| Konu: | Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 30.06.2021 |
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; başta ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimiz olmak üzere herkesi saygıyla selamlıyorum.
Bir Kırıkkaleli olarak tarihî bir güne şahitlik ettiğimizi biliyorum. Kendimi bugüne değin hiç hissetmediğim kadar sorumlu hissediyorum. Hem bir Kırıkkaleli hem de Makine ve Kimya fabrikalarında çalışmış bir ailenin çocuğu olarak tarihe not düşmek istiyorum. Öncellikle, size Kırıkkale için simge olan bir isimden bahsetmek istiyorum: İsmi Hüseyin Kahya. Hüseyin Kahya 1883 yılında Kırık köyünde doğdu, köyünde uzun süre muhtarlık yaptı, Kurtuluş Savaşı'na katıldı, 1921 yılında Kırıkkale'de İmalat-ı Harbiye fabrikasının kurulmasına katkıda bulundu, 1925 yılında top ve mühimmat fabrikalarının temellerinin atılmasına yardımcı oldu, arazilerinin çoğunu fabrikalar için devlete bağışladı. 1936 yılında Kırık köyünde rahmetli oldu. Değerli arkadaşlar, bugün rahmetli Hüseyin Kâhya'nın torunları beni arıyor ve "Sayın vekilim, dedelerimizin mirasına sahip çıkın." diyor.
Değerli arkadaşlar, cumhuriyet tarihimiz boyunca hiçbir iktidar döneminde yurt güvenliğimizi ilgilendiren, millî bağımsızlığımızın teminatı olan kurumlara dokunulmamıştır. Ne zamana kadar? Ta ki AK PARTİ iktidarına kadar. 2002 yılından itibaren uyguladığınız yanlış politikalarınız yüzünden milletimizin elinde neredeyse kamu malı kalmadı, kalanları da elden çıkarmak için ne gerekiyorsa onu yapıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, arkadaşlar, bir aceleniz var, bu yasayı Meclisten hemen geçirmek istiyorsunuz; bir ısrarınız var, bu ısrarınız neden kaynaklanıyor, merak ediyoruz. Makine ve Kimya Kurumu, yaklaşık bir ay kadar önce, yabancı bir firmayla kapsül ve kovan yapmak için bir sözleşme imzaladı. Sözleşmenin içeriği savunma sanayisini ilgilendirdiği gerekçesiyle açıklanmıyor, milletimizden gizleniyor. Henüz bu kanun Meclise sunulmadan, Kamu İhale Kanunu'na aykırı olarak Kurum kendisini nasıl bir taahhüt altına sokuyor? Acaba bir ay kadar önce yabancı firmaya verdiğiniz garantiler yüzünden mi Makine ve Kimya Kurumunun yapı ve statüsünü değiştirmek istiyorsunuz, doğrusu merak ediyorum.
Başka bir konu, Kurumda çalışan emekçi kardeşlerimiz için neler yapıyorsunuz? Sözleşmeli personele veya memura "Ya benim dediğim şartlarda çalışacaksın ya da kabul etmiyorsan 3 tane tercih hakkın var, hakkını kullanıp şehirden ayrılabilirsin..." Peki, bu insanları şehirden ayrılmaya zorlamanın Kırıkkale'ye faturası ne olacak? Kendilerine Kırıkkale'de bir hayat kuran binlerce çalışanı hiç düşünüyor musunuz? Bu insanları aileleriyle birlikte yaşadıkları topraklardan ayırmak vicdanınıza sığıyor mu?
Bunun yanında, Kurumda 4857 sayılı İş Kanunu'na göre çalışan binlerce işçi kardeşimiz var, onlar için ne yapıyorsunuz? "Benim dediğim şartlarda çalışacaksan Kurumda kalabilirsin. İstemiyorsan biz sana 3 tane tercih hakkı vereceğiz. Tercih hakkını kullanıp kurumdan ayrılabilirsin." Bu insanlar yılların tecrübe ve birikimlerini de yanına alıp MKE'den ayrılacak. Peki, bundan en çok kim zarar görecek? MKE ve Kırıkkale zarar görecek.
Bakın, başka bir konu, Kurumda çalışan taşeron işçilerimiz var. Sayısı 1.300'lere kadar ulaşan taşeron işçilerimiz temizlik, güvenlik, yemekhane görevlisi gibi birçok alanda çalışıyor. Ailelerini de hesap ederseniz sayısı on binleri buluyor. Üstelik bu insanların çalıştığı şirketlerin sözleşmeleri 31/12/2021 tarihinde sona erecek. Peki, bundan sonra ne olacak? Madem işçiyi bu kadar düşünüyorsunuz taşeronların hâli ne olacak? "Kurumda hizmet alımı yöntemiyle çalışan tüm taşeron işçileri 1/1/2022 tarihinden itibaren kurulacak MKE Anonim Şirketinde çalıştıracağız." Kendilerine daha önce vermediğimiz "kadro" sözünü, "Kendilerini anonim şirkette çalıştıracağız." diye bir taahhütü de vermiyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, her yıl "İhaleyi alan firma beni çalıştıracak mı? İşimi kaybedecek miyim?" kaygısı taşıyan taşeron işçilere yine sahip çıkmıyorsunuz. Bakın, değerli arkadaşlar, bununla birlikte, size yaşanmış bir örneği anlatmak istiyorum, 2018 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekâtı'nda kullanılan mühimmatı üreten MKE çalışanları her gün bir saat fazla mesai yaptı ve bunun ücretini talep etmedi.
(Uğultular)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, çok uğultu var, biraz sessiz lütfen.
AHMET ÖNAL (Devamla) - "Bizler kahraman ordumuzun ihtiyacını karşılamak için cephe gerisinde mücadele ediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sonuna kadar arkasındayız. Mehmetçik için bir saat fazla çalışmışız çok mu? Emeğimiz de canımız da Mehmetçik'e feda olsun." diyebilmişlerdir. (CHP sıralarından alkışlar) İşte, değerli arkadaşlar, siz fedakâr MKE işçisinin hakkını bile vermiyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, sözlerime son verirken yaptığınız bu hatadan bir an önce dönmenizi, Kuruma ve tüm çalışanlara sahip çıkmanızı tekrar hatırlatıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)