KOMİSYON KONUŞMASI

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri ve saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün Batman'da şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar ve tüm ulusumuza başsağlığı diliyorum. Buradan da terörü bir kez daha lanetliyorum.

Bugün İç Tüzük'ümüzü yani bizim anayasamızı tartışıyoruz. Bir anlamda hukuki sınırlarımızı çizen kurallar bütününü tartışacağız. Ben yeni seçilen bir milletvekili olarak şunu gördüm: Bu Tüzük'ü ne kadar okursak okuyalım ancak yaşayarak öğrenebiliyoruz. Ancak şunu da söylemek istiyorum, seçim bölgemden, kamuoyundan sürekli bir eleştiri alıyoruz: "Sizin işleviniz kaldı mı, siz ne yapıyorsunuz, bir yetkiniz var mı? Tüm yetki yürütmede, siz ne iş yapıyorsunuz?" Bu benim düşüncem değil, bakın, bunlar benim Türkiye'nin her yerinden duyduğum şeyler. Öncelikle biz Meclisin itibarını korumak zorundayız, işlevini geliştirmek zorundayız.

Herhâlde bu konuda anlaşıldı, uzlaşıldı ama mesela 62'nci maddeye bakıyorum, "yürütmenin temsilcileri" diyor ama kimin karşımıza geleceği belli değildi yani Cumhurbaşkanı mı gelecek, bakan mı gelecek, bakan yardımcısı mı gelecek belli değildi. Eğer ki böyle bir belirsizlik olursa tabii ki halk bunu düşünebilir.

Benim daha çok, aslında önümüze gelmeyen ama tuhafıma giden şey bu konuşma sürelerimiz. Mesela bir dakika, iki dakika, üç dakika, beş dakika, on dakika, yirmi dakikalık süreler var. Ve biz "Öyle milletvekili arkadaşlarımız var ki yirmi dakikalık süreyi kullanamadan bir dönemi bitirebiliyor." diyoruz. Çok zor şartlarda bu süreleri alabiliyoruz ve kendimizi çok zor şartlarda ifade ediyoruz.

BAŞKAN - Yaşayarak göreceksiniz, muhalefetin süresi çok fazla, onun için rahat olun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Mesela birer dakikalık, bir anlamda kura gibi, kim önce girerse söz veriyorsunuz. En azından ben isterdim ki her gruptan on kişiye birer dakikalık söz verilsin ve insanlar bölgesinin, ülkesinin sorunlarını bir dakikada da olsa temsil etsin. Ama herhâlde ayrı bir yetenek işi, daha birçok yeni vekil ilk 20'ye giremedik ve söz alamadık yani bunlar çok önemli sıkıntılar.

İkinci bir şey, yani 2002'den beri, burada bir tartışma açmak istemiyorum ama demokrasimizde, yargı bağımsızlığımızda, hukukun bağımsızlığında bir gerileme var. İnanın birçok şeyin sebebi, 15 Temmuz dâhil, sebeplerinden bir tanesi bu bence.

Şimdi, öyle bir madde gördüm ki, 62'nci maddeydi yanılmıyorsam, şunu söylüyor: Kalkışma. Bu kelimeyi halk duymak istemiyor artık bu ülkede.

BAŞKAN - Ama yaşadık.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Yaşadık; 60'ta da yaşadık, 80'de de yaşadık ve inanın benim de tüylerimi diken diken ediyor bu söz. Yani bizim İç Tüzük'ümüzde "ayaklanma", "vatana ve cumhuriyete kuvvetli eylem", "kalkışma" gibi kelimelerin olmaması lazım. Biz laik bir cumhuriyetle, hukuk devletiyle yönetiliyoruz. Biz Uganda değiliz. Yarın bizim yerimize gelecek milletvekillerinin, belki elli yıl sonra, belki yüz yıl sonra bunu görmemesi lazım. Yani burada "ayaklanma" kelimesi olmasın. "Darbe" kelimesini insanlar artık duymak bile istemiyor. Bu, bize yakışmıyor. Yani bunu ciddi anlamda tartışmamız gerekiyor. Çıksın, olmasın; olmayacak da zaten böyle bir şey. Öyle umut ediyoruz ve hedeflerimiz de bu.

Son olarak şunu söylüyorum: Tüzük'ü ne kadar işlevsel hâle getirebilirsen, ne kadar konuşabilirsek, yetki sınırlarımız ne kadar somut olursa bu halkın, insanların, kamuoyunun da Parlamentoya, bizlere, Meclise, vekillere daha çok saygısı olur.

Gördüğüm kadarıyla maddelerde büyük oranda bir uzlaşma oldu, bu da bizi sevindiriyor. Umarım bundan sonraki çalışmalarımızda da elimizden geldiği kadar uzlaşırız, barış içerisinde maddeleri çıkartırız.