KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, basınımızın güzide temsilcileri, Sevgili Bakanımız; hoş geldiniz.

Sayın Bakanımız, sabahleyin geldiğinizde size bir baret takdim etmiştim. Kabul ettiniz, teşekkür ediyorum ancak niye baret takdim ettim size? Çünkü baret bir semboldür, kendinizi bir an için işçilerin yerine koyun ve ona göre aklınızdan işçileri çıkarmayın diye bu bareti sizlere takdim ettim. Düşünün, bir işçisiniz, 3 kişilik bir aileniz var ve asgari ücretle ev geçindiriyorsunuz. Bareti taktığınızda bunları aklınıza getirin Sevgili Bakan. Belki bu baret, bir an olsun, sizi yoksulluk sınırın altında bir asgari ücretle yaşamaya mahkûm ettiğiniz o işçiler gibi hissettirir.

Bu kadar sosyal yardımlardan söz ediliyor. Siz yoksulluktan siyasi rant peşindesiniz. İktidarınızı yoksulluğun üzerine kuruyorsunuz. Niye mi? Niye asgari ücreti artırmıyorsunuz Sayın Bakan? Sendikalar ilk etapta 2.300 TL olmasını istiyor asgari ücretin, kabul etmiyorsunuz. Açıklanan enflasyon oranında enflasyona ezdirmeden işçiyi asgari ücretin belirlenmesi gerekir. Asgari ücretten tüm vergilerin kaldırılmasını düşünüyor musunuz Sayın Bakan? Enflasyon rakamı yüzde 25. Peki, neden bu oranın telaffuz edilmesinden bile rahatsız olunuyor Sayın Bakan? Bareti size niye takdim ettiğimi şimdi daha iyi anladınız mı Sayın Bakan? Baret yine belki size, havalimanında asıl işveren olarak denetlemediğiniz inşaat alanında çok ağır şartlarda çalışan, hak arayınca da gözaltına aldığınız işçiler gibi hissettirir. Belki redevans yöntemiyle özel sektörün kâr ve üretim baskısı altına ittiğiniz yer altı ve yer üstü maden ocaklarında ağır şartlarda çalışan işçiler gibi hissettirir size bu baret, iş cinayetlerine kurban giden işçiler gibi hissettirir.

Sendikalı oldukları için işten atılan iş yerlerini hiç ziyaret ettiniz mi Sayın Bakan? Sayın Bakanım, size söylüyorum.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Konuş sen, cevabını sonra verir ya.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sendikalı oldukları için iş yerlerinde işten atılan işçileri hiç ziyaret ettiniz mi? İşverenlere "Hukuku çiğneyemezsiniz, sendikalı oldu diye işçileri işten atamazsınız." dediniz mi Sayın Bakan? Gelin Muğla'ya, Muğla'da araç muayene istasyonunda sendikalı oldukları için işten atılan onlarca işçi var. Sadece Muğla'da mı? Türkiye'nin her yerinde sendikalı oldukları için işten atılan işçiler var. Çalışma Bakanısınız, Bakanlığınızın başında "Çalışma Bakanlığı" yazıyor, çalışanlara sahip çıkınız. İşverenlere "Bu işçileri sendikalı olduğu diye işten atamazsınız, yasalara uyun." diye çağrıda bulunmanızı talep ediyoruz Sayın Bakan.

Bir de soğukta çadırda gece gündüz bekleyerek aylarca grev yapan işçiler gece yattığınızda aklınıza geliyor mu Sayın Bakan? Belki bu baret bu anlamda sizlere bazı şeyleri hatırlatır ve bu bareti her gördüğünüzde mutlaka ve mutlaka havalimanında itilen kakılan işçiler, yer altında, yer üstünde horlanan maden işçileri, iş cinayetlerine kurban giden maden işçileri ve sendikalı oldukları için işten atılan bütün işçiler aklınıza gelir Sayın Bakan ve ona göre karar alırsınız. Bunu özellikle istirham ediyorum.

Sayın Bakan, birkaç tane konu başlığında bazı konuları iletmek istiyorum sizlere.

