynakları yok oluyor. Gün, doğamıza ve su kaynaklarımıza sahip çıkma günüdür. Bunun sağlanmasının en önemli yolu da ÇED süreçlerini doğru yürütmektir ancak bu süreçler sağlıklı yürütülmemektedir. ÇED Yönetmeliği'nin yayınlandığı 1993 yılından 2019 yılına kadar her 100 projeden sadece 1'i ÇED raporu alamamıştır. Yine bu süreçte 63.112 proje için ÇED gerekli görülmemiştir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yayınladığı 2907 sayılı Genelge'yle, olumsuz rapor verilen projelerin tekrar incelenmesi için bir komisyon kurulmakta, böylece yargı kararları baypas edilerek doğa katledilmektedir. Sayıştay raporlarına göre, işletmeler ÇED başvurusu raporlarında proje bedellerini düşük göstermekte ve Bakanlık tarafından bir kontrol süreci işletilmemektedir. Örneğin; bir hazır beton santralinin 20 bin TL olarak gösterildiği projeler bulunmaktadır. Bu bedeller düşük gösterildiğinden, bedellerin yüzde 2'sine göre kesilen cezalar caydırıcı olmamakta ve kamu zararına yol açmaktadır. İşletmeler proje başvurularında üretim kapasitelerini düşük göstererek ÇED raporu hazırlama yükümlülüğünden kaçınabilmektedir. Sayıştay raporlarında, bitişik ada parsellerine, işletmelerin ÇED Yönetmeliği dışında kalabilmek için ayrı ayrı muafiyet başvuruları yaptığı tespit edilmiştir. Doğamızın katledilmesinin önünü açan bu tür kötü niyetli uygulamalar maalesef Bakanlığın gözünün önünde meydana gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, seçim bölgem Muğla'da da ÇED süreciyle ilgili ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. 2013-2020 yıllarında Muğla'da toplam 1.244 ÇED başvurusu yapılmış, bu başvuruların 508 tanesi için "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir. Muğla'da, ne hikmetse, bugüne kadar hiç ÇED olumsuz kararı verilmemiştir. Muğla'mız gerçekten dünya harikası bir bölgedir ve tarımıyla, turizmiyle birçok, ülke ekonomisine katkı verilmektedir.

Arkadaşlar, bu süreçte Muğla'mızda öyle doğa talanlarıyla karşı karşıyayız ki, yakın zamanda 4'ü işletme olmak üzere, 32 tane jeotermal arama sahasının Resmî Gazete'de ilana çıktığını gördük. Bu süreçte bu yerleri incelediğimizde, Bodrum Türkbükü, Yalıkavak, Gündoğan, Marmaris Turunç gibi doğa harikası sit alanları olduğunu gördük. İtiraz ettiğimizde -şimdi Turizm Bakanlığına sorulmak üzere- geçici olarak durdurulduğunu gördük.

Yine, Ula Akyaka'da, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında askıya çıkan bir proje var; koruma amaçlı olduğu iddia ediliyor. Akyaka bölgemiz de dünya cennetidir. Kanalizasyonuyla, trafiğiyle, yoğun yaşandığında sıkıntı olabilecek bölgedir. İçerisinde, liman yapılacağı söylenen, mülkiyet hakkı ihlal edilen, rekreasyon alanları olan bir projeyle karşı karşıyayız. Gene doğaya zarar veren bir projedir, geri çekilmesi gerekmektedir.

Doğduğum, büyüdüğüm Köyceğiz bölgesinde Sandras Dağı bölgenin su kaynağıdır; civarındaki Köyceğiz köyü, Kavakarası, Beyobası, Akköprü, Ortaca, Dalaman buradan beslenmektedir. Şu anda bir sürü maden sahasının ÇED süreci devam ediyor. Patlatmalar yapılarak bu su kaynaklarının yok olması tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Yine, Bodrum Ortakent'te 1 milyon metrekarelik alanın Özelleştirme İdaresine devredildiği ve burada da arkasında Katarlıların olduğu söylenen bir yatırımdan bahsediliyor. Bodrum zaten sıkışmış durumda, bu projeyi de kaldırması mümkün değildir.

Yine, Fethiye bölgesi dünya cenneti bir bölgedir. Şimdi birtakım yat limanlarıyla zaten kirlenmekte olan Fethiye körfezi, daha fazla kirlenmeye yüz tutmaktadır. Biz yatırıma karşı olduğumuz için değil, ama doğayı katleden projeler olduğu için bu uyarıları yapıyoruz. Muğla halkı, Fethiyeli, Akyakalı, Bodrumlu, Köyceğizli yok sayılarak hazırlanan projelerdir bunlar, uzmanlardan görüş alınmamıştır. O yüzden, tam da bu yasalar görüşülürken, ilgili, Çevre ve Şehircilik Bakanına, Turizm Bakanına, Ulaştırma Bakanına bir kez daha sesleniyorum: Bu projeler Muğla'yı öldüren projelerdir.

Gelin, masabaşında oturalım, gerçekten Muğla'ya faydalı olacak şekilde bu projeleri yenileyelim diyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)