| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Honduras Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 85 |
| Tarih: | 27.05.2021 |
ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Uluslararası anlaşmalarla ilgili söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, bu yurt dışı anlaşmalar deyince, son günlerde de yurt dışı ilişkilere bakınca akla çeşitli ülkeler geliyor. Bunların içinde de Venezuela... Malumunuz, Venezuela'dan peynir ithalatında gümrüğü sıfırladı Sayın Hükûmetimiz. Memlekette 190 çeşit peynir üretilirken ta dünyanın öbür tarafından birileri peynir alsın getirsin diye gümrük sıfırlandı. Daha sonra Bakan açıklama yaptı "1 gram bile peynir ithal etmedik." dedi. Ardından eski başbakanlardan birinin oğlu araştırma yapmak, fırsatlara bakmak için Venezuela'ya gitmiş, Türkiye'de test yapılamazken, kit bulunamazken oralara test kiti götürmüş, oralarda birtakım ticari faaliyetlerde bulunmuş. Peki, bütün bunlar olurken, insanımız gerçekten burada sağlıkla ilgili mücadele ederken, bunlar yapılırken Sayın Cumhurbaşkanı ne demiş? Dün daha, hemen şu ifadeye bakalım: "Geçmişinden bugüne hiçbir itham, iddia ortada bırakılmayacak, tüm yalanlar ortaya dökülecektir. Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğundan hiç kimsenin şüphesi olmasın." demiş. Gene hafızaları şöyle bir tazeleyelim. 17-25 oldu, dolarlar, ayakkabı kutuları, para sayma makineleri etrafa saçıldı, döküldü, herhangi biri soruşturuldu mu? Buraya Meclise geldi, "Yüce Divana gönderilsin." dendi, iktidar milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. E, hani soruşturulacaktı? Hiç kimsenin şüphesi olmayacaktı? Belediye başkanları ağlaya ağlaya görevden alındı, belediye başkanlarına el çektirildi, 750 milyon dolar Ankara'nın göbeğindeki dinozorlara harcandı, tüyü bitmemiş yetimin hakkı buralarda birilerinin cebine konuldu. E, peki, bunlarla ilgili bir soruşturma oldu mu? Ama Cumhurbaşkanı dün "Bunların hepsi tek tek soruşturulacak, kimsenin de şüphesi olmasın." diyor. Ya, nasıl şüphemiz olmasın?
E, yine, Ticaret ve Sanayi Bakanı, kendi Bakanlığına kocasının şirketinden fahiş fiyatla dezenfektan aldı ve 9 küsur milyona yakın para ödendi, bununla ilgili bir soruşturma oldu mu? Burada araştırma önergesi verdik "Gelin kardeşim, şunu bir araştıralım, bir soruşturalım." dedik. Ne oldu? İktidar milletvekilleri hemen devreye girdi "Olmaz soruşturamazsınız." Ama Cumhurbaşkanı dün dedi ki: "Ya, kimsenin yanına kâr kalmayacak, hepsini soruşturacağız, şüphe etmeyin."
E, peki, şimdi 83 milyona soralım: On dokuz yıl boyunca bütün bunlar oldu belediyelerinde, bakanlıklarında, devletin bütün kurumlarında; herhangi bir ceza alan oldu mu? Bırakın cezayı, ödüllendirildiler. Yurt dışında Avrupa'nın en güzel kentlerine büyükelçi olarak atandılar. Soruşturmayı geçtik, yapanın yanına kâr kaldığı gibi bir de ödül aldı. Ondan sonra da "Geleceğiz, ülkede bunların hepsi yapılacak." dendi. Dönemin Başbakanı "Siyasi etik yasası çıkartayım." dedi, cevap yine Cumhurbaşkanından geldi, "Siyaset yapacak il, ilçe başkanı bulamayız." dedi yani bunun cevabını da herkes gördü ama "Şüphe etmeyin, bunlar soruşturulacak." diyor.
Bakın, Cumhurbaşkanlığına bağlı Devlet Denetleme Kurulu var. Bu kurul Sayın Demirel zamanında çalıştı, Özal zamanında çalıştı, Ahmet Necdet Sezer zamanında çalıştı, Abdullah Gül zamanında çalıştı. Ne zamandır çalışmıyor? Tek adam rejimine geçtiğimizden beri çalışmıyor, yasayla, kararnameyle orada duruyor ve her şeyi denetleme yetkisi var. E, çalıştırın arkadaş! Mecliste Yüce Divana götürmüyorsunuz, araştırmıyorsunuz, soruşturmuyorsunuz. Ee, orada bir Devlet Denetleme Kurulu var, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, onu işletin. "Olmaz." Ama iş hamasete gelince "Kimsenin şüphesi olmasın, bütün bunlar yanına kâr kalmayacak." diye hamaset yapılıyor ve bunlar olurken ne oluyor biliyor musunuz değerli milletvekilleri? Moda deyimiyle kimin kime çöktüğü belli olmuyor. Yandaş iş adamı otoyolda köprülere çöküyor. Yabancı şirketler "maden açma" adı altında Türkiye'nin en verimli arazilerine çöküyor. Mafya marinaya çöküyor. Devlet yüksek vergilerle halkın tepesine çöküyor. Filler tepişiyor, aşağıda çimenler eziliyor.
ENGİN ALTAY (İstanbul) - 128 sende demek ki.
ERKAN AYDIN (Devamla) - 128 milyarın nerede olduğunu da bilen yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERKAN AYDIN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Ve bütün bunlar olurken olan halka oluyor. Son bir yılda 2 milyon 300 bin kişi daha kredi batağına giriyor. toplam 34,5 milyon kişi kredi borcu içerisinde yani ülkenin nüfusunun yarısından fazlası kredi batağına girmiş durumda. Toplam borç 900 milyar TL. Açlık sınırı 2.825 lira. Yoksulluk sınırı 9.300 lira ama iktidara geldiğiniz zaman "Hiç şüpheniz olmasın, her şeyi biz soruşturacağız." On dokuz yılda hiçbir şeyi soruşturmamış iktidar, "Siz bize güvenin, durmak yok, yola devam." diyor.
Biz de buradan bir kez daha soruyoruz Sayın Grup Başkan Vekilimizin hatırlatmasıyla: 128 milyar dolar nerede, 10 bin dolar parayı kim alıyor diyor ve bunu yüce milletimizin vicdanlarına sevk ediyor, saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)