Birincisi, işsizlik. Çalışma yaşamının kuşkusuz en önemli sorunu işsizliktir. Bakanlığınızın en önemli görevlerinden biri işsizlik sorununun çözümü olmalıdır. AKP iktidarı bu sorunun çözümü için kalıcı, yapıcı adımlar atmamıştır. Bakanlığınızın 2019 yılı bütçesini incelediğimizde, bu soruna yönelik kalıcı çözümlerin ne yazık ki olmadığı görülüyor.

Kanun hükmünde kararnameyle "sözde istihdam seferberliği" adı altında 1 Şubat 2017 tarihinden itibaren yeni işe başlatılacak bütün işçilerin sigorta primlerinin İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanmasını düzenlediniz. Çalışma Bakanlığı olarak yapılan açıklamalarda istihdam seferberliğinin fayda verdiği, 1 milyon istihdam sağlandığı belirtiliyor. Oysa TÜİK işsizliğin giderek yükseldiğini açıklamaktadır. Devletin bir kurumu işsizlik oranlarının sürekli arttığını açıklarken bir bakan nasıl olup da 1 milyon yeni istihdamdan söz edebiliyor? Kayıtlı istihdam artışının en sağlıklı izlenebileceği yer Sosyal Güvenlik Kurumunun sigortalı istatistikleridir.

Ağustos 2017-2018 dönemi SGK kapsamındaki tüm sigortalı sayılarına bakıldığında, Ağustos 2017'de 20 milyon 776 bin olan toplam sigortalı sayısının Ağustos 2018'de 21 milyon 865 bine yükseldiği görülüyor yani toplam artış sadece 1 milyon 90 bin kişidir.

Bir istihdam seferberliğinin başarılı olup olmadığını özel sektörde daimî statüde istihdam artışı olup olmadığının karşılaştırmasıyla bulursunuz. Verilere bakalım: Ocak 2017'de özel sektördeki zorunlu daimî sigortalı sayısı 12 milyon 382 bin kişi iken bu rakam Ağustos 2018 itibarıyla 13 milyon 20 bin olmuştur. Artış sadece 638 bin kişidir. Şimdi şunu sormak lazım Sayın Bakan: Gerek İşsizlik Sigortası Fonu'ndan gerekse hazineden ne kadar teşvik aktarılmıştır? Çünkü bu süreç içerisinde iki yılda istihdam seferberliğinden ancak 638 bin kişi istifade edebilmiştir. Bu teşvik sisteminin başarısızlığı nedeniyle nasıl bir hesap verilecektir?

Bir diğer başlık, iş cinayetleri. 2018 yılı başından bu yana iş cinayetlerinde hayatını kaybeden çalışan işçi sayısı ekim ayı sonu itibarıyla 1.640 kişi. Sosyal Sigortalar Kurumu verilerine göre bu rakam daha fazla. 2018 Ağustos ayı itibarıyla sekiz aylık süreçte 1.879 işçi hayatını kaybetmiş. İktidara geldiğinizden bu yana 30 bin işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. Ölen madenci sayısı ise 1.600 kişidir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nu çıkardınız. Bu kanun çıktıktan sonra iş cinayetleri, bırakın azalmayı, artarak devam etti. Gelin, bu sistemi değiştirin. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre, kanunun yürürlüğe girdiğinden 2012'den bu yana 10.467 işçi iş cinayetleri nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Bu da bize şunu gösteriyor Sayın Bakan: 6331 sayılı Yasa'nın iş cinayetlerinin önlenmesinde veya azalmasında hiçbir etkisi yoktur. Bu sistemi piyasaya verirseniz, iş güvenliği uzmanlarını ve iş yeri hekimlerini işverene bağlarsanız işyeri eksenli denetim sistemi işlemez. Bundan dolayı bu sistemi mutlaka değiştirmek gerekir.

Sayın Bakan, bu vesileyle üçüncü havalimanı işçilerinin yaşadığı sorunları bir kez daha dile getirmek istiyorum. Havalimanı işçileri, kamuoyuyla da paylaştıkları üzere, bir dizi talepte bulundular. Bu taleplerinin hepsi sizin uymanız gereken, asıl işveren olarak devletin müteahhitlere uygulatması gereken bir mevzuat çerçevesinde işverenin yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülüklerdir.

