KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli üyeler; 3'üncü madde de uluslararası sağlık hizmetlerinde tabip, diş hekimi ve uzman hekimlerin istihdamında farklı sağlık kuruluşları arasında iş birliğini öngörüyor. Biraz önce sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini de dinledik. İlk bakışta bu madde bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor gibi gözüküyor ama bünyesinde birtakım zorlukları da barındırdığı anlaşılıyor. Hatta sistemin bozulmasına, şu andaki hâliyle bile devam etmesine engel olabilecek birtakım karmaşık ilişkiler olduğu görülmektedir. Her şeyden önce tek taraflı işleyen bir mekanizma bu kurumlar arasındaki iş birliği çünkü bakanlık ve üniversite personeli özel sektöre ait sağlık kuruluşlarında hizmet veremeyecekler ama buna karşılık özel sağlık kuruluşlarındaki personel bakanlık ve üniversite hastanelerinde hizmet sunmuş olacak. Gerçi burada karşılıklı mutabakata dayalı ve rızaya dayalı bir ilişki varmış gibi görünmekle birlikte başlangıçtaki "Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planları çerçevesindeki" ifadesi inisiyatifin doğrudan doğruya Sağlık Bakanlığında olduğunu da göstermektedir. Sağlık Bakanlığı bir istihdam planlaması yapacak, bu istihdam planlaması bu mekanizmanın işleyişinde bir çerçeve oluşturacak, bu çerçeve içerisinde de bu personel hareketliliği, hekim hareketliliği sağlanmaya çalışılacaktır. Bu sağlanırken de Sağlık Bakanlığının özellikle özel sektör kuruluşları üzerinde kamu gücüyle yönlendirici, hatta baskı yapıcı özellikleri ve gücü olduğunu düşünecek olursak sistemi bozacak, rızayı ortadan kaldıracak ve de sonunda karmaşık hâle getirecek bazı yapıların olduğu kanaatindeyim. Ben öteden beri bu Mecliste görmüşümdür birtakım, buna benzer düzenlemeler yapılır, sonra iş daha büyük çıkmaza girer ve bir süre sonra bakarız ki o yapılan değişiklik tekrar eski hâline döndürülmeye çalışılır. Bu maddeyle ilgili olarak böyle bir tereddüt içerisindeyim. Ama bir kuruluş temsilcimiz ifade ettiler. Bunu "sağlık turizmi" diye ifade etmenin de çok sağlıksız olduğunu düşünüyorum. Yani "turizm" dediğimiz zaman biz hemen döviz gelirlerini hatırlıyoruz. Yani bu madde sanki -öteden beri de Türkiye'de bu "sağlık turizmi" ifadesi kullanılıyor ama hiç de şık olduğunu düşünmüyorum- koyun can derdinde, kasap mal derdinde gibi; yabancı hastalar derdine deva bulmak için dünyanın dört bir tarafında "Neresi uygundur, daha maliyeti düşüktür veya etkin tıbbi hizmet sunabilir?" diye ülke ararken buna Türkiye açısından bu hastaları buraya çekerken turist gözüyle bakmak, buna "sağlık turizmi" demek bence yanlış bir gelenektir. Bu ifadenin bütün hukuk metinlerinden, kanunlardan çıkarılması, bu tekliften de çıkarılması, değiştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Diğer taraftan, bir arkadaşımız burada bu mekanizmalar işlerken emekçilerin zarar görebileceğinden bahsetti. Yalnız maddeler birbirine karıştı tabii; sağlıkla ilgili 5 tane madde var, biz sadece birincisini konuşuyoruz yani 3'üncü maddeyi konuşuyoruz.

BAŞKAN - Altı madde var; 3, 5, 8 ve 16'yı bir arada işleme alıyorum, sağlık turizmi olanları.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, altı madde var.

BAŞKAN - Onları arka arkaya oylayacağım.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 5'inci maddede, dikkat edersek, şöyle bir düzenleme var: "Uluslararası sağlık hizmetlerinden elde edilen gelirin yüzde 50'si personele ek ödeme olarak dağıtılabilir." diyor. Yani, burada "hekim, diş hekimi, uzman hekim, vesaire" gibi bir ayrım yapmamış; doğrudan doğruya "Personele dağıtır." denildiğinde göre burada o hastanede çalışan her türlü personelin bu yüzde 50'lik ortaya çıkan ek ödemeden pay alacağını düşünecek olursak, bu boyutu itibarıyla tüm sağlık kurumlarında çalışan tüm emekçilerin de ilave gelir elde etmiş olmalarına yarayacağını düşünebiliriz diye değerlendiriyorum.