KOMİSYON KONUŞMASI

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, tabii, iki kişilik yani grubu olmayan bir siyasi partinin temsilcisi olarak burada olmak birtakım talepleri de gündeme taşımak anlamına geliyor. Sağ olsun, bazı arkadaşlarımız bunu, biz kendilerine rica dahi etmeden düşündüler ve gündeme getirdiler.

Şimdi, bir komisyon toplantısına... Ben Komisyon üyesi değilim yani KHK'li olduğum gibi herhangi bir komisyona da üye olamıyorum, böyle bir durumdayız. Komisyona önerge veremiyoruz. Sayın Başkan, size teşekkür ederim, eğer uygun görülse söz hakkımız var. Hâlbuki komisyonların işleyişi şöyle olmalı: Oy hakkı komisyon üyelerine ait olmalı, kabul, onda bir tartışma yok ama burada bütün milletvekilleri gelip bir komisyon üyesi gibi fikir beyan edebilmeli ve...

BAŞKAN - Zaten mümkün...

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Ama takdire bırakılmamalı, onu söylemek istiyorum yani bu sizin takdiriniz, siz vermeyebilirdiniz sözü şu anda bana.

BAŞKAN - Vermemek diye bir şey yok Sayın Cihangir İslam.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Öncelik komisyon milletvekilleri olmak kaydıyla bütün milletvekillerimiz konuşabilir.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Ama yine de Tüzük'te bu başkanın takdiriyle alakalı bir şey.

BAŞKAN - Değil.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Her neyse, şimdi, neticede problem herhâlde şuradan kaynaklanıyor: Bizim komisyon üyesi olamamamız, belki 82 Anayasası'nın yani barajlı seçim dönemlerinin... "Eğer bir parti Parlamentoya giriyorsa zaten bir anlamda otomatik olarak grup sahibi olabiliyor." mantığına dayalı olarak belki sözü gruplar üzerinde dağıtmış olabilir. Bilmiyorum işin etiyolojisini yani neye dayandığını.

BAŞKAN - Anayasa'ya dayanıyor.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Ama bağımsız milletvekillerinin ve herhangi bir grubu olmayan siyasi partilerden gelen, buraya Meclisimize gelen milletvekillerinin bir şekilde komisyon üyesi olabilmelerinin yolunu bu İç Tüzük değişikliğinin iyi niyet göstererek açmasını diliyoruz. Bundan sonra Parlamentoda bu tip bir dağılım... Yani şu anda 8 parti var, yarın öbür gün 10-15 partiye de çıkabilir. Çünkü ittifak yasasına göre büyük partiler birkaç küçük partiyle ittifak yaparak birer, ikişer, üçer, beşer milletvekilini Meclise taşıyabilir. O yüzden, bu zaten bir ihtiyaç olarak önümüze çıkıyor.

Sayın Kaboğlu Hoca sağ olsun, birçok şeyi gündeme getirdi. Ben bir KHK'liyim, sizden kişisel bir talebim olmadı, inşallah bundan sonra da olmayacak, zaten şurada ne kaldı ki? Ama bugüne kadar sivil toplum faaliyetleriyle, 7 Şubat gece yarısından itibaren gündeme getirdiklerimi burada bir kez daha hatırlatmak istiyorum ve sayın hukukçulardan, ağırlıklı olarak hukukçulardan müteşekkil bu heyete soruyorum: 17 bin kişi soruşturmalardan aklanmış, mahkemelerde beraat etmiş, hakkında herhangi bir kovuşturma yok ama işine dönemiyor. Bunun bir açıklaması varsa yani KHK'yle işten atılanların aslında bir yasa olarak çıkartılmasından başlıyor belki bütün hadise ama bunun bir açıklaması, 17 bin kişinin işine dönememesinin bir açıklaması varsa bilmiyorum yani o zaman bu siyasi heyetten ben her şeyi beklerim, bunu açıkça ifade edeyim.

Hamile kadın ve loğusa kadınlar, mahkûmlardan bahsediyorum. Kanunun açık hükmü var ve cezaevlerinde tutuluyor bebekleriyle birlikte. Niçin? İşte "Ağaç kökü yesinler." muamelesine tabi olmaları gerektiği için. Özel sektör bu insanlara iş vermiyor. Bir hemşire size nasıl darbe yapabilir? Ya ben bunu söylemek istemiyordum ama 15 Temmuz gecesi Sayın Binali Yıldırım bunu televizyonda deklare ettiği an, ben 15 Temmuzda Üsküdar Meydanı'nda Kanaat Lokantası önünde 4 tankı durdurmakla meşguldüm. Bunu sizin gözünüze girmek için söylemiyorum, hiçbir yerde deklare de etmedim, kim olursa olsun yönetimde ben orada olurdum, yine o meydanda olurdum ama ifade etmek istediğim şu: Benim, AK PARTİ içinden bile birçok kişinin o gece o saatte nerede olduğu hakkında bir fikrim yok, en üst kademe de buna dâhil.