Şimdi buradan sormak istiyorum: Söz konusu mevzuat için ne yaptınız? Asıl işveren olarak işletmesini verdiğiniz, çalıştırdığınız müteahhitleri ne kadar denetlediniz Sayın Bakan? Teftiş Kurulunu görevlendirdiniz mi? Denetim sonuçları nelerdir? İnşaat sektörüne ilişkin ne tür düzenlemeler yapacaksınız?

Bir diğer olay, kayıt dışılık ve yabancıların çalışma izni. Türkiye'nin çalışma yaşamındaki en önemli sorunlarından biri de kayıt dışılıktır. 2018 Kasım ayı itibarıyla Türkiye'de çalışan nüfusun yüzde 34,3'ü hâlâ kayıt dışı çalışmaktadır. Çifte bordro, eksik prim yatırma gibi uygulamalar almış başını gitmiştir. Bunu önlemeye yönelik ne yapıyorsunuz? Hiçbir şey yapmıyorsunuz. İş müfettişleri vergi kaçırma nedeniyle neden Maliye Bakanlığına suç duyurusunda bulunmuyor? Bunun nedeni, gerçekten kayıt dışılığı önlemeye yönelik politikanızın olmamasıdır Sayın Bakan.

Bir diğer başlık, kamudaki taşeron işçilerin kadroya alınması konusu.

Mevcut kamu taşeron işçileri Başbakan Davutoğlu tarafından kadroya alınma sözü verilmiş ancak KHK'yle getirdiğiniz kadro bir dizi hukuksuzluğu da beraberinde getirmiştir.

Birincisi, 233 sayılı Kanun'a tabi kurumlar neden kapsam dışı bırakılmıştır?

Özel bütçeli kuruluşlardan bazılarını kapsama aldınız, 26 kurumu kapsam dışı bıraktınız. Bu kurumları neye göre kapsam dışı bıraktınız?

Kadroya geçirilme için en az yüzde 70 işçilik maliyeti şartını getirdiniz. Neden? Çağrı merkezi çalışanları niçin kapsam dışı bırakıldı? Taşeron işçilere uygulanan yüzde 4 artı 4 zam şimdiden erimiştir. Bununla ilgili bir çalışmanız var mı Sayın Bakan?

Bir diğer başlık, ücretler ve asgari ücret konusu: AKP iktidarı döneminde ücretlilerin ücretlerinin arttığını iddia edilmektedir ama gerçek tam tersidir. Dünyanın hiçbir ülkesinde çalışanların yarısına yakını asgari ücretli değildir. Türkiye'nin sözde büyümesinin arkasında ezilen, sömürülen milyonlarca asgari ücretli bulunmaktadır. AKP'nin asgari ücret politikası, ücretliyi açlık sınırı altında bir ücrete mahkûm etmek anlamına gelmiştir. Diğer yandan, kriz giderek derinleşmektedir ve asgari ücret açlık sınırının altında kalmıştır. Asgari ücrete ne kadar zam yapmayı planlıyorsunuz Sayın Bakan? Cumhurbaşkanına yaptığınız yüzde 26'lık zammı asgari ücretlilere de yapmayı düşünüyor musunuz?

Son olarak, Ekonomi Bakanı Berat Albayrak işverenlere yönelik çeşitli vergi indirimleri açıkladı. Yıl içerisinde sabit gelirli olarak ücret alan asgari ücretlilerin gelir vergisini de sabitleyip yüzde 15'e çekecek misiniz Sayın Bakan?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Girgin, lütfen tamamlar mısınız.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Tabii.

Bir diğer başlık, kıdem tazminatı hakkı: AKP iktidarında işçilerin kıdem tazminatı hakkına saldırılarak ucuz işgücü cenneti yaratılmak istenmiştir. Sayın Bakan, yeni ekonomik programda ve 2019 yılı programında yeniden kıdem tazminatı fonu kurulmasına ilişkin hedefler açıklanmıştır. Hangi işveren örgütü fon istiyor? Bu konudaki resmî açıklamalarına baktım, ne TİSK ne TÜSİAD fon istemiyor, işçi kesimi de istemiyor. Türkiye'de kıdem tazminatı sorunu yoktur, kıdem tazminatının ödenmemesi sorunu vardır. Asıl yapılması gereken, bütün işçilerin her koşulda kıdem tazminatı hakkını alabilmesinin sağlanmasıdır.

Gerisini sorular bölümünde tamamlayacağım.

Teşekkür ediyorum.