| Konu: | Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 39 |
| Tarih: | 25.12.2020 |
BURAK ERBAY (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Göreve geldiğimiz günden bu yana elimizden geldiğince vatandaşların bize verdiği yetkiyi kullanarak sorunlarını çözmeye çalışıyoruz, yasama faaliyetlerine katkı vermeye çalışıyoruz. Konular komisyona geldiğinde sizin yapmanız gerekeni biz yapıyoruz, konunun uzmanlarından fikirler alıyoruz, hem komisyonda hem Genel Kurulda konuları gündeme getirmeye çalışıyoruz ama çok fazla çözüm üretilmediğini görüyoruz. Bunun da sebebinin o yarattığınız ucube sistem olduğunu düşünüyorum. Daha önceleri Mecliste milletin vekillerinin arasından seçilmiş bakanlar vardı. Şu anda konunun muhatabı bakanlar olmadan yasama faaliyetleri yürütüyoruz. Halkın vekillerinden, muhalefet vekillerinden kaçırırken iktidarın vekillerinden de bakanları kaçırdığınızı görüyoruz. Ben, bu şekilde sorunların da çözülemediğini, bunun da, bu ucube sistemin de sizin sonunuz olacağını düşünüyorum. Bu yarattığınız ucube sisteme ilave olarak da hukuk fakültelerinde hiç okutulmamış bir yöntemle torba yasalarla da ülkeyi yönetmeye çalışıyorsunuz.
Milletvekili olmadan önce on beş yıla yakın serbest avukatlık yaptım. Bu yarattığınız torba yasalarla vatandaşı o kadar mağdur ettiniz ki vatandaş geliyordu, kapımızı çalıyordu, Çek Yasası'yla ilgili bir düzenleme olduğunu basından öğrenmiş, bize bildiriyordu. Biz de avukat olarak o yasalarınızı takip etmekte zorlandığımız için bir bakıyorduk, İmar Yasası içerisinde çekle ilgili düzenlemeler olduğunu görüyorduk. İşte, hukuk fakültelerinde okutulmayan, belki örneği olmayan bu sistemlerle vatandaşı mağdur ediyordunuz.
Geldik, milletvekili olduk, gene bu yasama faaliyetlerini nitelikli şekilde yürütmek adına bir çaba içerisine girdik. Komisyonlardaki çalışmalara baktığımızda şunu gördük: İmza sahibi vekiller var -"Konuya vâkıflar." diyorsunuz ya- daha yeni geçenlerde bir komisyon çalışmasında bir AKP'li vekili, imzacı vekili torba içerisindeki ilgili maddenin orada olmadığını iddia ederken gördüm. Bizim CHP'li vekil arkadaşımız on dakika, imza atan o teklifin altında imzası olan vekil arkadaşı "Hayır, bu madde var." diye ikna etmeye çalışıyordu. Yani, imzacı vekil, o imzaladığı tekliften bihaberdi.
Aynı şekilde komisyon çalışmalarını yürütürken uzmanları çağırmıyorsunuz, görüş almıyorsunuz. Gene Çevre Ajansıyla ilgili komisyon çalışmaları yürütülürken sorduk "Kimi davet ettiniz?" dedik. Cevap olarak "İlgili kurum, kuruluşlar." dendi. "Kimdir bu Çevre Ajansıyla ilgili kurum kuruluşlar?" dedik. Ne dendi biliyor musunuz? "Ankara Sanayi Odası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TÜSİAD." Yani, Çevre Ajansını görüşüyorsunuz, hiçbir ekoloji derneğini, ilgili odaları davet etmiyorsunuz. Buradan nitelikli bir yasa ortaya çıkması mümkün mü?
Gene yakın zamanda, işte bütçe görüşmeleri yapılıyordu, devam ediyordu geçen hafta. Bir haber geldi, cuma günü saat ikide Adalet Komisyonu toplantıya çağrılıyor. Hukukçu vekiller olarak gittik. Bir yasa teklifi, gece geç vakte kadar sağlıksız ortamda, Komisyonda görüşülmeye çalışıldı. Bakın, o yasayı incelediğimizde şunu gördüm: Korkuyu gördüm. Korkuyorsunuz yani artık iktidardan gittiğiniz için korkuyorsunuz. Kimden korkuyorsunuz? Özgürlükten yana olan derneklerden korkuyorsunuz, cumhuriyetten yana olan derneklerden korkuyorsunuz; o dağlarını, ovalarını koruyan dernekler var, onlardan korkuyorsunuz. Bu yasa içerisinde onu gördük. (CHP sıralarından alkışlar)
Ne yapıyorsunuz bu gidişatı engelleyebilmek için? Yetkilerinizi kullanarak internet sitelerini kapatıyorsunuz, televizyon kanallarına cezalar kesiyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Belediye başkanlarına soruşturmalar açarak onları görevden alıp, tutukluyorsunuz. Şimdi de gözü derneklere dikmişsiniz. Ama inanın o derneklerde gönüllüce mücadele eden arkadaşlar gene mücadele etmeye devam edecektir. Korkuyorum yakında "2 çocuk yan yana yürüyor, onu nasıl engelleyebilirim." diye, yarın bir yasa getirirsiniz diye gerçekten kaygı içerisindeyim.
Bakın, ilgili teklifin 13'üncü maddesi üzerine söz aldım. Maddeyi şöyle bir incelediğimde derneklerin denetimiyle ilgili bir yasa. Normal şartlarda derneklerin Bakan ve mülki idari amir talimatıyla denetleneceği söylenirken, şimdi kamu görevlisinin de derneği denetleyebileceği söyleniyor ve devamında da denetimi yapacak kamu görevlisinin kamu özel bankalarından, gerçek tüzel kişilerden bilgi, belge isteyebileceği, bu hususta mahkeme kararına gerek duyulmayacağı düzenlenmiş. Gene devamında da denetim yetkisiyle sınırlı olmakla birlikte belgelerin kimler tarafından ne şekilde imha edileceği kesinlikle belirtilmemiş.
Bakın, bunu okuyunca ne aklıma geldi biliyor musunuz? Muğla'da Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanlığı yaptığım dönemlerde bir ceza tutanağı elimize geldi. Lokal işletmemiz de vardı, içki satışı yapıldığı için ceza kesilmişti. Hâlbuki ben o dernekte içki satışı yapmıyordum. Gittim, o gelen polis arkadaşlarla konuştum "Ya, siz içki mi gördünüz?" "Hayır, görmedik." dediler. Bakın, işte bu yarattığınız yasaların nereye gidebileceğinin en somut örneğini ben yaşadım. Umut ediyorum... Bu yasada -ki görülüyor maalesef- Almanya Hitler'inin oluşturduğu faşist ortamı oluşturmak istiyorsunuz ama biz buna müsaade etmeyeceğiz diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)