| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/276) ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275) ve Sayıştay tezkereleri |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 30 .10.2018 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekili arkadaşlarım, sevgili basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Cumhuriyet, fazilet demektir, amacı da faziletli, onurlu, erdemli, sorgulayan ve namuslu bireyler yetiştirmektir diyorum. Mustafa Kemal Atatürk'ün 29 Ekim 1923 tarihinde "Türk milletinin karakterine en uygun idare cumhuriyet idaresidir." diyerek ilan ettiği cumhuriyetimizin 95'inci yılını kutlamanın gururunu da yaşıyoruz.
Diğer yandan, Mustafa Kemal Atatürk'ün, cumhuriyeti iktidar sahipleri halkın gerçek sorunlarına kulak tıkasın, siyasi çıkarlarını milletin çıkarlarından önce görsün, ceplerini halktan toplanan vergilerle doldursun diye de ilan etmediğini açıkça söylemek istiyorum.
Diğer yandan, Tunceli'de donarak ölen 2 askerimize rahmet diliyorum, başımız sağ olsun. El âlem kutuplarda aylarca araştırma yapıyor, Everest'e tırmanıyor da donmuyor çünkü termal uyku tulumları var. En basitinden onu veremediniz mi diyorum. O çocukların ailelerinden birazcık eğer utanılıyorsa sorumluların gereğini yapmasını talep ediyorum.
Biraz önceki konuşmalarda üçüncü havalimanıyla da ilgili birkaç cümle kuruldu. Adları bile anılmayan işçilerin yattığı, işçi mezarlığı üstüne inşa edilen havalimanının büyüklüğü patronların kazandığı paranın büyüklüğüyle değil, yolcularına ve çalışanlarına yani insana verdiği değerle ölçülür. Şu konunun da açıklığa kavuşmasını istirham ediyoruz: İstanbul'daki havalimanı açılışı yapıldı. Yolcu garantisi de verildi diye şimdiden işletmecinin cebi doldurulmaya başlanıldı mı, bilmiyoruz. Bunun da açıklanmasını bekliyoruz.
Sayın Başkan, Balıkesir Ekonomi Ödülleri töreni 15 Mart 2015... Bir cümle kuruyorum şimdi: "Sizler, bir iş adamı gibi, bu ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Benim derdim ne, biliyor musunuz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir." Recep Tayyip Erdoğan. İşte, bu anlayışın ülkeyi getirdiği durumun faturasını şu anda vatandaş ödüyor bugün.
Çağdaş demokrasilerde devlet insan için vardır. Mutlu toplumlar mutlu bireylerden oluşur. Bireylerin mutlu olabilmesi ancak geleceklerinden kaygı duymadan, çocuklarının geleceğinden kaygı duymadan yaşamalarıyla mümkün olur. Bu da ancak sosyal devletle mümkündür; vergi adaletsizliğiyle, fakir fukaranın yediği ekmekten vergi üstüne vergi almakla olmaz. 2019 bütçesi bu anlamda faiz bütçesidir, zam bütçesidir, israf bütçesidir, vatandaşı daha da mutsuz edecek olan bir bütçedir.
