KOMİSYON KONUŞMASI

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Herkesi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanın ilk bütçesi. Öncelikle, hayırlı olsun diyorum ben de. Umuyorum, önümüzdeki yıl kadınlarımız, çocuklarımız, yaşlılarımız, engellilerimiz, gazilerimiz, yoksullar ve bütün dezavantajlı olarak saydığımız herkes için sorunlarının bittiği bir yıl olur.

BAŞKAN - Arkadaşlar, ayakta, telefonla... Bırakın bu işi artık.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Çünkü gerçekten bir çıkmaz içinde bütün bu sorunlar. Örneğin, kadına şiddet ve kadın cinayetleri hız kesmeden devam ediyor. Eylül ayında 45 kadının canına kıyıldı; cebinde koruma kararıyla öldürülen, katledilen kadınlar var. Aslında bu sorunların giderilmesi için güçlü bir iradeye ihtiyaç var ama siz de takdir edersiniz ki bu irade gösterilmezse eğer ne kolluk kuvvetleri işini tam olarak yapar ne yargı yapar ne de bürokratlar yapar. Ama bakıyorsunuz, 3 Ağustosta yayımlanan yüz günlük bir icraat programı var ve kadına şiddetin önlenmesine dair tek kelime yok; "millet bahçeleri" var, "millet kıraathaneleri" var ama "kadına yönelik şiddet" yok. Şimdi, icraat programları bir niyet beyanıdır. Burada yapılması istenenler vardır, önceliklendirilir burada bütün yapılması gerekenler. Tabii ki insanlar burada yüz günde bu sorunların tamamen ortadan kaldırılmasını beklemiyor elbette ama burada bir irade, bir niyet beyanı bekliyor. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Burada, bu programda "İşte Anne Projesi" var, annelere kreş desteğinin verilmesi hedefleniyor. Ben, canıgönülden gerçekten destekliyorum bunu. Ama böylesi olumlu şeyler, kadına yönelik şiddetin yok sayılmasını, görmezden gelinmesini de maalesef hafifletmiyor. Ama "Zaten yapılacak her şey yapılıyor, alınacak önlemler alınıyor. Bu, programda niye olsun?" diye derseniz orası da sözün bittiği yer çünkü gerçekten koruma kararını beklerken öldürülen kadınlar var bu ülkede, koruma kararını aldığı gün öldürülen kadınlar var. İşte böyle olunca da insanlar gerçekten bir niyet bekliyor. Demek ki yanlış bir gidiş var.

Bakın, niyetimiz gerçekten üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Ama her bakan değiştiğinde, her bakan değiştikten sonra insanlarda zihniyetin de değişeceği düşüncesi oluyor, kadınlar için daha olumlu şeylerin olacağının düşüncesi oluyor ama her seferinde de maalesef, kadınlar hayal kırıklığına uğruyor. Her seferinde o koltuğa oturan bakanlar "Kadına yönelik şiddeti önleyeceğiz." "Kanunları tam uygulayacağız." "Mekanizmayı işletmeye başlayacağız." diyor ama maalesef, o koltuğa oturduktan sonra verilen sözler unutuluyor, süregelen zihniyet kırılmıyor. Umarım, bu süreçte gerçekten kadınlar tekrar hayal kırıklığına uğramaz diyorum.

Bir sitemim de var buradan. Sayın Meclis Başkanı Binali Yıldırım geçtiğimiz aylarda -artık, talihsiz mi desem, kötü bir espri denemesi mi desem, ne desem bilemiyorum ama- "Evlenemiyoruz, kadınlara yardımlar veriyorsunuz, o yüzden kimse yüzümüze bakmıyor." diye bir ifadeyi iletti, arkasından da "Sosyal devletin ölçüsünü, ayarını yerinde tutmakta fayda var." diye bir cümle kullandı. Aslında neresinden baksak gerçekten elimizde kalan bir açıklama. Birisi böyle bir şey ifade etti diye bunu yansıtmak, sosyal devletin ölçüsünü, sosyal yardımları bu seviyeye indirmek gerçekten çok da yakışık almadı. Sayın Meclis Başkanının görevi birilerini evlendirmek, çöpçatanlık ya da sosyal devletin ölçüsünü ayarlamak değil. Ancak burada başka bir sorun var: Bakanlığın, özellikle AKP'ye mensup birilerinin zaman zaman saçmalığa varan sözcüklerine, cümlelerine karşın derin bir sessizliği, kayıtsızlığı var. Asıl sorun da burada. Gerçekten, işin gerçeği hem kadın sorunlarından hem de sosyal yardımlardan sorumlu Bakanlığınızın bu konuda bir açıklaması oldu mu? Ben görmedim ya da kaçırdım, bilemiyorum. Bu bütçe gerçekten bunun için de bir fırsat diye düşünüyorum. Bu konudaki düşüncelerinizi hem bizimle hem de Komisyonumuzla paylaşmak, kamuoyuyla paylaşmak için bir fırsat. Paylaşırsanız çok seviniriz.

Öte yandan, Bakanlığın ilk icraatlarından biri ve ilk buluşma konusu nafaka sistemi üzerine oldu. Bunu çok yadırgadım ben. Bu konuda biz KEFEK olarak bir çağrı almadık, muhalefet milletvekilleri çağrı almadı ya da muhalefet olarak görülen sivil toplum kuruluşları da çağrı almadı. Çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet, engellilerin bunca sorunu ortada varken, size de bağlı olan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü bunca işsizlik, işsizliğin yarattığı sorunlarla eli kolu bağlı otururken nafaka sisteminin ele alınmasını da bir niyet beyanı olarak görüyorum ben.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yüceer.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Son cümlem Başkanım. Benden öncekilere verdiniz.