| Konu: | Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 18.02.2021 |
ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
250 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 17'nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, hafta sonu Gara Operasyonu'nda hayatını kaybeden 13 asker, polis ve sivil vatandaşımıza, ayrıca kurtarma operasyonunda şehit düşen 2 yüzbaşı ve 1 astsubayımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, ulusumuza da sabırlar diliyorum.
Bu hain terör örgütü PKK'yı da en üst düzeyden kınıyorum, her türlü terör örgütünü; FETÖ'sünü de IŞİD'i de kınıyorum, Allah en kötü şekilde belalarını versin diyorum.
Şimdi, 2 Bakan; Millî Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı, iki gün önce buradan, bu kürsüden bu operasyonla ilgili açıklamalarda bulundular. Her ikisine de soru sorma fırsatımız maalesef olmadı. Keşke soru sorma imkânı olsaydı da şu soruları sorabilseydik: İlk soru, bu bir kurtarma operasyonu muydu, yoksa PKK'ya karşı yapılmış genel bir operasyon muydu? Eğer kurtarma operasyonu ise 39 uçakla bombalayarak oradaki kaçırılan polis ve askerlerin sağ kurtarılma şansını hiç uzman olmayan birisinin dahi bilebileceği bir konuda böyle bir yöntem neden seçildi? Ya da daha önce örnekleri olduğu gibi, birtakım STK'ler, MAZLUMDER, İnsan Hakları Derneği gibi buralarda daha önce irtibatta bulunmuş ve birçok kaçırılan askerin geri kurtarılmasında aracılık etmiş bu sivil toplum örgütleriyle neden irtibata geçilmedi? Ha, diyebilirsiniz ki: "Devlet pazarlık yapmaz." Peki, Oslo'da yapılanlar neydi? Önce "Görüşmedik. Görüşen şerefsizdir." diyen, daha sonra da "Ben gönderdim." denilen durum neydi? Bunları da unutmadık.
Şimdi, İçişleri Bakanı buradan dişlerini sıka sıka dedi ki: "O Murat Karayılan'ı yakalayacağız ve bin parçaya böleceğiz." Peki, aynı İçişleri Bakanına soruyorum: Kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan devletin televizyonuna çıktığında o dişlerini sıktı mı acaba ya da yine devletin haber ajansı Anadolu Ajansı tarafından terörbaşının, teröristbaşının mektubu okunduğunda yine o dişlerini sıktı mı acaba? (CHP sıralarından alkışlar) Ya da dönemin Başbakan Yardımcısı, Hükûmet Sözcüsü "PKK bayrağını asmayı ve Öcalan'a 'Sayın' demeyi suç olmaktan çıkardık." dediğinde, aynı İçişleri Bakanı dişlerini sıktı mı; merak ediyoruz. Yine, dönemin Başbakan Yardımcısı "Öcalan'ın mesajları bizim de düşüncemiz." dediğinde o dişler sıkıldı mı? Yine, eski AKP milletvekili "PKK terör örgütü değil, politik harekettir." dediğinde o dişler ne yapıyordu acaba? Bunların hepsini, burada olsalardı, o gün bize fırsat verselerdi sormak isterdik, maalesef bunları soramadık. Ama şunu gayet iyi biliyoruz, halkımız da biliyor: Birkaç oy uğruna yapılan bu hareketlerin halk nazarında hiçbir itibarı yoktur.
Gelelim kanun teklifine; süre azalıyor. Kanun teklifinde Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük haklarıyla ilgili birtakım düzenlemeler yapılıyor ancak bundan on bir gün önce, 6 Şubatta, Cumhurbaşkanlığı bir kararname yayınlıyor "Burada Meclis kanun çıkaracak, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları sadece uzman er ve erbaşların tayinini yapabilecek." Yani Türk Silahlı Kuvvetlerini de siyasi bir kurum hâline getiriyorsunuz, Millî Eğitim Bakanlığındaki ya da Sağlık Bakanlığındaki gibi, subaylar gidip torpil arayacaklar diyorum.
Son olarak da askeriyede on dokuz yılda liyakati yok ettiniz, yargı sistemini yok ettiniz, sağlık sistemini yok ettiniz, oradaki eğitim sistemini -ki en önemli kurumlardan biri askerî okullardı- yok ettiniz, vazifede devamlılık esasını yok ettiniz ve bütün bunların sonucunda da 15 Temmuzda hain darbe girişimiyle önce bu Gazi Meclis, sonra da halkımız karşı karşıya kaldı. Bu hatalardan bir an önce vazgeçin; milletimizin Peygamber ocağı olarak baktığı askerlikten, asker ocağından siyasi uygulamaları kaldırın ki bu coğrafyada başka tehlikelerle karşılaşmayalım diyorum.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)