Bütçe, bir ülkenin gelirlerinin kimlerden nasıl toplanacağını, toplanan gelirlerden hangi kesimlere ne kadar pay ayrılacağının önceden belirlendiğini gösteren en somut ekonomik ve siyasal metindir. Ülkede üretilen pastanın iktidar tarafından nasıl bölüştürüleceğini gösteren bir belgedir. Bu mantıktan yola çıkarsak 2019 bütçesinde bütçe gideri 961 milyar TL, bütçe geliri ise 880 milyar TL yani 80 milyar lira bir açık var. Bu açık, muhtemelen, borçlanmalarla giderilecek. Diğer yandan, faiz ödemesi 117 milyar lira. Halktan alınan verginin her 100 lirasının 12 lirası faize gidecek demektir bunun anlamı yani vatandaşın değil, faiz lobisinin yüzü gülecektir. 80 milyarlık açığı kapatmak için de yine 80 milyara yakın borçlanma yapılacak demektir. Yatırım yok; tasarruf var, faiz var, vergi var ancak vatandaşa "tasarruf" derken bu kararı alanlara tasarruf yok. Saraya birçok bakanlıktan fazla bütçe ayrılıyor. 28 araç daha alınacak 2019'da saraya. Cumhurbaşkanı maaşı da 74 bin liraya çıkarılacak. İtibardan tasarruf edilmiyor, halktan kesilen vergilerle ayakta duran düzen maalesef sarayı doyurmaya bile yetmiyor. Vatandaşa "tasarruf" derken Muğla'nın Marmaris Okluk Koyu'ndaki yazlık saray tasarruf kapsamında değil midir? Yoksa, yapılmakta olan yazlık saray kamu alanı olarak sayılmamakta mıdır? 2019 bütçesinde işçiye, memura, çiftçiye, esnafa, emekliye yer yoktur; israf vardır, faize giden alın teri vardır, sosyal yardımların kesilmesi vardır, vergilerin artması vardır, kıdem tazminatlarına saldırı vardır, zorunlu bireysel emeklilikle sosyal güvenliğin özelleştirilmesi vardır, tarım ve hayvancılığın yok edilmesi vardır. "Kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyiz." diye övündüğümüz ülke artık yok edilmiştir. 2017 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına 21 milyar TL, Orman ve Su İşleri Bakanlığına 21 milyar TL, toplamda 42 milyar TL ayrılmış iken 2019 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Orman ve Su İşleri Bakanlığıyla birleştirilmiş ve toplamda 34 milyar lira para ayrılmıştır. Yani geçen yıla oranla tarım ve hayvancılığa daha az pay ayrılmıştır demektir bunun anlamı. İşsizliğin yüksek olduğu ülkemizde bütçeden yatırıma doğru dürüst pay ayrılmazken, ithalata yönelik kararlar alınmaya devam edilecektir demektir.
Fabrika yapma, hazırdakileri sat, çiftçiyi bitir, kendi çiftçin dururken yurt dışından arazi kirala ve kendi çiftçine rakip ol. Fabrika yapma ama inşaata gelince ülkenin en büyük müteahhidi ol. Sonuç: İşsiz kalan insanlar, ekmeği küçülen sofralar, siftah yapamayan esnaflar, moralsiz bir toplum, konkordato ilan eden şirketler.
Millet kıraathanelerinde bedava kek vadedildi fakat ekonomi öyle hâle getirildi ki Türkiye'nin en büyük otobüs firmaları kek ve çay ikram edemez hâle geldi. 2019 bütçesinde işçiye, çiftçiye, emekliye, esnafa, memura yer yok. İsraf var, faize giden alın teri var, sosyal yardımların kesilmesi var, vergilerin artması var, kıdem tazminatlarına göz koyma var, yağmur gibi gelecek olan zamlar var, toplu işten çıkarmalar var.
2019'da Hükûmete açık çağrımızdır: Toplu işten çıkarmalar yasaklansın. Çalışanların en büyük güvencesi İşsizlik Fonu olacakken işçi dışında herkese para aktarılıyor; GAP'a aktarıldı, bankalara aktarıldı. 2019'da da amacı dışında kullanılması bu bütçeye bakarsak mümkün gözüküyor. İşsizlik Fonu'nun amacı dışında kullanılması yasaklansın, özelleştirmeler durdurulsun, Ekonomik ve Sosyal Konsey toplansın ve tüm emek örgütlerinin talepleri dikkate alınsın. Verginin en ağır şekliyle emekçi halktan toplanmasına dayalı olan bu bütçe kabul edilemez. Kamu ve toplum yararını temel alan, gelir dağılımında adaleti sağlayan, halkın refahına yönelik bir bütçe yeniden hazırlansın. Bu bütçe toplumun huzurunu bozar çünkü bu bütçe halkın sorunlarına, beklentilerine kulak tıkayan bir bütçedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanımız hazır buradayken Bakana bir önerim var: Ekonomi yönetimini asgari ücretle ev geçindirenler ile emekli maaşıyla ev geçindiren ev hanımlarına verin.
McKinsey ve benzeri şirketler çok becerikliyse gelsin Türkiye'de asgari ücretle, emekli maaşıyla bir ay ev geçindirsin diyorum, saygılar sunuyorum.