| Konu: | Askeri Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 24.06.2021 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
İktidarda sürekli hukukla oynama arayışı ve anlayışı var ve bu yaptığı işlerin hepsini de "reform" gibi böyle süslü bir laf, isim takarak karşımıza getiriyor. Elbette ihtiyaç olursa hukukla oynanır, sistemle oynanır, reform da yapılır. Ancak sürekli reformdan bahsedenler yirmi yıldır iktidardaysa onlara ya "Şimdiye kadar neredeydiniz? Sizlere günaydınlar olsun." demek lazım ya da bu işin altından hangi çapanoğlu çıkacak diye düşünmek lazım. Genelde bu reformlardan ortaya çıkan çapanoğlu Türkiye'nin hukuksal seviyesini yükselten değil, gerileten bir çapanoğlu oluyor. Bu gelişmeleri esefle izliyoruz. Eğer, bir iktidarın yirmi yıl iktidarda kaldıktan sonra yarattığı hukuk düzeninde bir avukat bile hakkını arayamıyorsa, hukukunu koruyamıyorsa, hukuku uygulatamıyorsa hangi hukuktan, hangi hukuk devletinden, hangi reformdan bahsedilebilir?
Eğer, Cumhurbaşkanının katılacağı bir düğün için yol kesen polislere sebep sordu diye, bir avukat korumalarca darbediliyorsa ve bu vaka için sizin soruşturma makamında görev alan savcılarınız, bağımsız yargı mekanizması içerisinde yer alan savcılarınız takipsizlik kararı veriyorsa bahsettiğimizin adı hukuk olamaz, olsa olsa "guguk" olur. "Bu olay münferit." diye aklından geçirenler olabilir ancak bu tutumun doğurduğu sonuçlar Türkiye'nin yaşanmaz bir ülke hâline gelmesinin önünü açıyor, Türkiye bu yolda hızla ilerliyor sayenizde. Ortaya konulan bu korumacı tutum kolluğu fütursuz bir hareket tarzına sevk ediyor. Mesela, işte bu bahsettiğim olayda avukatı arabaya alıp orada dövebiliyor çünkü başına hiçbir şey gelmeyeceğini biliyor. Bu neyi değiştiriyor, neyi doğuruyor? Toplumsal olaylarda aşırı güç kullanan kolluk kuvveti olgusunun ortaya çıkmasına sebep oluyor. Mesela, bir yakını, bir personeli karakola düştü diye karakola giden bir vatandaşın karakoldan ölüsü çıkabiliyor. Tabii burada iddia bu ölümün polisin, karakoldaki kolluk kuvvetinin uyguladığı şiddetten kaynaklandığı yönünde. Şimdi, burada sergilenen tavır maalesef ülkemizi yaşanmaz, hukuku, kolluğu güvenilmez bir hâle getiriyor. Burada kimin suçu var? Öncelikle bu işin sorumlusu iktidar. İktidar, bu tür iddiaların olduğu olaylarda soruşturmanın yürütülmesi, soruşturmanın bir an evvel sonuçlandırılması noktasında adım atarsa bu yaşadığımız olgularla karşı karşıya kalmayız.
Bunların hiçbirisi kabul edilebilecek olaylar değil, Türkiye'nin Anayasa'mızda ifade edilen hukuk devleti hüviyetini kaybettiğini ortaya koyan vakalar. Türkiye artık bir kanun devleti bile değil, "kanun" diye bir şey şeklen var ülkede, kanunu uygulamakla görevli olan tüm makamlar tek bir kişinin ağzına bakıyor. Mesela, bu ülkede bir gazeteci çıkıp şunu diyebiliyor: "Ben FETÖ'yle ilgili bini aşkın dosyayı İçişleri Bakanına götürdüm ve hepsi geri döndü." Hukukun kuralları değil, kanunlar değil, hukukun yolları değil, kişisel şehadetin geçerli olduğu bir ortamda hukuktan bahsetmek asla mümkün değil. (CHP sıralarından alkışlar) Mesela, bu ülkenin en tepesindeki kişiden zaman zaman "AİHM kararını tanımıyorum da, uymuyorum da." şeklinde sözler duyabiliyoruz. Böyle bir sözü duymak hukukçuların hiç kabul edebileceği bir şey değildir çünkü hukukçular, hukukun kurallarının işlemesinin, hukukun mekanizmasının işlemesinin önünde set olarak duran yürütmeyi kabul edemez asla. Belki bu sözün korkunçluğunu idrakte bazı arkadaşlarımız veya kamuoyu zorlanabilir. Bunu şöyle anlatalım: Ülke olarak mesela Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılıyoruz. Katılırken, girerken "Biz burada Avrupa Futbol Şampiyonası'nın, UEFA'nın kurallarına tabi olacağız." diyoruz ve çıkıyoruz, bir noktadan sonra "Biz bu kurallara uymak istemiyoruz." diyoruz ve geri dönüyoruz. Burada bizim karşılaşacağımız muamele diskalifiye edilmek olur, bu klasmandan diskalifiye edilmekle karşı karşıya kalırız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Devam edebilir miyim Başkanım?
BAŞKAN - Buyurun, buyurun.
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Mesela, bu noktada Avrupa hedefini biz önümüze koymuşsak, AİHM'i Anayasa'mıza almışsak "Ben bunu tanımam." deme hakkımız yok. Eğer derseniz, siz, demokrasi ve hukuk liginden diskalifiye olmak istiyorsunuz demektir. Siz bunu istiyor olabilirsiniz ama Türkiye istemiyor. Türkiye, demokrasi istiyor, adalet istiyor ve adaleti özlüyor; hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü, bağımsız yargıyı arıyor. Siz futbolda Avrupa klasmanında, Avrupa liginde olmak istiyorsunuz ama demokrasi ve hukuk söz konusu olunca Avrupa klasmanında olmak istemiyorsunuz fakat Türk milleti tam sizin durduğunuz pozisyonun karşısında duruyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yaktığı cumhuriyet ışığı aziz Türk milletini evrensel değerlerle tanıştırdı, çağdaşlaşmanın yolunu gösterdi, önüne de daima muasır medeniyet seviyesini hedef olarak koydu. Siz ne yaparsanız yapın Türk milleti bu hedefinden geri dönmeyecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)