| Konu: | Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 23.12.2020 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; konuşmam demin yarım kalmıştı "Neden buradayız"ı ilave olarak söyleyeyim. Bu Meclis, Yunan askeri Polatlı'ya geldiğinde bir tartışma yapıyor, bazı Meclis üyeleri, milletvekilleri diyor ki: "Kayseri'ye taşımamız lazım Parlamentoyu." O zamana kadar hiç konuşmamış Diyap Ağa, Dersim Mebusu Diyap Ağa söz alıyor, diyor ki: "Arkadaşlar, biz buraya savaşmaya mı geldik, kaçmaya mı geldik?" Ankara'da kalıyor. Biz, Polatlı'dayken Yunan askeri, bu Meclisi terk etmedik. Buradaki milletvekilleri, hangi risk olursa olsun, nasıl bir sağlık çalışanı "Ben hastaneye gitmem, Covid-19 var." demiyorsa bir milletvekili de gerekirse canını verecek, bu Meclisi açık tutacak. (CHP sıralarından alkışlar) Bizim, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bakışımız budur. Dolayısıyla, sabaha kadar çalışmak gerekiyorsa sabaha kadar, Meclis hiç kapanmadan çalışsın, varız arkadaşlar, çalışsın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Arkadaşlar, Divanda sıkıntı yok, lütfen müdahale etmeyin.
MURAT BAKAN (Devamla) - Şimdi, bakın, burada çevreyle ilgili, AK PARTİ'nin çevreye bakış açısıyla ilgili hem Grup Başkan Vekili konuştu hem de sayın milletvekili arkadaşım konuştu çevre politikalarıyla ilgili. Çevre politikalarıyla ilgili AK PARTİ'nin karnesi zayıf ama "çevre politikası" deyince, işte, ekolojik koridor, ağaç diktik, bundan ibaret değil çevre arkadaşlar. Bir defa "iklim krizi" diye bir şey var dünyada yaşanan, iklim krizi. Şimdi, bu bir terminolojidir, iklim krizi. Çevre Bakanı ne diyor biliyor musunuz? "İklim değişikliği." Şimdi, iklim değişikliği ile iklim krizi arasında terminolojik bir fark var. Dünya şunu tartışıyor, diyor ki: "Değişiklik pozitif bir durumu da yansıtabilir." Dolayısıyla, bizim yaşadığımız, içinde bulunduğumuz aciliyeti, gezegenin bir varoluş problemiyle karşı karşıya olduğunu ifade etmez. Bu yüzden Greta Thunberg'inden The Guardian'ına kadar dünyadaki tüm çevre örgütleri diyor ki: "İklim krizi." Ama Bakan ne diyor? "İklim değişikliği." Çünkü dünyadaki terminolojinin farkında değil. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sunum yapıyor, bütçe sunumu, 30 küsur sayfalık sunumun 24-25 sayfası şehircilikle ilgili -çevreyi katleden bir şeyle ilgili şehircilik, tabii çevre açısından kompakt çözümler de üretebilir ama değil öyle Türkiye'de- 6 sayfası çevreyle ilgili ve onda da iklim krizinden, Paris İklim Sözleşmesi'nden hiç bahsetmiyor.
Dünya 1,5 ile 2,5 santigrat arasında ısınırsa arkadaşlar, şu an Türkiye'de 5 milyon kadar göçmen var -İçişleri Bakanının rakamı, Süleyman Soylu'nun rakamı; 3 milyon 600 bin Suriyeli göçmen var, onun dışında Afganistan'dan, şuradan buradan gelenler de var- Sahra ülkelerinden, Sahra Altı ülkelerinden su kıtlığı sebebiyle, suların yükselmesi sebebiyle, besin bulamama sebebiyle, mahsul yetiştirememe sebebiyle bir bu kadar daha Türkiye'ye insan gelecek. Bununla ilgili bir tedbiriniz, stratejiniz var mı? Yok.
Dönüyoruz, suyla ilgili... Şu önümüzdeki geçen yirmi beş yılda Türkiye'de su yüzde 20 azalmış. Dünya savaşları artık sudan çıkacak, enerjiden çıkmayacak, böyle bir su kıtlığına gidiyoruz ve biz su fakiri ülkeyiz. Siz suyla ilgili ne yapıyorsunuz biliyor musunuz? Çevre bilinciniz çok yüksek, Katar'la su anlaşması yapıyorsunuz, Su Yönetimi Anlaşması. (CHP sıralarından alkışlar) Arkadaşlar, dünyada su konusunda en zayıf ülke, 1 numaralı ülke hangi ülke biliyor musunuz; tahmin edin? Katar. Suyunu denizden arıtan bir ülkeyle Su Yönetimi Anlaşması yapıyorsunuz. Ben daha önce de söyledim, su bizden, yönetim Katar'dan. Çevre bilinciniz bu kadar.
Haritalarda 200 tane gölümüz var, o haritalara işaretlenmiş 200 tane gölün tamamına yakını ya kirlilik ya su azalması ya da suyunun tamamen kuruması sebebiyle bitmiş; gölleri tüketmişsiniz. Salda Gölü'ndeki bungalovlardan, iş makinalarından bahsetmiyorum, Cerattepe'den bahsetmiyorum, Kaz Dağları'ndan bahsetmiyorum. Yani bir vicdan, bir milletvekilinin vicdanı o Kaz Dağları'nı görüp de çevre konusunda gelip burada nasıl konuşma yapabilir? (CHP sıralarından alkışlar) Yani bunu benim vidanım almıyor. Ben gittim Kaz Dağları'na ve o manzarayı gördüm arkadaşlar.
Bakın, bu kanuna biz aleyhe oy vereceğiz. Bu kanunun aleyhine oy vermemiz, bu kanunu her şeyde yaptığınız gibi yozlaştırarak getirmenizden dolayı değil, tüm çevre politikalarınızdan. Siz çevreyi bir rant politikası olarak görüyorsunuz ve bu ajans Çevre Ajansı değil, rant ajansı arkadaşlar, rant ajansı. Biz o yüzden bu kanuna karşıyız ve bugüne kadar yaptığınız çevre politikalarına, çevreyi tahrip etmeye bundan dolayı karşıyız. Vatan tek başına soyut bir kavram değildir, vatan bizim deremiz, vatan bizim dağımız, ovamız, toprağımız. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT BAKAN (Devamla) - Vatansever olmak, o dağı, taşı, kurdu, kuşu, o ormanları korumak demektir değerli arkadaşlar. Ya koruyacaksınız ya korumayacaksınız. Biz bu yüzden bu kanuna aleyhe oy vereceğiz.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)