Şimdi, insanları, bir hemşireyi özel sektörde, özel hastanede, taşrada çalıştırmamanın mantığı ne olabilir? Bir hemşireden nasıl bir darbeci olabilir veya çıkabilir? KHK'li yakınlarına yapılanlar... Peki suçun şahsiliği ilkesi yok muydu değerli hukukçu arkadaşlarım? Ben tıp profesörüyüm ama bir hukukçu çocuğuyum, hayatımda AK PARTİ dönemi dâhil, eski dönemlerim de mahkemelerde geçti, idare mahkemelerinde. Ha, sizin beni atmanız 4'üncü, o yüzden çok etkilenmedim. Ben 3 defa da 90'lı yıllarda insan hakları mücadelesi, başörtüsü mücadelesi, işkenceye karşı çıkmak ve Kürt kimliğini savunmak yüzünden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden atıldım ama mahkemelerle döndüm. Fakat ne kadar acı, şimdi mahkemeye gidemiyorum. Tırnak içinde söylüyorum, bizimkiler işbaşında, 4'üncü defa atılıyorum ama mahkemeye gidemiyorum; ne kadar acı bir durum. Her neyse...

Cezaevlerine bakıyoruz, hadi buraya kadar diyelim ki aldınız insanları, cezaevine koydunuz; hücre cezası, su kesintisi, kalabalık koğuşlar... İbadetin engellenmesi, bunun amacı nedir? Yani, bir Müslüman,"..." () "Dinde zorlama yoktur." ilkesini savunan bir Müslüman hangi dine mensup olursa olsun bir insanın ibadetini engelleyebilir mi? Çocukluktan beri biz bununla büyümedik mi, bu terbiyeyle büyümedik mi? "Karşınızdaki kim olursa olsun onun dinine saygı gösterin, putuna bile laf söylemeyin." telkinleri altında büyümedik mi? Bir insanın ibadeti niye engellenir, bunun bir cevabı var mı? Hadi iktidar istiyorsunuz, tamam, bu istekle başa da çıkamıyorsunuz, bu da tamam ama ibadetini niye engelliyorsunuz? Yapılmak istenen ibadet de Allah'a ibadet.

BAŞKAN - Kimsenin ibadetine engel yoktur.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Ben doğrudan muhatap edeyim mi sizi Sayın Başkanım?

BAŞKAN - Ama yani gerçek değil.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Muhatap olmayı isterseniz size getiririm...

BAŞKAN - Ben muhatap olmak istemiyorum ama gündeme lütfen gelirseniz memnun olurum.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Gündem üzerindeyim Sayın Başkan.

BAŞKAN - İç Tüzük'le ilgili konuşuyoruz, İç Tüzük gündemine gelirseniz...

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Bir nokta daha var; güvenlik soruşturması diye bir şey icat edildi. Bunu kim yapar, nasıl yapar, hangi objektif ölçütlerle yapar bilinmiyor ama bir güvenlik soruşturması var ki hiçbir vukuatı olmayan insanların başına bela olmuş.

Şimdi ben ayın 12'sinde... 7 Şubattan beri hiç yurt dışına çıkma teşebbüsüm olmadı, zaten bu ülkenin halkına da söz verdik çıkmayacağız, bu ülke doğru dürüst bir rejime kavuşana kadar bir çıkma teşebbüsünde de bulunmayacağız. Burası bizim ülkemiz ve hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz ama 12'sinde Saadet Partisinin bir çalışması için üç günlük bir program üzerine Almanya'ya gitme teşebbüsünde bulunacağım. Ben Meclis Başkanlığına dilekçe verdim "Yurt dışına çıkışım yasak fakat diplomatik pasaportum yok." Bu devlet, şu anda yönetenler de bu kadar birbirinden habersiz değerli arkadaşlar. Bakalım, sonucu el birliğiyle göreceğiz.

Neticede talebim, ilk önce sözleşmeye dayalı bir Anayasa'nın bu ülkede gündeme gelmesi, ilk defa, tabanda sözleşmeye dayalı bir Anayasa'nın yapılması, bu ülkenin bir hukuk devleti hâline gelmesi ve bu İç Tüzük'ün olabildiğince çoğulculuk ve olabildiğince demokrasi içermesi.

Söz verdiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum Sayın Başkan, sağ olun.